Bu söyleşi Türk Geniş Bant İnternet Pazarında 2010 dosyası kapsamında yayınlanmaktadır.
Bu söyleşinin ilk bölümünü Akarca : ‘3G’yi Merak’ Seviyesi Aşıldıktan Sonra ADSL Pazarı Yeniden Büyümeye Başladı – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Turk-Internet.com : Dediğiniz gibi geniş bant pazarında sanki büyümenin çok yavaş ilerlediği ve biraz daha sabitleniyor gibi gözüktüğü bir ortam var. OECD raporlarına bakıldığında da abone sayısı olarak belki çok kötü yerlerde değiliz ama penetrasyonda hala ülke olarak son sıralardayız. Bunun sebepleri sizce neler olabilir?
Mehmet Ali Akarca: Şimdi bakıldığında orada birkaç tane sebep var gibi gözüküyor. Bunlardan biri sabit dünyaya yani ADSL dünyasına baktığınızda çeşitli zorluklar olduğu görülüyor. Bence tüm bu teknolojilere son kullanıcı açısından bakmak gerekiyor. Şu anda biz tüm alternatif operatörler ve TTNET ve Türk Telekom olarak belki de kendimizde bir hata bulmamız lazım.
Sabit dünyada iş yapmak hakikaten oldukça zor. Yani müşteri açısından baktığınız zaman bir hattınızı açtırmak, onu tesis ettirmek, daha sonra eğer bir operatörden başka bir operatöre geçiyorsanız bu geçiş sürecinde yaşanan sıkıntılar oldukça zorlayıcı.
Bugün baktığınızda size şöyle bir örnek verebilirim GSM dünyasında siz telefon numaranızı taşıdığınız zaman gece 12’den sonra 10 dakikalık bir kesinti sonucunda normal hayatınızı devam ettiriyorsunuz. Bugün ADLS’inizi taşımaya kalktığınız zaman geçirmiş olduğunuz kesinti süresi 5 gün ila 9 gün arasında değişebiliyor.
Tabi bu durum artık gelişen dünyada, içinde yaşadığımız çağda çok anlaşılabilir bir döngü değil. Ne Türk Telekom, ne TTNET ne de diğer ISP’ler açısından kısacası hiç kimse açısından bunun normal çalışan bir düzen olduğunu iddia edemeyiz. Dolayısıyla bizim son kullanıcılara hayatı daha fazla kolaylaştırıyor olmamız lazım. Bu konuda aslında BTK nezdinde bir takım çalışmalar başladı ve tahmin ediyorum önümüzdeki 6 ay içinde netleşecektir.
Ama bu durum sonuç itibarıyla 4-5 senelik bir ADSL geniş bant geçmişi olan bir ülke açısından oldukça geç bir gelişme. Burada hata yine bizim tarafımızda yani tüm operatörlerde. Ancak aynı zamanda belki düzenleyici kurulun da belki daha etkin bir şekilde daha hızlı önlem alması gerekirdi. Dolayısıyla bunların hepsini biraz adresliyor olmamız gerekiyor.
Bence ilk kısım ve en büyük temel problemlerden bir tanesi hakikaten sabit hatlarda hayatın çok da kolay olmaması. İkinci nokta ADSL hizmeti almak için mutlaka bir sabit hatta başvuru yapıyor olmanız gerekiyor. Eğer bu sabit hattı kullanmıyorsanız bile parasını ödemek zorunda kalıyorsunuz.
Bu aslında yalın DSL diye adlandırdığımız ve sektörün uzun zamandır beklediği çözüme doğru bizi götürüyor. Bugün hepimiz biliyoruz ki Türkiye’deki sabit hat adedi her geçen sene daha aşağıya doğru azalmakta. Bu trend sadece Türkiye’ye özgü değil, bugün artık Amerika, Almanya veya Fransa’ya da baktığınız zaman da benzer bir trendin olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu aşağı doğru gidişi engellemenin kolay bir yöntemi yok.
Bizim için önemli olan, daha doğrusu son tüketiciler açısından önemli olan evine internet bağlatmak istiyorsa bu bakır kabloya verilen sabit ücretin oldukça düşük seviyelerde olması. Sonuç itibariyle siz birine hizmet verdiğiniz zaman o fiyatın içinde zaten bu bakır kablonun maliyetinin olduğunu öngörüyorsunuz. Dolayısıyla daha geniş bir perspektiften bakıp buna göre çözümler üretmekte fayda var.
Bence ADLS pazarının 2010 ve sonrasında daha da gelişeceğini göreceğiz. Bu pazar Türkiye’de de Avrupa’nın yakaladığı seviyelere gelecektir ve penetrasyon sayılarımız belirli oranlara artacaktır. Tabi burada bir konuyu göz ardı etmemek lazım: Türkiye’de hane halkı sayısı oldukça yüksek. Türkiye’deki hane sayısı penetrasyonuna baktığımız zaman aslında şu anda OECD rakamlarında İtalya’nın üstünde bir penetrasyona sahibiz gibi gözüküyor.
Geleneksel anlamda bakıldığında Türkiye’de aileler kalabalık bireylerden oluşmakta. Dolayısıyla ADSL rakamlarını incelerken bunu da göz ardı etmemek lazım. Türkiye’de 18 milyon civarında hane var ve eğer 6 milyon kadar ADSL penetrasyonumuz varsa bizdeki penetrasyon oranı aslında yüzde 30’ların üzerinde bir seviyededir. Ancak biz her halükarda Türkiye’deki penetrasyonun kısa sürede yüzde 65-70’lere gideceğini öngörüyoruz.
Tabi burada kısa zaman derken 5 senelik bir zaman diliminden bahsediyorum. Dolayısıyla ben ADSL pazarının önümüzdeki dönemlerde sağlıklı bir biçimde büyümeye devam edeceğini tahmin ediyorum.
Bu söyleşinin devamını Akarca : 19 TL Yalın ADSL Fiyatı , Bırakın Tüketiciye Fayda Sağlamayı, Cezalandırmak Gibi Oluyor – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 