Altınkaya bilişim projeleriyle, vatandaşın katılımını sağlayarak devlette yeniden yapılanmanın önünü açacaklarını ifade etti.
turk-internet.com : Bilişimin önemine, parti programında ve seçim bildirgesinde değinmişsiniz. Hedefinizin, “Türkiye’yi Bilgi Toplumu haline getirmek olduğunu söyleyerek, e-devlete geçiş ile yalnızca ekonomiyi değil, siyaseti ve sosyal yapıyı köklü bir biçimde değiştirecek, demokratikleşme yolundaki adımları da hızlandırarak, devletle yurttaş arasındaki ilişkiyi şeffaflaştıracağını” söylüyorsunuz. Bu hangi mekanizmalar ile sağlanacaktır. Bunları uygulamak için nasıl bir programınız var. Ne kadar bütçe öngörüyorsunuz?
Altınkaya : Öncelikle bilgi toplumu kavramı üzerinde durmak gerekir. bilgi toplumu temelde bilgi düzeyi yüksek toplum anlamında olmak ile birlikte, artık bilginin ve verinin ekonomik olarak en önemli değer haline geldiği günümüzde, bu kavramı bilgiye ulaşmakta temel araç olan bilgisayarların her alanda yaygınlaştığı bilgisayar ve bilginin kullanımının ileri düzeyde olduğu bir toplum olarak anlamaktayız.
Teknolojik gelişmeler bilgi saklamayı ve paylaşmayı bilgiye ulaşmayı kolay hale getirmiştir. Bilişim teknolojisine sahip olan kişi ve kuruluşların birbirlerine yaklaşımları ve ilişki biçimleri de değişmektedir. Bireylerin yaşam tarzları, kurumların işleyiş şekilleri ve bakış açıları değişmiştir. Bu nedenle bilişim teknolojileri her alanda dönüşüme yol açmış ve bilgi tabanlı yaklaşımlar geliştirmiştir. Özel sektörden kamu yöneticilerine, imalatçılardan akademisyenlere kadar herkes, bilişimin etki alanı içinde kalmıştır. Artık herkes, başarı kriterlerini bilgi teknolojileri üzerine kurmak zorundadırlar. Bizim ANAP olarak yaklaşımımız, her alanda bilgiye dayalı, yönetim ve uygulamalara geçişi sağlamaktır. Bu yaklaşım bizim ekonomide doğru sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır. Siyasette popülizmden uzak tutarak, gerçekçi hareket etmemizi temin edecektir. Dolayısıyla da demokratikleşme sürecimizi hızlandıracaktır.
Bu konudaki samimiyetimiz için örnek olarak kendi uygulamalarımızı gösterebiliriz. Biz ANAP olarak şu anda, e-ANAP’ı oluşturmuş durumdayız. Günlük ve anlık gelişmelere göre süratle güncellenen bir web sayfamız var. Bütün parti yöneticilerimizin, milletvekillerimizin, teşkilatlarımızın ve hatta isteyen üyelerimizin bile e-mail hesapları var. Çok güzel ve sürekli güncellenen bir donanıma sahip, Turgut Özal Bilgi İşlem Merkezi ile Genel Merkez ve bürolarımızı birbirine bağlayan network alt yapımız mevcuttur. Kendi sunucularımızı kurmuş durumdayız. Kuruluşumuzdan bugüne kadar temel ilkelerimizden biri olan bilişime inancımızı görev aldığımız her alanda da uygulamış bulunmaktayız.
Örneğin son dönemde Turizm Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda bu çerçevede çok önemli atılımlar yapılmıştır. Bugün SSK ve Bağ-Kur’un hizmetlerini internet üzerinden alabilirsiniz.
Turk-Internet.com : ANAP, Türk Telekom’un özelleştirilmesi için nasıl bir program öngörüyor?
Altınkaya : Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusuna bakış açımız, ANAP’ın özelleştirme yaklaşımı doğrultusundadır. Biz özelleştirmeye kısaca şöyle bakıyoruz: Özelleştirme, devlet mallarının sırf devlet malı olduğu için satılması değildir. Özelleştirme, yönetim sürecinin karmaşıklığı karşısında büyük örgütlemelerde yönetimi rasyonelleştirmenin ve kurumların faaliyet alanlarında işlevsel sadeleşmeler ile etkinliklerini artırmanın bir aracıdır. Bu nedenle özelleştirme sadece devletin değil, büyük hacimlere ulaşmış özel teşebbüslerinde başvurduğu yöntemdir. Ayrıca devletin küçülmesi gerekliliğiyle de doğru orantılıdır.
