web analytics
Perşembe, Haziran 25, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa INTERNET İnternet Gelişimi & Sosyolojisi Toplum & Sosyoloji

Ani Yağış ve Seller Arttı – Havamızı Ne Bozdu?

Ekolojik dengeyi önemsemeyen, tüketimi körükleyen mevcut anlayış insanoğluna çok büyük bir sürpriz hazırlamaktadır. Dünyanın tüketim hızı ve ekolojik üretim hızı arasındaki makas ekolojik üretimin aleyhine hızla açılmaktadır. Uzmanlar 2050 yılında üretimin tüketimi karşılayamayacak duruma geleceğini ileri sürmektedir. Bunun doğal sonucunun da 2050 yılına kadar doğal olmayan gıda üretiminin yaygınlaşması olacağı söylenebilir.

Dursun Yildiz-Dursun Yildiz
29 Haziran 2015
-Toplum & Sosyoloji
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Yazları kurak ve sıcak,kışları ılık ve yağışlı !

Ülkemizin (geçmişteki) iklimini açıklayan bu tanımı hemen herkes hatırlar. Ancak uzun dönemdir mevsimlerde yaşanan kaymalar bu tanımla birlikte birçok konudaki paradigmanın değişmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu değişime adaptasyon için hazırlık yapmak yerine artan yağışların dönemsel avantajlarıyla kendisini avutan kesimler de var.

Ancak bu konuda hemen hatırlanması gereken şey ise daha geçen sene bu ayın çok sıcak bir ay, geçen yılın ise kurak bir yıl olduğudur. Buna rağmen yine de geçen sene içinde ani ve şiddetli yağışların özellikle kentlerde taşkınlara neden olduğunu da unutmamak gerekir.

Genel olarak geçen sene HES’lerdeki enerji üretimi %35 oranında azaltan bir kurak yıldan sonra, bu yıl yaz mevsiminin ne zaman geleceğini sorduran, sağanak yağış geçişi bol bir yaz yaşıyoruz. Aslında son yıllarda yaşanılan iklimsel değişikliklerin ortak paydası uzun dönemdir görülmeyen meteorolojik olayların oluşması mevsimlerdeki kayma ve yağışların ani şiddetli olarak oluşması.

Ülkemizde son yıllarda hortumlar ve fırtınalı günler arttı ve yağışlar kısa süreli ve çok şiddetli sağanaklar olarak düşmeye başladı. Sıcaklıklar mevsim normallerinin çok üstünde ve çok altında seyredebiliyor. Bu iklim değişiklikleri ve Pakistan’da son birkaç günde sıcaktan ölenlerin sayısının 1.250 ‘yi bulması bu konuda duyulan endişeyi biraz arttırsa da, gündem yarattığını söylememiz zor.

Uzmanlar Uyarıyor

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen’in Türkiye’nin küresel iklim değişikliği nedeniyle artık “yarı tropik iklim” sisteminde kabul edilmesi gerektiğini söylemesi bile çok etkili olmadı.

Yarı tropikal iklim” sisteminde, mevsim değişimleri sırasında kısa süreli sağanağın normal olduğu biliniyor. Ancak bu yağışlar sadece mevsim değişimi sırasında değil değişen mevsimler süresinde etkili olmaya başladı.

Prof.Şen’e göre ;


    “Tropik iklim kuşağı, 30 derece enlemlerinden başlar ancak küresel iklim değişikliği nedeniyle kuzeye doğru kaymaya başladı. Yarı tropik olan kısım, bizim bölgemize geldi. Daha ileriki senelerde, tropik iklime doğru girmeye başlayacağız. Aşırı yağışlar, kuraklık, fırtına, hortum, bu iklim değişikliğin sonuçlarındandır. Küresel ısınmadan önce tabi ki bu yağış normal değildi. Dünyanın ortalama sıcaklığı 2 derece artış gösterdi. Bunun yanı sıra sera gazlarından en önemlisi olan karbondioksit 400 ppm’e çıktı. 400 ppm, geçmişte görülmemiş bir değer. Dolayısıyla dünya ısınmaya devam ediyor. Isınma devam ettikçe Türkiye’de bunun etkileri, sellerle fırtınalarla kuraklıkla kendisini gösterecek”.


Bu uyarılar sürekli ve uyarıcı bir şekilde İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu’ndan da gelmektedir. KTÜ öğretim üyesi Prof .Dr. Hızır Önsoy da bu konuda hidropolitik akademi için yazdığı son makalede “ “Küresel İklim Değişiminde Hidroloji’nin önemini hala kavramış değiliz” diyerek çok önemli bir eksikliğimizi ortaya koymaktadır.

