Yazının önceki bölümünü Alan Adları ile Coğrafi İşaretlerin Uyuşmazlığı-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
UDRP prensiplerinin en büyük eksikliklerinden biri sınırlı bir uygulama alanına sahip olmasıdır. Yani ağırlıklı olarak markalar hukuku bağlamında uygulanmaktadır. Markalar dışındaki durumlarda örneğin bu yazının konusunu oluşturan coğrafi işaretlere ilişkin uyuşmazlıklarda bu prensiplerin uygulanıp uygulanmayacağı çok büyük tartışmalara yol açmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın 1. danışma sürecinde yapılan uyarılar da bu durumu doğrulamaktadır. Bu uyarılarda özellikle coğrafi işaretler üzerinde durulmuştur. Son yıllarda artan bir biçimde coğrafi işaretlerin kötüye kullanılır biçimde alan adı olarak tahsis edildiği görülmektedir.
Geniş anlamda “coğrafi işaret” terimi coğrafi kaynak (menşe) işaretleri kavramını, dar anlamda coğrafi işaretleri ve coğrafi isimleri kapsar. 1883 tarihli Paris konvansiyonu 1.2 ve 10. maddelerinde “coğrafi kaynak işaretleri” terimini kullanır ancak bir tanım yapmaz. 15 Nisan 1994 tarihli “Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle İlgili Yönleri Hakkında Anlaşma (TRIPS, ADPIC)” coğrafi işaretleri dar bir manada tanımlamaktadır. Buna göre coğrafi işaretler ürünün kalitesinin, ününün veya diğer bir karakteristiğinin esas olarak o coğrafi kaynağa maledilebileceği durumlarda, toprak parçası kökenli bir ürünü belirtmektedir.
Coğrafi isimler ise yer isimlerini (şehir veya bölge isimleri), jeopolitik terimleri (ülke isimleri) ve jeo-etnik terimleri (halk isimleri) içine almaktadır.
Küresel ve ulusal düzeyde coğrafi işaretler ve menşe işaretleri geleneksel olarak tanınan belirtme sisteminin ve küresel ve ulusal düzenlemelerin içinde yer almaktadır. Bu konuda küresel düzeyde 4 önemli çok taraflı sözleşme bulunmaktadır:
- 1883 Paris Konvansiyonu
- Ürünler hakkında yanlış ya da yanıltıcı menşe işaretlerinin önlenmesiyle ilgili Madrid protokolü.
- Lizbon Protkolü
- Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle İlgili Yönleri Hakkında Anlaşma (TRIPS, ADPIC)
Bu sözleşmelerin önemli iki yönünü ürünlerin menşei ile ilgili yanlış, kafa karıştırıcı işaretlerin kullanımının yasaklanması ve coğrafi işaretlerin kütüye kullanımının yasaklanması oluşturmaktadır.
Ülkemizde bu husus 555 sayılı “Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile düzenlenmiştir. KHK’nin amacını ve kapsamını açıklayan 1. maddeye göre:
“Bu Kanun Hükmünde Kararname, doğal ürünler, tarım, maden ve el sanatları ürünleri ile sanayi, ürünlerinden bu Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan tanımlara ve koşullara uygun her türlü ürünün coğrafı işaretlerle korunmasına ilişkin kuralları ve şartları kapsar”.
Yazının devamını Alan Adları ile Coğrafi İşaretlerin Uyuşmazlığı-3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 