Burada mesele özelleştirmeye siyasal ve gelir odaklı bakmamaktır. Doğrudan gelir elde etmek için yapılan özelleştirme amaca uygun değildir. Hem yatırım odaklı, hem de istihdam odaklı özelleştirmeye önem verilmesini savunuyoruz. Dolayısıyla Türk Telekom’un özelleştirilmesi gereğine inanırken, bu özelleştirmenin mantığının doğru kurulmasının şart olduğunu düşünüyoruz. Sağlıklı, istikrarlı, kalıcı ve amacına uygun özelleştirmenin yapılması için her şeyden önce mevcut özelleştirme yasanının ve mevzuatın değiştirilmesi, ilgili kurumun yeniden yapılandırılması gerekmektedir.
Türk Telekom, özelleştirme konusunda üzerinde en çok durulan, tartışma yapılan kuruluştur. Birkaç kez girişim yapılmış olmakla birlikte özelleştirilmesi gerçekleşmemiştir. Türkiye’de ve dünyada yaşanan krizlere parelel olarak TT’nin özelleştirilmesi ertelendi. Avrupa’da muadil kuruluşların özelleştirilmesine 1993-1997 yılları arasında başlanmış ve özelleşen Avrupalı kuruluşların değeri yılda ortalama yüzde 35 oranında artmıştır. Bizim bu konuda geç kalmamız ve gerekli adımları zamanında atmamış olmamız, hem bu kuruluşun kendisine hem de ülke ekonomisine zarar vermiştir. Oysa Türk Telekom’un özelleştirilmesi süreci, aynı dönemde yapılabilmiş olsaydı ülke ekonomisine önemli bir sermaye girişi sağlanmış olacaktı.
Biz ANAP olarak, gerek partimizin temel ilkeleri ve felsefesi doğrultusunda, gerekse dünya ve ülke gerçekleri ışığında özelleştirmesinin kaçınılmazlığına dolayısıyla Türk Telekom’un da en kısa zamanda ve sağlıklı bir şekilde özelleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
turk-internet.com : E-devlet uygulamaları için kurumlar arası eşgüdüm sağlaması amacıyla “Bilişim Bakanlığı” düşünülüyor mu? Bu eşgüdümün sağlanması için nasıl bir organizasyon düşünülüyor.
Altınkaya : Bilgi toplumu olma yolunda ilerlerken, e-devleti de mutlak olarak devreye sokmamız gerekmektedir. Bunun için de, kamu kurumlarının hızlı bir şekilde sayısallaşması ve elektronik ortama aktarılması gerekmektedir. Bu hem bilgi toplumuna geçişi hızlandıracaktır, hem de bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasını sağlayacaktır. Bu durumda kamunun ve kamu hizmeti veren bütün kurumların bilişim politikaları, projeleri ve bütçeleri olacaktır. Dolayısıyla bunlar arasında eşgüdümün sağlanması ve kaynak israfının önlenmesine yönelik olarak, yeterli bilgiye ve tecrübeye sahip bir otoriteye ihtiyaç olduğu kesindir.
turk-internet.com : E-devlet projesinin ayrıntılarından söz edebilir misiniz?
Altınkaya : Ülkemizde bugün itibariyle e-devlet, sadece kurumların web sayfalarında bilgilendirme ve statik sayfalarda istatistik sunma düzeyindedir. Oysa bu yeterli değildir. E-devlete geçiş sürecinin hızlanması için kurumların hizmetlerini elektronik ortamda sunmaları gerekmektedir. Ayrıca kurumlar arasında bilgi ve veri alışverişini sağlamak için gerekli alt yapının da kurulması gerekmektedir. E-devlet uygulamaları başladığı andan itibaren bile devlet vatandaş yakınlaşması olacaktır. Biz ANAP olarak bu konunun önemi kavradığımız için 55. Hükümet döneminde Sayın Genel Başkanımızın Başbakan olduğu dönemde KAMU-NET projesini başlatmıştık. Ancak bizden sonra bu projede çok fazla mesafe kat edilememiştir.
turk-internet.com : İletişim ve bilişim sektörlerini öncelikli sektörler kabul ediyorsunuz. Bunun için yapılacak yatırım ve projelerinizi özetler misiniz?
Altınkaya : Bilgi ve iletişim teknolojileri sağlıktan eğitime, ticaretten kamu hizmetlerine ve siyasete kadar, her alanda önemli bir konuma gelmişken, bu gelişmenin zaman ve mekan kavramlarını ortadan kaldırdığı söylenirken, tabii ki bir sektörden söz ediliyor. Dolayısıyla yaşam tarzımızı değiştiren bu sektör en öncelikli sektörler arasındadır. Bu sektörün güçlü olması, devletin bilişim projelerini hayata geçirmesi ile doğru orantılı olacaktır. Ayrıca e-devlet’in oluşmaya başlaması elektronik ortamı halkın hayatına sokacak ve yaygınlaştıracaktır. Sektör açısından da iç pazarı destekleyici ve halkın alım standartlarını destekleyici bazı uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.



Kaynak : 