2006 yılından beri IBM Türkiye Genel Müdürlüğünü yürüten Eray Yüksek’in, görevini Ekim 2009 tarihi itibarıyla 1976 yılından bu yana IBM’de çalışan Michel Charouk’ a devrettiğini geçen hafta başının önemli gelişmeleri arasındaydı. Konu sektörde çeşitli boyutları ile tartışılıyor. Yüksek daha önce IBM Avrupa organizasyonunda bankacılık sektörü temsilcisi olarak başarılı bir performans gösterdiği için Türkiye’ye atandığı belirtilmişti ama bugün gittiği Prag’daki görev kendisi için bir terfi olarak görülmüyor.
Eray Yüksek’in gideceğinin duyulması ile birlikte çeşitli spekülasyonlar da konuşulmaya başlandı. Çünkü Yüksek dönemi IBM Türk içinde en çok çalkantıların yaşadığı dönemlerden birisi oldu. Bu dönemi 2 konuyla hatırlayacağız; Öncelikle 2000 yılından beri gelen elemanların idari sorunları, onun döneminde patladı ve çalışanlar sendikalaştı. Diğer yandan yine aynı dönemde IBM Türk, 2 büyük bankadaki projelerinde sorun yaşadı, anlaşmalar iptal oldu ya da dönüştürüldü.
Bunları ve IBM Türk’ün içinde olduğu durumu bir başka yazımızda analiz edeceğiz. Ama Yüksek’in gidişi ile birlikte, maaş alamadıkları ve şirketten emeklilik hakları gibi idari hakları ortadan kaldırılmaya çalışıldığı için sendikalaşan IBM’cilerin ne durumda olduğunu merak ettik. Bakın bize neler anlatıldı. IBM idaresince “çıbanbaşı” olarak tanımlandığı duyulan, sendikalaşma sürecinin öncülerinden ve temsilci olduğu için geçen yıl işten çıkarılan Nedim Akay ile bu değişikliği ve IBM’deki örgütlenme sürecini konuştuk.
turk-internet.com – Nedim, bu gelişmeyi bize bir değerlendir misin?
Nedim Akay – Öncelikli gecikmiş bir karar. Tam 15 ay ve bunca haksızlıklar yapılmadan önce yapılması gereken bir operasyondu. Eray, hem IBM çalışanların ve hem de sektörün IBM’e olan güveninin sarsıldığı dönemin yöneticisi oldu.
Ancak, gelen gideni aratır diye bir laf vardır ve bu nedenle temkinli olmak gerekir. Sonuçta, Eray’a verilmiş misyonlar vardı. Misyonu, IBM ABD’nin isteği ve çıkarları doğrultusunda fakirleştirilmiş, hakları elinden alınmış çalışan ordusu yaratarak, IBM Türkiye organizasyonunu yeniden yapılandırmaktı. IBM Türkiye sadece satıcıların kadrolu çalıştığı bir şirket olacak, servis iş’i yapan insanlar ayrı bir şirkete geçirilip, çalışma koşulları ağırlaştırılmış, ücretleri ve hakları yok edilmiş vasıfsız çalışanlar olacaktı.
Diğer taraftan özel emeklilik, sağlık sigortası gibi kazanılmış hakların da 2008 yılı sonuna kadar ortadan kaldırması gerekiyordu. Ancak, Eray bu misyonları tamamlayamadı. Çünkü Eray personelin kendisine ve şirketi duyduğu güveni çeşitli olaylarda, mesela karşı çıkan üst yöneticilerin işten çıkarılması olaylarında yoketti ve bunun sonucunda da sendikalaşma hareketi başladı ve sendikalaşma da bazı şeyler şimdilik engel oldu.
Turk-internet.com – Bu noktada sendikalaşma sebeplerinizin biraz detayından konuşalım. Neden sendikalı olmak istediniz.
Nedim Akay – Bizlerin sendika mücadelesi beyaz köle olmamızı isteyen yönetime karşı bir ayaklanmadır aslında. Ben daha önce de yönetimin başını, yani genel Müdür Eray Yüksek’i “Çavuş” ve onun komutası altında ve onun direktiflerini sorgulamadan yerine getirenleri de “Onbaşı” olarak nitelendirmiştim. Yani, emir ve istekleri, sorgulamadan kayıtsız şartsız itaat eden bir ekip olduğuna işaret etmiştim.
Son iki yıl içerisinde yaşadığımız gelişmeler de bizleri haklı çıkardı zaten. Örneğin; IBM’in, Küresel Hizmetler isminde yeni bir şirket kurulması, IBM çalışanlarının bu şirkete geçirilmesi ve zamanla bu şirket içerisinde çalışanların vasıfsızlaştırılması gelecekte son derece vahim gelişmelere sebep olacak.
Diğer taraftan, çalışanlar arasında inanılmaz seviyelerde ücret uçurumları yaratılması, geçtiğimiz Haziran ayında son bir yılın zam oranı olarak %0 ile %2 arasında bir zam verilmesi ve son 6.5 yıldır hala hiç zam almadan çalışan insanlar var. Üzücü olan ise Bilişim Sektörü çalışanlarının gelecekteki durumunun pek iç acıcı olmayacağı, her gün bir önceki günü aramak zorunda kalacağımız gerçeği. Tüm mücadelenin temelinde yatan da benim için bu gerçek oldu.
turk-internet.com – Sendikaya destek veren herkes sizin gibi mi düşünüyor?
Nedim Akay – Elbette hayır. Özellikle eski çalışanlar (yani nispeten dolgun ücret ve sosyal haklara sahip kitle) sendikalı olmayı salt kendi çıkarları için kabul ettiler. Çoğunluğu da, ellerinden alınacak emeklilik hakkını koruyabilmek için sendikalı oldu. Bunun için birçok kişiyle sert tartışma yapmak durumunda dahi kaldım. Örneğin, 19 yıllık bir çalışan bana, “bize ne hak eşitsizliğinden, biz var olan haklarımızı koruyalım yeter” diyebilecek kadar alenen söylevde bulunabiliyordu. Bir diğeri ise “benim gelecek nesiller umurumda değil, onun için olayı kendimiz için çözelim” diyordu. Ya da, bir başkası “bizim en önemli konumuz emeklilik hakkımızı korumaktır, sırf bu konuyu ele alan bir yapılanma içerisinde olalım” diyordu.
Bu isteklere asla olumlu yaklaşmadım ve ilk günden itibaren en önemli amacım adaletli koşulların sağlanması ve gelecek nesil’e bir fayda sağlamak içindi.
Bu röportajın devamını Akay : Beyaz Yakalılar için Havuç Uzatmanın Daha Etkili Olacağını Biliyorlar – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 