ABD’de Federal bir mahkeme, FBI’ın mahkemeden arama emri olmadan, Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Bölümü kapsamında toplanan iletişimlere yönelik yaptığı erişim ve aramaların, Amerikan Anayasasının makul olmayan aramalara ve el koymalara karşı koruma sağlayan Dördüncü Değişiklik’i ihlal ettiğine karar verdi.
702. Bölüm, ABD hükümetinin ABD dışında bulunan ABD vatandaşı olmayan kişileri hedef alarak yabancı istihbarat bilgilerini toplamasına izin veriyor. Ancak, bu gözetim –Snowden’in 2013’de iddia ettiği gibi– genellikle tesadüfen ABD vatandaşlarını içeren iletişimleri de yakalıyor. FBI gibi kurumların toplanan bu verileri arama emri almadan aradığı ve anayasal korumaları etkin bir şekilde atlattığı uygulamasına, “Arka kapı aramaları” adı veriliyor.
Bu durumun Türkiye’deki karşılığı ise BTK tarafından uygulanan “Abone Deseni“dir. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi de ihlal kararı verdi. Ancak mahkemenin kararı havada asılı kaldı, uygulanmıyor.
ABD Federal Mahkemesi, FBI’ın 702. Bölüm verilerine ilişkin on binlerce haksız sorgu gerçekleştirdiğini ve bu tür müdahaleci aramaların rutin hale geldiği “aşırı gevşek” bir ortam yarattığını tespit etti. Bu karar, ulusal güvenlik önlemleri ile bireysel gizlilik hakları arasındaki çelişki sürecinde bir yeni adım. Karar, gözetim uygulamalarının anayasal standartlara uymasını sağlayacak olan yasal ve politik reformları teşvik edebilir ve özellikle ABD vatandaşları ile ilgili olarak 702. Bölüm verilerinin kullanımında daha sıkı denetim ve sınırlamalara yol açabilir.
Bölüm 702 Nedir?
Bölüm 702, 2008 FISA Değişiklikleri Yasası’nın bir parçası olarak yürürlüğe giren Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) bir hükmüdür. ABD hükümetine, mahkemeden bireysel arama kararı almadan, ABD dışında bulunan ABD vatandaşı olmayan kişileri hedef alarak yabancı istihbarat bilgilerini toplama yetkisi verir.
Bölüm 702, istihbarat değeri olduğuna inanılan yabancı kişilerden e-postalar, telefon görüşmeleri ve diğer elektronik veriler gibi iletişimlerin toplanmasına izin verir. Terörle mücadele ve karşı casusluk gibi ulusal güvenlik amaçları için tasarlanmıştır.
Gözetim, ABD dışındaki kişileri hedef alır, ancak genellikle ABD vatandaşlarını içeren iletişimleri (örneğin, yabancı hedeflerle iletişim kuran Amerikalılar) tesadüfen yakalar. Program, verilere erişim sağlamak için ABD merkezli telekomünikasyon sağlayıcıları ve teknoloji şirketlerinin iş birliğine dayanır. 2013’de Edward Snowden bunu ortaya dökmüştü.
702 İçin Kullanan Programlar
702. Bölüm kapsamında yetkilendirilen iki temel program şunlardır:
- PRISM: E-posta ve bulut depolama şirketleri gibi servis sağlayıcılarına, yabancı istihbarat hedefleriyle ilgili verileri teslim etmelerini söyler.
- Upstream: Denizaltı kabloları ve ağ anahtarları gibi internetin omurgasından, transit halindeki iletişimleri engellemek için veri toplar.
Denetim Eksikliği:
Eleştirmenler, programın yeterli güvenlik önlemlerinden ve denetimden yoksun olduğunu ve istihbarat teşkilatları tarafından potansiyel suistimal ve aşırı erişime yol açtığını savunuyor.
Programın arama emri gerektirmeyen doğası, Amerikalıların mantıksız aramalara ve el koymalara karşı anayasal haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle itiraz edildi. Programın büyük bir kısmı gizlilik altında yürütülüyor ve bu da kamuoyunun ve yargının kapsamı ve uygulamaları hakkındaki anlayışını sınırlandırıyor.
Bölüm 702 verilerinin “arka kapı aramalarına” karşı verilen karar, ulusal güvenlik ile gizlilik hakları arasında denge kurulması konusunda devam eden tartışmalara yeni bir boyut katacak. Program, Kongre tarafından periyodik olarak yeniden yetkilendiriliyor ve sıklıkla reform ve ek güvenlik önlemleri hakkında tartışmalara yol açıyor. Bölüm 702, ABD istihbarat cephaneliğinde kritik ancak tartışmalı bir araç olmaya devam ediyor.



Kaynak : 