Girişimcilik ve bunun desteklenmesi son dönemlerin en popüler konu başlıklarından bir diğerini oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde yine bu minvalde düzenlenen bir etkinlikte görüştüğümüz Alemşah Öztürk, konuya ilişkin dikkat çekici değerlendirme ve önerilerde bulunuyor. Kendisini “Chief Happiness Officer” (Mutluluktan Sorumlu Ajans Başkanı) olarak sıfatlandıran Öztürk, girişimciliği ekonomileri değiştirebilecek bir güç olarak ifade ediyor….
Alemşah Öztürk : Evet, girişimcilik ciddi değişiklikleri tetikleyebilir. Çünkü, girişimcilik genç ve yeni fikirler doğrultusunda ülkelere yeni sermayelerin girişini tetikliyor. Girişimcilik sayesinde çok hızlı büyüme gösterebilecek iş fikirleri ortaya çıkabiliyor ve bunun sonucunda çok daha büyük projelerin finansmanlarına da bir kapı aralanıyor.
Bu, bir taraftan yeni istihdam alanları yaratırken bir yandan da ülkenin imajına da pozitif bir etki yapıyor. Bugün baktığımızda bir yemeksepeti, maçkolik, markafoni gibi burada başarılı olup bu alanlara fon kazandıran fikirler ve yatırımlar oldu. Bunlar, sonrasında ülke ekonomisine ciddi katkılar yapan şirketlere dönüştüler. O yüzden girişimciliğin bir ülkenin kaderini önemli ölçüde değiştirebileceğini düşünüyorum. Bu nedenledir ki, Avrupa’nın bir çok ülkesinde girişimcilik her geçen gün biraz daha fazla destekleniyor.
turk-internet.com: Sahip olduğu nüfus yoğunluğu itibariyle Türkiye’nin genç girişimcilere yeterince kucak açtığını düşünüyor musunuz?
Alemşah Öztürk: Bence daha yolun çok başındayız. Ben aynı zamanda Galata Business Angels’ın da bir parçasıyım. Orada da bu tarz yeni projeleri dinleyip, onlara yatırım yapıyoruz. Orada da bir artış görüyorum, ama hala olması gereken rakamlarda değil. Başarılı proje sayısına baktığımızda henüz çok az olduğunu görüyoruz. Ama bunun da normal bir süreç olduğunu, adım adım istenilen hedefe doğru gidileceğini görüyorum.
turk-internet.com: Sizce bu nasıl yapılabilir?
Alemşah Öztürk: Girişimciliğin desteklenmesi daha erkenden başlatılmalı. Örneğin İngiltere’de, devletin şöyle bir uygulaması var. İlkokuldan itibaren çocuklara örneğin 10 pound veriyorlar ve bir ayın sonunda onu geri istiyorlar. Şimdi, 10 pound bizim için bir anlam ifade etmeyebilir ancak burada o öğrenciye bu parayı işletmesi için bir şans veriliyor.
Belki öğrenci o 10 poundla silgi alıp bunu üzerine bir miktar kar koyarak okulda arkadaşlarına satabilir ve onu 15 pound yapabilir. Bu şekilde daha öğrencilik hayatının başındayken çocuk, para kazanma ya da daha iyi bir şeyler başarma hissine sahip oluyor.
Bu şekilde eğitimin içerisine girişimciliğin daha fazla entegre ediliyor olması lazım. Bu, bir taraftan kullanıcıların perspektiflerini genişletirken bir taraftan da eğitim kalitemizi de artıracak. Çünkü o zaman insanlar daha erkenden neler yapabileceklerini biliyor, bunu düşünüyor, bununla ilgili hayal kuruyor olacaklar.
Bugün Türkiye’deki en büyük problem bir üniversite öğrencisinin ne yapacağına üniversiteye girdikten sonra karar vermeye çalışmasıyla yaşanıyor. O yüzden İngiltere’dekine benzer bir uygulamanın çok ciddi faydalarının olacağını düşünüyorum.
turk-internet.com: Özel sektörü ve devleti bu konuda ne ölçüde samimi buluyorsunuz?
Alemşah Öztürk: Türkiye’de girişimciliği özel sektör destekleyerek başlattı. Türkiye’de devlet, Teydep, KOSGEB gibi çalışmalarla girişimciliğin daha başarılı olması için çeşitli adımlar atıyor. Ama hala yapılabilecek çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Melek yatırımcıların desteklenmesi, vergi ödemelerinin bu perspektifte kolaylaştırılması, hızlı aşama kaydeden şirketlere belli imtiyazların tanınması gibi inisiyatifler çok önemli.
Bir taraftan da devlet katında bu gibi konularda söz sahibi kişilerin daha genç ve girişimciliğin bizzat içindeki kimseler arasından seçilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü, yapılacak çok iş var ve bu ancak özel sektör ile devletin birlikte çalışmasıyla halledilebilir. Silikon Vadisi’ne baktığımızda bunun örneklerini görüyoruz.



Kaynak : 