2004’den itibaren “Telekom” sektöründe sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Bir yanda serbestleşmesinin tamamlanması beklenen bir sektör, bir yanda 3’ünde de sıcak gelişmeler yaşanan GSM şirketleri, diğer yanda sektörün dev tekel şirketinin özelleştirilme çalışmaları.
Üstelik yukarıdaki paragrafta da görüleceği gibi, konuların hepsi sorunlu. Kısaca özetleyelim..
GSM sektöründe Çukurova Grubunun, bankaları nedeniyle düştüğü sıkıntılı durumundan etkilenen dünya devi şirketimiz Turkcell’in TeliaSonera ile durumu ve daha da ötesi belirsizlik başta geliyor. Yanı sıra son 1 yıldır başarılı bir yönetimle hayatını sürdüren ama satışı gündemde olan, –Vodafone’un almaya istekli olduğu bildirilen—Telsim var. Tabi ki 2004 yılını zararda bitiren, servis kalitesinden şikayetler alan ve Telecom Italia’nın “TT ihalesini almaz ise bırakacağını” söylediği AveA’da diğer ilginç bir konu.
ISS sektöründe, Türk Telekom’un tekelini sürdürmeye çalıştığı ADSL, Metro Ethernet gibi konular. Bu nedenle internet erişimi konusunda satılacak hizmet bulamadıkları için finansal olarak zorlanan ve hayatlarını ancak UMTH ile sürdüren ve adlarını “…. Telekom”a çeviren firmalar..
UMTH sektöründe çözüm bekleyen sorunlar. B lisansları alanların kasım 2004’den bu yana hala alamadıkları servis.
Türk Telekom özelleştirmesinde ise asıl bundan sonra çeşitli gelişmeler yaşanacak. Ankara kulislerinden yansıyan bilgiler özelleştirmenin halka açılmaya gideceğinin işaretlerini veriyor.
İşte Telekomünikasyon Kurumu Başkanlığına atanan Dr.Tayfun Acarer’i tüm bu sorunlar bekliyor. Biz de kendisine düşüncelerini sorduk; Bu aynı zamanda kendisinin sektörde verdiği ilk röportaj oluyor.
turk-internet.com : Türk Telekom sektörünü nasıl görüyorsunuz?
Tayfun Acarer : Telekomünikasyon sektörü oldukça dinamik bir sektördür. Bireysel haberleşmeyi sağlamasının yanı sıra, bilgi toplumunun temel altyapısını oluşturan ve kendi başına ekonomik değeri olan stratejik bir sektördür.
Bilindiği üzere ülkemizdeki serbestleşme yasal olarak Türk Telekom’un tekel süresinin sona ermesinin ardından yani 2004 yılı başı itibariyle başlamıştır. Serbestleşmenin akabinde sektörde tesis edilecek etkin rekabet ortamı neticesinde piyasaya yeni firmaların girmesi, yeni yatırım ve yeni hizmetlerin olması sonucunda pazar büyüklüğü ve istihdamın artması, hizmet kalitesinin yükselmesi ve fiyatların düşmesi beklenmektedir. Serbestleşmenin başlangıcından bugüne kadar geçen süreç içerisinde bu beklentilerin gerçekleşmesine katkıda bulunacak gelişmeleri görmek mümkündür. Örneğin 2003 yılı sonunda toplam 126 adet olan yetkilendirilmiş işletmeci sayısı 2005 yılının Nisan ayı sonu itibariyle yaklaşık %73 artarak 218’e çıkmıştır. Bunların içinden İSS yetkilendirmesi alan işletmecilerin sayısı 81, Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri sunma yetkilendirmesi alan işletmecilerin sayısı 43 ve Ortak Kullanımlı Telsiz Hizmetleri sunmak üzere yetkilendirme alan işletmecilerin sayısı da 39’dur.
2003 yılı sonu itibariyle yaklaşık 11 milyar dolarlık bir hacme ulaşan Türkiye’deki telekomünikasyon sektörünün 2005 yılı sonu itibariyle 13 milyar doları aşacağı tahmin edilmektedir. Sabit telefonda geçmiş yıllarda hızlı bir büyüme kaydeden sektör, mobil telefonda ise 1998 yılından itibaren önemli gelişmeler kaydetmiştir.
