Proje, entegre bir sınır yönetimi stratejisinin sağlanması amacıyla, Türkiye’deki sınır kontrolü mevzuatı ve uygulamalarını, ilgili AB mevzuatı ile uyumlu bir hale getirmeyi hedefliyor.
Türkiye’de “entegre sınır yönetimi” stratejisinin uygulanmasına yönelik bir Eylem Planı’nın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayan AB destekli proje, 9 Eylül tarihinde İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu‘nun da katılımıyla gerçekleşen bir basın toplantısıyla resmen başladı. “Eşleştirme” mekanizması yoluyla uygulanacak projeye ilişkin anlaşma, Türkiye, Fransa ve İngiltere’nin ilgili kurumları arasında 19 Temmuz 2004 tarihinde imzalanmıştı. Adalet ve içişleri alanındaki projeye AB, üyelik öncesi fonlardan 685 bin Euro destek sağlıyor.
Projeden faydalanan taraflardan biri İçişleri Bakanlığı. Proje genel olarak, entegre bir sınır yönetimi stratejisinin sağlanması amacıyla, Türkiye’deki sınır kontrolü mevzuatı ve uygulamalarını, ilgili AB mevzuatı ile uyumlu bir hale getirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, Fransız İçişleri Bakanlığı’ndan Jean Louis Sabathier “uzun dönem uzman” sıfatıyla katılım öncesi danışman görevini üstlenecek. Sabathier, bir yıl boyunca İçişleri Bakanlığı’nda görev yaparak mevzuat uyumu ve uygulama konusunda Türk yetkililerle birlikte çalışacak.
Ayrıca, Fransa ile İngiltere’nin yanı sıra, 2005 yılı boyunca İtalya, Finlandiya ve Polonya gibi ülkelerden gelen 30’dan fazla kısa dönemli uzman da, Türkiye’deki ilgili kurumlarda görev yapacak ve daha sonra hükümet tarafından resmen kabul edilecek Ulusal Eylem Planı’nın hazırlanmasına katkıda bulunacak.
Sınırları uzman kolluk kuvvetleri yönetip koruyacak
2002 yılında kurulan Türk Entegre Sınır Yönetimi Görev Gücü, AB uzmanlarının da yardımıyla, AB müktesebatıyla uyum stratejisi belirleyerek bu çalışmayı 2003 Nisan ayında Avrupa Komisyonu’na sundu. AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin 2003 yılı gözden geçirilmiş Ulusal Programı’nın bir parçası haline gelen strateji, AB’ye üyelik sürecinde, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak, sınır yönetimi ve korumasıyla ilgili tüm konularda çalışacak olan, yeni ve tek bir otoritenin oluşturulmasını öngörüyor. Bu otoritenin personeli asker menşeli değil, uzman kolluk kuvveti unsurlarından meydana gelecek.
Entegre sınır yönetimi konusundaki stratejinin uygulanması amacıyla, Türkiye’nin bu alanda AB ile uyumlu hale gelmesini sağlayacak ve bir yol haritası işlevi görecek olan bir Eylem Planının geliştirilmesi gerekiyor. Eylem Planı, mevzuatın yakınlaştırılması, kurumsal reform ve personelin eğitilmesi gibi konulardaki ihtiyaçların belirlenmesini sağlayacak. Bu alanda AB ile uyum için duyulan yatırım gereksiniminin boyutu itibariyle, sınırlardaki fiziki güvenliğin artırılması gibi konulara ilişkin olarak kapsamlı ve ayrıntılı bir çalışma da yapılarak Türkiye’nin alt yapı ile ekipman ihtiyaçları da saptanacak.
“Entegre sınır yönetimi” AB için ne ifade ediyor?
Adalet ve içişleri, genişleme sürecinin en önemli ve hassas konularından birini oluşturuyor. Ülke sınırlarının denetimi gibi hususlar, üye ülkelerin üzerinde özellikle yoğunlaştığı temel konulardan birini oluşturuyor.
Entegre sınır yönetiminin, AB bağlamında taşıdığı iki anlam bulunuyor: Sınır muhafızları, gümrük ve bitki sağlığı denetimleri gibi farklı hizmetlere ilişkin olarak, sınırlarda uygulanan denetimlerin entegre bir hale getirilmesi yaklaşımı ile ülke sınırlarının idaresinde üye ülkelerce, siyasi ve yasal alanda şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sıkı bir entegrasyonun benimsenmesi. Yani AB, kişilerin serbest dolaşımını sağlamak için iç sınırları kaldırırken, dış sınırlardaki denetimleri daha da güçlendirmeyi istiyor.
Bu yapılırken, üye ülkeler arasında hem yüksek seviyede bir güvenlik işbirliği hem de karşılıklı güven oluşturuluyor. Bir başka deyişle, üye ülkelerden biri tarafından verilen bir vize veya yapılan sınır denetimi, diğer tüm üye devletler için bir sonuç yaratıyor. Her üye ülkeden, kendi sınır kapısının, diğer üyelerin de sınır kapısı olduğunu unutmaması ve bölgedeki tüm ülkelerin bu bağlamdaki çıkarlarını göz önünde bulundurması isteniyor. Arzulanan hedeflere ulaşılabilmesi için, yeşil ve mavi sınırlar boyunca, yani kara ve denizlerdeki sınır gözetimi ile tüm sınır kapılarındaki kontrollerden sorumlu tek bir otoritenin çatısı altında çalışan, iyi eğitilmiş profesyonel sınır muhafızlarının varlığı da zorunlu oluyor.
Türkiye’nin coğrafi konumu, bir geçiş ülkesi olarak taşıdığı önem, kara ve deniz sınırlarının uzunluğu ile bu sınırların korunmasıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan fizikî güçlükler düşünüldüğünde, Türkiye’nin AB müktesebatı, müktesebatın uygulanması ve uyum sürecinde karşılaşacağı en önemli sorunlardan birinin, sınır denetimleri ve sınır yönetimi olacağı görülüyor.



Kaynak : 