Reuters tarafından verilen habere göre, ABD hükümeti, ABD teknoloji şirketlerinin verileri nasıl işlediğini ve aktardığını kısıtlayan yabancı yasalara aktif olarak karşı çıkmaları için dünyanın dört bir yanındaki Amerikalı diplomatlara talimat verdi ve yükselen veri egemenliği ve yerelleştirme kurallarını küresel veri akışlarına, inovasyona ve yapay zeka gibi gelişmekte olan teknolojilere yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi.
18 Şubat tarihli ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından imzalanan iç diplomatik bir telgrafta, Dışişleri Bakanlığı, elçilere, veri yerelleştirme zorunlulukları, veri ikametgahı gereksinimleri ve uluslararası alanda ortaya çıkan diğer veri egemenliği yasaları gibi “gereksiz yere külfetli düzenlemelere” karşı koymalarını söyledi.
Bu direktif, özellikle Avrupa’da, AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ve ilgili ulusal kurallar da dahil olmak üzere veri koruma çerçevelerini sıkılaştıran ülkelere karşı yönetimin daha çatışmacı bir diplomatik duruşunu işaret ediyor. Telgraf, bu tür önlemlerin sınır ötesi veri akışlarını bozabileceği, teknoloji hizmetleri için maliyetleri artırabileceği, siber güvenlik risklerini yükseltebileceği ve bulut, yapay zeka ve dijital hizmetlerdeki inovasyona zarar verebileceği konusunda uyardı.
Telgraf, “Küresel veri akışları dijital ekonomi için kritik öneme sahiptir” diyerek, ABD diplomatlarını, Kuzey Amerika, Asya ve Okyanusya ülkelerini içeren ve hem veri korumasını hem de açık veri hareketini kolaylaştırmayı amaçlayan çok taraflı bir girişim olan Küresel Sınır Ötesi Gizlilik Kuralları Forumu gibi politikaları teşvik etmeye çağırdı.
Avrupa Dijital Politikasıyla Gerilimler
Bu girişim, Brüksel ve ulusal başkentlerde dijital egemenlik üzerine yoğunlaşan tartışmaların arka planında gerçekleşiyor; bu politika gündemi, ülkelere vatandaşlarının verileri, dijital altyapıları ve kritik teknolojileri üzerinde daha fazla kontrol sağlamayı amaçlıyor. Avrupalı yetkililer, ABD bulut hizmetleri ve yapay zeka firmalarının hakimiyetinden giderek daha fazla rahatsızlık duyuyor ve kendi yetki alanlarında daha güçlü veri koruma, depolama ve işleme gereksinimleri savunuyorlar.
ABD yetkilileri bu tür düzenlemeleri “maliyetli ve gereksiz” diyerek eleştirdi ve son telgrafta GDPR tarzı kısıtlamalar açıkça “zahmetli” kurallara örnek olarak gösterildi. 2018 AB çerçevesi gizlilik korumaları için küresel bir standart belirlemiş olsa da, Washington bunu özellikle yapay zeka eğitimi ve sınır ötesi hizmetler için sorunsuz uluslararası veri kullanımı ve birlikte çalışabilirliğin önünde bir engel olarak görüyor.
Son yıllarda diplomatlar, platform şirketlerinin sorumluluklarını sıkılaştırmayı ve rekabet kurallarını güçlendirmeyi amaçlayan AB Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasası’nın (DMA) bazı bölümlerine karşı da harekete geçirildi; bu da Washington ve Brüksel arasında dijital yönetişim konusunda artan ayrılıkları daha da gösteriyor.
Çin ve Verinin Jeopolitiği
ABD telgrafı ayrıca, Çin’in veri ve teknoloji stratejisinin -özellikle veri depolama ve aktarımına ilişkin katı kurallarının- Pekin’in küresel etkisini genişletebileceği ve uluslararası gizlilik normlarına risk oluşturabileceği konusunda da uyardı. Pekin hükümeti, yerli firmaların kullanıcı verilerini nasıl ele aldıkları konusunda kontrolleri sıkılaştırdı ve veri erişimini daha geniş jeopolitik hedeflerle ilişkilendirdi; ancak Washington’daki Çin Büyükelçiliği, Amerikan diplomatik talimatından haberdar olmadığını söyledi.
Dijital Politikada Küresel Riskler
Veri egemenliği yasaları çeşitlilik gösteriyor; yerel depolama gereksinimlerinden, belirli korumalar karşılanmadıkça yabancı şirketlerin kişisel verilere erişiminin sınırlandırılmasına kadar. Destekçileri, vatandaşların gizliliğini ve ulusal güvenliği koruduklarını savunurken, eleştirmenler interneti parçaladıklarını ve yabancı firmalar için uyumluluk maliyetlerini artırdıklarını söylüyor.
Analistler, ABD’nin bu hamlesinin, ABD şirketlerinin küresel lider olduğu yapay zeka, bulut hizmetleri ve dijital ticaret sektörlerinde rekabet gücü için serbest sınır ötesi veri akışlarının şart olduğu görüşünü yansıttığını söylüyor. Muhalifler ise ABD’nin bu tutumunun güvensizliği derinleştirebileceğini ve Avrupa, Asya ve Latin Amerika’da bağımsız dijital ekosistemler oluşturma çabalarını hızlandırabileceğini savunuyor.
Veri Egemenliği Nedir, Neden Önemli?
Veri egemenliği yasaları, veriyi kimin kontrol ettiğini, nerede saklanabileceğini veya işlenebileceğini ve hangi hukuk sistemine tabi olduğunu tanımlar. Uygulamada, küresel dijital hizmetlerin işleyiş biçimini değiştirirler.
Hükümetlerin şimdilerde veri egemenliği konuşmasının temel nedeni artık verinin, stratejik varlık, istihbarat vektörü ve ekonomik kaldıraç olarak görülmesi.
Özünde, veri egemenliği yasaları, ülkedeki insanlar, şirketler veya kritik sistemler tarafından üretilen verilerin, yabancı yasalar değil, o ülkenin yasalarına tabi olmasını sağlamayı hedefler. Bu önemlidir çünkü yurt dışında saklanan verilere yabancı mahkemeler erişilebilir, yabancı gözetim yasalarına tabi olabilir, yerel denetim olmaksızın ele geçirilebilir veya analiz edilebilir. Bu nedenle de verilerin ülke içinde saklanması kuralı getirilir.
Ancak bu durum, şirketleri yerel veri merkezleri kurmaya zorlar. Bu da küresel bulut sağlayıcıları için maliyetleri artırır. Ülkenin yabancı altyapıya bağımlılığı azaltır.
Bugünlerde bir önemi de şu, çok uluslu veri kümeleri üzerinde yapay zeka eğitimini zorlaştırır. Yapay zeka modelleri, büyük veri kümeleri ve sürekli veri akışlarına ihtiyaç duyar.
ABD bakış açısından bu yasalar, küresel interneti parçalıyor, Amerikalı teknoloji firmaları için maliyetleri artırıyor, ABD’nin bulut ve yapay zeka alanındaki liderliğini zayıflatıyor ve Çin tarzı dijital sınırları meşrulaştırıyor. Bu nedenle ABD, diplomatlarına dünya çapındaki veri egemenliği girişimlerine karşı aktif olarak mücadele etmeleri talimatını verdi.



Kaynak : 