Röportajın ilk 3 bölümünü
- Acarer; GSM’de Vergilerin Bir Kısmı ARGE’ye Aktarılabilir-1
- Acarer; ARGE Çalışmalarının Desteklenmesi TK’nın Hedefidir-2
- Acarer; Vodafone Almanya’daki Vatandaşlarımızla Avantajlı-3
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : 3G bu pazara nasıl bir motivasyon taşıyacak sizce? Yeni firmaya giriş izni verecek misiniz?
Dr.Tayfun Acarer : Aslında Türk Telekom’un özelleştirilmesi ve Avea’nın şu anda tamamen özel sektör yönetimine geçmiş olması, hemen ardında da Telsim’in satışı, sektörde daha sağlıklı bir rekabet ortamının oluşmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Dolayısı ile pazardaki bu gelişmeler, 3G konusunda da kendini hissettirecektir. Yeni bir firma konusuna gelince, diğer ülkelerdeki uygulamalara baktığımızda 3G lisanslarının mevcut 2G işletmecilerine ve bunların yanında bir veya iki işletmeciye daha olmak üzere yetkilendirme yapıldığını görüyoruz. Bildiğiniz gibi 2006 gündemimizde bu konuda öncelikler arasında yer almakta ve yapılacak frekans planlamasına göre dördüncü bir işletmeciye de pazara giriş izni verilebilir ancak bu işletmecinin mevcut işletmecilerle rekabet edebilmesi için, bu işletmecinin pazara girişini kolaylaştırıcı bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Bunun yanında bu işletmecinin pazara girmesinin ardından ne gibi gelişmeler kaydedilebilir, bütün bunların değerlendirilmesi gerekiyor. Benim şahsi görüşüm, mümkün olduğunca bu sektörde de işletmeci sayısının fazla olması yönündedir. Biliyorsunuz 2006 yılı bu konulara ağırlık vereceğimiz bir yıl olacak ve çalışmalar netisinde üç işletmeci mi dört işlemeci mi veya başka seçenekler de olabilir mi, bütün bunları açığa kavuşturmaya çalışacağız. Ancak bilindiği üzere bu konuda nihai karar ve tasarruf siyasi otoritenindir.
3G konusunda Avrupa ülke örneklerine bakıldığında genelde mevcut 2G işletmecilerinin 3G yetkilendirmesini de aldıkları görülmektedir. Bunun en önemli sebepleri arasında mevcut şebekelerinin üzerine 3G şebekesini kurmanın sıfırdan bir şebeke kurmaya göre daha az bir yatırım gerektirmesi ve bazı şebeke birimlerinin ortak kullanılabilir olması gelmektedir. Bununla birlikte, otoriteler yeni işletmecilerin de 3G mobil pazarında yer alabilmesi amacıyla işletmeci sayısının belirlenmesi aşamasında genelde mevcut 2G işletmecisi sayısının bir ya da iki işletmeci fazlası olacak şekilde planlama yapmaktadır. Yeni işletmecilerin şebekeyi sıfırdan kurma maliyetlerinin çok yüksek olması nedeniyle yeni işletmeci sayısı çok fazla artmamaktadır.
Ülkemizde mobil telekomünikasyon sektörünün ilk uygulamasını oluşturan 1G sistemlerini köylere ulaşım sağlayan şose yollara benzetecek olursak, 2G sistemleri ile asfalt yollar, 2.5G ile bölünmüş yollara geçilmiş ve yarın 3G ve ötesi sistemlerin ülkemize gelmesiyle ile bu yollar otobanlara dönüştürülecektir. Yani, her kuşakta ses hizmeti sunulabilirken, bir sonraki kuşak daha kaliteli ses hizmetinin yanında daha hızlı ve zengin içerikli veri iletişimine imkan sağlamaktadır.
Örneğin, GPRS teknolojisi kullanılarak teorik olarak 114 kbps veri iletim hızına ulaşılabilirken, EDGE teknolojisinde bu hız teoride 384 kbps’a kadar çıkabilmektedir. 3G sistemlerinde ise hızlar artık Mbitlerle ifade edilmekte ve 2Mbps hızına, bir sonraki teknolojiyi oluşturan HSDPA’de de 14 Mbps veri iletim hızlarına ulaşılabilmektedir. Hızdaki bu artış özellikle bilgiye erişim açısından alışageldiğimiz erişim kavramına yeni bir boyut getirmektedir.
Dolayısı ile, “mobil şebekeler üzerinden sağlanan veri iletim hızı” bilgiye erişimde anahtar konumundadır. Dünya’da da bunun önemi fark edildiğinden, genişbant teknolojilerine büyük yatırımlar yapıldığı görülmektedir. AB üretkenliğe, istihdama ve GSMH’ya pozitif etkilerinden dolayı mobil şebekeleri ekonomideki büyümenin lokomotifi olarak görmektedir.
Diğer taraftan 3G’nin, her zaman ve her yerde çoğul ortam uygulamaları gibi yüksek hızlı veri hizmetlerine erişim imkanı sağlaması ile, daha gelişmiş istihdam ve sosyal bağlılık sonucu, AB’nin 2010 yılına kadar en rekabetçi ve dinamik bilgi tabanlı ekonomi olma hedefine katkı sağlayacağı ifade edilmektedir. Aynı zamanda genişbant mobil hizmetleri, mobil endüstrisinin devamlı başarısı açısından anahtar konumunda olduğu belirtilmektedir. Bu hedefin ülkemiz içinde geçerli olması gerektiği dikkate alınırsa, 3G’nin bu hedefe ulaşmada katkısının büyük olacağı değerlendirilmektedir.
3G şebekeleri üzerinden ses hizmeti sunulacak olsa da esas ağırlığın hızlı ve zengin içerikli veri uygulamaları olacağı düşünülmektedir. Dolayısı ile, 3G şebekelerinin faaliyete geçmesi ve genişbant erişim imkanlarının artmasının;
- İnternet kullanımının yaygınlaşmasına katkı sağlayacağı,
- Bilgi toplumuna geçişte önemli bir etken olacağı,
- Özellikle yazılım alanında yerli firmalara önemli fırsatlar yaratılabileceği,
- Gençlerimize yazılım sektöründe istihdam oluşturabileceği,
- Uzaktan eğitim, m-kütüphane, İnternet üzerinden bilimsel laboratuvarlara erişim, İnternet üzerinden dil eğitimi gibi uygulamalar ile eğitime katkı sağlanacağı,
- Yaşlı ve engellilerin uzaktan gözetim ve kontrolünde kolaylıklar sağlayacağı,
- m-uygulamalar ile vatandaşlarımızın yaşamının daha da kolaylaşacağı
beklenmektedir
Röportajın devamını aşağıdaki başlıklarla okuyabilirsiniz;
- Acarer; GSM’de Vergilerin Bir Kısmı ARGE’ye Aktarılabilir-1
- Acarer; ARGE Çalışmalarının Desteklenmesi TK’nın Hedefidir-2
- Acarer; Vodafone Almanya’daki Vatandaşlarımızla Avantajlı-3
- Acarer; 3G Konusunda Karar Siyasi İradededir-4
- Acarer; TK Wimax Çalışmalarını Sürdürüyor-5
- Acarer; UMTH Firmaları Hizmetlerini Duyurmuyor-6
- Acarer; Özelleştirme Sonrası TT’nin Tekel Durumu Sürmeyecek-7
başlıkları altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 