Röportajın önceki bölümlerini
- Acarer; GSM’de Vergilerin Bir Kısmı ARGE’ye Aktarılabilir-1
- Acarer; ARGE Çalışmalarının Desteklenmesi TK’nın Hedefidir-2
- Acarer; Vodafone Almanya’daki Vatandaşlarımızla Avantajlı-3
- Acarer; 3G Konusunda Karar Siyasi İradededir-4
- Acarer; TK Wimax Çalışmalarını Sürdürüyor-5
- Acarer; UMTH Firmaları Hizmetlerini Duyurmuyor-6
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : TT’nin özelleştirme sonrası durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr.Tayfun Acarer : Artık özelleştirme sonrasında Türk Telekom daha rahat hareket etme yeteneğini elde etmiş durumda. Takdir edersiniz ki bu işletmenin yeni yönetimini de devralan hissedarları işletmeyi daha etkin hale getirmek için çalışacaklardır. Ancak biz de Kurum olarak, sektöre yeni girmeye çalışan başka işletmecilerin sektöre daha kolay girebilmelerinin yollarını arıyoruz, aramaya devam edeceğiz. Kamuoyunda en çok konuşulan konulardan birinin de özel tekel oluşup oluşmayacağıdır. Ben bu tip endişelere yer olmadığını ifade etmek istiyorum. Ancak bu söylediklerimle, bugünden yarına kadar Türk Telekom’un rekabet üstünlüğünün yok olacağı anlamını çıkarmamak gerekiyor.
Biliyorsunuz Türk Telekom’un ses iletimini ihtiva eden telefon hizmeti ve telekomünikasyon altyapı hizmeti alanındaki kanuni tekel hakkı -özelleştirme öncesinde- 2004 yılı başında sona ermiş bulunmaktadır. Bu kapsamda Kurumumuz tarafından, söz konusu tekel hakkının bitimini müteakip ve özelleştirme öncesinde, ilgili telekomünikasyon piyasalarında rekabet ortamının hızla sağlanması ve bazı hizmetlerde fiili tekelin sona erdirilmesi için önceden belirlenen politika projeksiyonları çerçevesinde başlatılan yetkilendirme çalışmaları son aşamaya gelmiş durumdadır. İlgili piyasalarda rekabetin tesisi ve iyileştirilmesi amacıyla yapılan bazı temel yetkilendirme çalışmaları hakkında kısa bir değerlendirme yapacak olursak:
İlgili piyasalarda yetkilendirmelerin biran önce tamamlanabilmesi için ‘Yetkilendirme Yönetmeliği’ hazırlanmıştır. Bu Yönetmelikte telekomünikasyon hizmeti yürütmek ve/veya altyapısı kurmak ve işletmek isteyen sermaye şirketlerinin yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir. Söz konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle, mevcut mevzuatın elverdiği ölçüde, piyasaya girişlerin kolaylaştırılması, bu kapsamda örnek olarak genel izin yetkilendirme yönteminde kayıtlama modelinin getirilmesi ve Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumun sağlanması da temin edilmiştir.
Yetkilendirme Yönetmeliği gibi piyasaya girişi düzenleyen hususlar dışında, rekabetin kısa vadede oluşması beklenen hizmet kategorilerinde de Kurum çalışmaları, önceden belirlenen iş planı doğrultusunda yürütülmektedir. Bu çalışmalarda ilgili piyasalarda hizmet vermek isteyen işletmeciler açısından bir nevi yol haritası olarak değerlendirilebilecektir.
Bunlar arasında özellikle önem arz eden, işletmecilere her türlü altyapı üzerinden her türlü teknolojiyi kullanarak kullanıcılara illerarası ve/veya uluslararası telefon hizmeti sunulmasını kapsayan ‘Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri (UMTH)’ ile ilgili yetkilendirme çalışmaları bitirilmiş ve ilgili piyasada işletmeciler hizmet vermeye başlamıştır. İlgili piyasada kısa vadede karşılaşılan sorunlar bulunmakla birlikte, Kurumumuz hakemliğinde piyasa aktörleri arasında orta ve uzun vadede daha etkin bir rekabet ortamının oluşması beklenmektedir. Burada UMTH işletmecilerinin özellikle uluslararası telefon hizmetlerinde belirli piyasa büyüklüklerine ulaşacağı ön görülmektedir.
Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri dışında Kurum bünyesinde Karasal Hatlar Üzerinden Veri İletimi ve Ortak Kullanımlı Telsiz Hizmetlerinde yetkilendirme çalışmaları tamamlanmış, Kablo TV, Altyapı Sağlayıcılığı ve Genişbant Sabit Telsiz Erişim Hizmetlerine yönelik hizmet bazında yetkilendirme çalışmaları da bitirilerek, diğer düzenlemelerin yapılması için ilgili mercilere aktarılmıştır.
Bir kaç örnek verdiğim düzenleme çalışmalarından görüleceği üzere, Kurumumuz, diğer dünya ülkelerindeki tecrübeler ışığında, rekabetin öncelikle tesis edilebileceği piyasalarda yetkilendirme çalışmalarını tamamlamış bulunmaktadır. Bu çerçevede -özelleştirme sonrası- Türk Telekom’un ilgili piyasalarda piyasa gücünün kısa ve orta vadede devam edeceğini ancak, tekel konumunu sürdüremeyeceği düşünüyorum Bunun yanısıra, altyapı sağlayıcısı olması ve piyasa gücünü sürdürmesi hasebiyle Türk Telekom, öncül düzenlemelere de tabi tutulmakta (hesap ayrımı, şeffaflık vb.) ve bununla daha etkin çalışan piyasa yapısına ulaşılması amaçlanmaktadır.
turk-internet.com : Son olarak Yerli sermayeye telekom sektörü konusunda söyleyecekleriniz var mıdır?
Dr.Tayfun Acarer : Yerli sermaye mutlak surette Ar&Ge faaliyetleri içerisinde bulunmalı ve teknoloji geliştirme konularında istekli davranmalıdır. Daha önceki bir sorunuzda da ifade ettiğim gibi bu yol uzun soluklu, maliyetli yani dikenli bir yol olsa da bir yerinden tuttuğunuzda geri dönüşlerinin de çok büyük getirileri olacağının unutulmaması gerekmektedir.
Bununla birlikte çok hızlı gelişen bir sektörde var olan teknolojiyi üretmeye yönelmenin fazla bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle daha ileriye dönük teknolojiler üzerine odaklanarak, bu teknolojilerin gelişim aşamasında bir yerlerden tutunabilmek için çalışmak daha akılcı bir yaklaşım olacaktır.
Bunun için, hâlâ tartışmaları süregelen 4G sistemlerine yönelik çalışmalar yürüten gruplarla işbirliği yollarının aranması daha faydalı olacaktır.
Özellikle yeni teknolojilerde yazılımların çok daha fazla katma değere sahip olduğunu görüyoruz. Bu nedenle yerli mülkiyette yazılım alanına yönelmenin kendilerine daha büyük fırsatlar çıkaracağı konusunda, yerli sermayeye son bir mesaj vermek isterim.



Kaynak : 