Bu röportajın ilk bölümünü Akay : IBM Türk’te Olanlar, Bilişim Sektörü Çalışanları için Uyarıdır – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
IBM Türk’te Eray Yüksek döneminin kapanması ile birlikte, çeşitli değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Bu değerlendirmeleri turk-internet.com okuyucularına aktarmak istiyoruz. Çünkü 1932’lerde ülkemize giren IBM, son dönemlerde eskisi kadar popüler olmasa da, her zaman iyi bir firma olarak değerlendirildi.
Ancak 2000 sonrası gelişmelere bakıldığında firmanın pek çok ülkede uyguladığı gibi, ülkemizde de tasarruf yani çalışanların haklarında kısıntı yapmak istediği görülüyor. Eray Yüksek bu dönemin Genel Müdürü olarak, bazı uygulamaları ile tartışıldı. Bu röportaj ve arkasından gelecek bir yazımızda bunu değerlendiriyoruz.
turk-internet.com – IBM yönetimi sendikaya nasıl reaksiyon gösterdi?
Nedim Akay – Sendikal örgütlenme süreci ile mücadele ederken yönetim iki farklı yöntem izlediler. İlkinde, olayın ciddiyetinin farkına varamadıklarından ve kendi yöntemleri ile örgütlenmeyi engelleyeceklerini düşünerek çalışma yürüttüler.
Bu süreç daha çok “aynı gemideyiz” ve “işimize zarar veriyoruz” temelli ikna ve havuç içeren mücadeleyi içeriyordu.
Sonrasında ise profesyonel destek alarak ve tehdit de içeren radikal önlemlerden oluşmaktaydı. İstersen bununla ilgili kısımları daha sonra anlatayım çünkü ayrı bir yazı konusu olacak uzunlukta. Dilersen önce biraz mücadele sürecini, nasıl başladığını ve nasıl geliştiğini anlatayım.
turk-internet.com – Çok iyi olur.
Nedim Akay – Sendikal örgütlenme süreci 15 Ocak 2008 tarihinde tüm IBM çalışanlara gönderdiğim bir e-posta mesajı ile başlamıştı. Mesajımda kısaca
…değişen iş koşulları, çalışan profilleri, yeni işe alınanlarla ilgili yeni uygulamalar, sürekli yok edilen hakları korumak ve mücadele edebilmek için taban’a yayılmış güçlü bir sendika yapılanmasına var mısınız.
diye sormuştum. Mesajıma son derece olumlu dönüşler almıştım. Kimisi tebrik ediyor, kimisi destek veriyordu. Sanırım ortak bir nokta yakalamıştık. Gerçi destek mesajı yazan bir kısım arkadaşımı hiçbir zaman sürecin içerisinde göremedim! Yani, gazı vermişler ama “bu işi bensiz ve bana risk getirmeden halledin” demişlerdi.
Yine de ilgi karşısında hızlı toplantılar yaptık, çalışma grupları oluşturduk, bölüm sorumluları belirledik. Arkasından önceliklerimizi listeledik, yol haritamızı çıkardık ve mesai saatleri dışında hemen her gün toplanarak planlama ve yürütme toplantıları gerçekleştirdik.
Bu aşamaya kadar üst yönetim son derece rahattı. Çevresindekilere, “50 kişi bile olamazlar” diyerek bahis başlatmıştı. Önlemleri yeteri kadar aldıklarına inanıyorlardı. e-postalar gözetim altındaydı. Şüpheli listesi oluşturulmuş, şüphelilerle görüşülmüş ve bazı başarılar elde edilmişti. Sendika sürecinin ekip başlarından birçoğu geri adım atmıştı.
Aslında bu durumu çokta yadırgamış değilim. Kendinizi bir an bu arkadaşların yerine koyun. Sendikalaşma için çalışıyorsunuz ve bir akşam evinizde istirahat ederken karşınızda şirketinizin Genel Müdürü telefonda. Sizi son derece samimi bir konuşma ile motive ederek, gelecekte karşılaşacağınız nurlu ufuklardan bahsediyor. Siz ne yapardınız? Havuç ile telkin!
Benim ve diğer iki temsilci arkadaşım dışında birçoklarımız evden tek, tek arandı. Bir kısmımızla da yüz yüze konuşuldu. Bu süreçte yapılan bu görüşmelerin tehdit içerdiğini tahmin etmiyorum ve böyle bir duyum da almadık. Ne de olsa biz beyaz yakalılar için, havuç uzatmanın tehditten daha etkili olacağını bilecek kadar eğitilmiş bir yönetim vardı.
Bu durum içeride farklı seslerin oluşmasına sebep oldu. Hızlı hareket edemezsek süreç başladığı gibi bitecekti. Kendi içimizden de gelen bir sürü engellemelere rağmen hızlı hareket etmeyi başardık ve 31 Ocak Perşembe gününe geniş katılımlı, “aksiyonları oylama” toplantısı organize ettik.
Kısa bir tartışma sürecinden sonra bu toplantıya katılan 130’a yakın kişinin büyük kısmı Tez Koop İş sendikasına üye olma kararımızı onayladı. Bu pozitif kararın bu kadar geniş bir katılımla alınmasında en önemli sebep ise sevilen bir arkadaşımızın, Genel Müdür Yardımcısı Can Özler’in üç gün önce haksızca işten çıkarılması oldu. Bu konuyla ilgili gelişmeleri, Can’ın kendi kaleminden anlattığı şekliyle Yeni Harman dergisinde yayınlandı.
Bu röportajın devamını Akay : Can Özler’in İşten Çıkarılması Herkesi Çok Üzdü Ama Mimlenmekten Korkanlar Tepki Göstermedi – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 