Halihazırda Türkiye’de sabit telefon hizmetleri Türk Telekom tarafından verilmektedir. PSTN abone sayısı açısından Türkiye, AB üyesi ve aday ülkeleri arasında 5 nci sırada yer almaktadır. Diğer taraftan nüfusa göre penetrasyon oranları dikkate alınarak yapılacak sıralamada ise AB üyesi ve aday ülkeleri ortalamasının çok altında kalmaktadır.
GSM sektöründe ise 3 işletmeci faaliyetlerini sürdürmektedir. Ülkemizde GSM sektörü, tüm dünyada olduğu gibi hızlı bir gelişme göstermektedir. 2005 yılı Mart ayı sonu itibariyle nüfusa göre penetrasyon oranı %52’dir. Ancak yaklaşık %83 olan AB üyesi ülkelerdeki GSM penetrasyon oranının hala çok gerisindedir. Ülkemizdeki genç nüfusun fazlalığı nedeniyle, mobil abone sayısında orta vadede artışın devam edeceği tahmin edilmektedir.
Ülkemizde 20 ilde verilen Kablo TV hizmetinin yetkilendirmeler sonrasında, transmisyon hizmetlerinde kiralık hatların, yayıncılık hizmetlerinde uydu platform hizmetinin, genişbant internet erişim hizmetinde DSL hizmetinin ve telefon hizmetinde de PSTN üzerinden sunulan telefon hizmetinin alternatifi olması beklenmektedir. 2005 yılı Mart ayı sonu itibariyle Türk Telekom tarafından işletilen KATV şebekesi ülkemizdeki toplam hane sayısının yaklaşık %15’ine ulaşmakla birlikte kablo TV’ye abone olan hane yüzdesi yaklaşık %7 oranındadır.
Ülkemiz İnternet pazarında (özellikle genişbant İnternet erişiminde) henüz beklenen yoğunluk seviyelerine ulaşılamamıştır. 2004 yılı sonu itibariyle İnternet kullanıcı sayısının 10,2 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bunlardan kablo İnternet abone sayısı yaklaşık 36 bin, ADSL abone sayısı ise yaklaşık 635 bindir. Bu rakamlar nüfusumuza kıyaslandığında oldukça az görünmektedir. Ancak genişbant internet erişim hizmetlerinden ADSL abone sayısı 2005 yılı başlarında 2004 yılı Şubat ayına göre yaklaşık %720 artış göstermiştir. Ülkemizdeki İnternet kullanıcı sayısının son yıllardaki hızlı artışına rağmen, kullanıcı sayısı yoğunluğu bakımından gelişmiş ülkelere nazaran düşük seviyelerde seyretmektedir. Buna karşın orta vadede kullanıcı sayısında önemli miktarda artış kaydedilebileceği düşünülmektedir. İnternet kullanıcılığının beklenen büyüklükte ve yaygınlıkta olmamasının tek sebebi İnternet’e erişim sorunları olmayıp, bilgisayar sahibi olanların azlığı, Türkçe site ve içerik azlığı, internet kullanımı için gerekli eğitim eksikliği de sayılabilir.
Sabit, mobil, Kablo TV, internet gibi hizmetlerin dışında Uydu Platform işletmeciliği, GMPCS işletmeciliği, Uydu Hizmetleri işletmeciliği gibi altyapı ve farklı hizmet sunumları olmakla beraber bunların pazar büyüklüğü kayda değer seviyede değildir.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bazı açılardan memnuniyet verici gelişmelerin yaşandığı Türkiye’de bazı açılardan ise gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmak için daha çok çaba harcanması gerektiğini söylemek mümkündür. Özellikle sabit ve mobil şebekelerin yaygınlığı hususunda Türkiye’nin makul bir seviyede olduğu, ancak sabit erişim şebekeleri için alternatif yolların geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Hizmet çeşitliliği ve hizmetlerin yaygınlık ve kullanım oranlarının, özellikle genişbant hizmetlerin kullanım oranlarının çok düşük olması nedeniyle bu konuların dikkatle ele alınması gerekmektedir. OECD genişbant penetrasyon verileri incelendiğinde, ülkemizde, kablo TV ve DSL gibi genişbant şebekelerin kullanımının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Ancak genişbant yatırımlarının ve internet eğitiminin artırılmasına yönelik politikalar, dolayısıyla sayısal uçurumun azaltılmasına yönelik yükümlülüklerin paralel bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Röportajın devamını Acarer; Serbestleşen Her Pazardaki Sorunlar Var-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 