Mevsim Geçişleri Uzuyor Afetler Artıyor !

Prof Şen; 1 yıl önce


    ”küresel iklim değişikliği nedeniyle Türkiye’de mevsim değişimleri döneminde, afet şeklindeki faydadan çok zarar veren aşırı yağışlar bundan sonra da olacak.Türkiye’de gelecek yıllarda da mevsimin yazdan kışa, kıştan yaza döndüğü dönemlerde benzeri yağışların artacak”


demişti. Ancak bu mevsim geçişi afetlerinin uzadığı ve mevsimin önemli bir bölümünü kapsadığı görülüyor.

Her kesime çıkan ev ödevleri ;

İklimsel koşullardaki değişim bu konuda doğrudan ve dolaylı olarak etkilenecek kişi kurum ve kuruluşlara ev ödevleri çıkartmıştır.

  1. Göç alan büyük kentlerimizde arazi kullanım planlaması ile su kaynaklarının stratejik planlaması arasındaki yakın ilişki unutulmamalıdır.
  2. Kentlerde arazi kullanım planlamasını yapan yerel yönetimler ile su yönetimi planlaması yapan kuruluşlar arasındaki eşgüdüm sağlanmalıdır.
  3. Kentlerin çevresindeki nehir havzalarında doğal bitki örtüsünün değiştirilmesi önlenmelidir. Çünkü bu değişim tutma, terleme ve sızma kayıplarını etkileyerek ani olarak akışa geçen yağış miktarını arttırır.
  4. Kentlerde kanalizasyon şebekelerinin özellikle yağış sularını taşıma kapasitesi düşük olduğundan ani ve şiddetli yağışları taşıyamamaktadır. Hızla artan nüfus karşısında kapasitesi düşük kalan atık su şebekeleri bir de ani ve şiddetli yağış geldiğinde tamamen yetersiz kalmakta ve kentlerimizde sık sık büyük ve küçük ölçekli taşkınlar yaşanmaktadır. Yeni yerleşim alanları açılırken bu bölgelerdeki su sistemleri ile Yağmur Suyu ve Atık Su Uzaklaştırması sistemleri hidrolojik olarak yeniden incelenmelidir.
  5. Kentsel arazinin plansız kullanımı sonucu kentlerimiz büyük ölçüde beton bir yüzey ile kaplanmaktadır. Bu durum şiddetli yağışlarda yağmur sularının topraktan sızıp yer altı sularını besleme yerine doğrudan kanalizasyon ağına yönelmesine neden olmaktadır. Kanalizasyon sistemlerinin ya da bunların bağlandığı su yataklarının kapasitelerinin yetersiz kalması sonucunda da taşkınlar oluşmaktadır. Kentlerin hızlı ve çarpık gelişimi de dikkate alınarak kent hidrolojisi hesapları yapılmalıdır.
  6. Kent çevresinde yer alan ve hızla gelişen kentlerin içinde kalan taşkın alanları arazi kullanım planlamasında imara açılmamalıdır. Bu alanlarda yapılaşmaya ve diğer ekonomik aktivitelere izin verilmemesinin yanısıra taşkın debisi ve tekerrüründeki artışlar dikkate alınarak genişletilmeleri sağlanmalıdır.
  7. Kentlerimizde son dönemde taşkın yaşayan bölgelerden yola çıkarak taşkın tehditi altında bulunan ve/veya zamanla bu risk bölgesine girebilecek olan alanlar mühendislik çalışmaları ile tespit edilmelidir.
  8. Bu çalışmalar sonunda “Kent taşkınları için risk haritaları” çıkartılmalı, bu bölgeler için acil uyarı ve kurtarma ekipleri oluşturulmalıdır.
  9. Özellikle Doğu Karadenizde aynı dere yatağı üzerinde kademeli olarak inşa edilen küçük HES’lerin taşkın hidrolojisi hesapları yeniden gözden geçirilmelidir.
  10. Nehir ve kanal santrallerinin işletme programları ve işletmesi çıkartılacak bir yönetmelikle DSİ’ce yetkilendirilmiş şirketler tarafından denetlenmelidir.
  11. Rüzgar enerjisi üretim santrallerinin ortalama rüzgar hızı hesaplarında iklim değişiminin etkisi dikkate alınmalıdır.

2030 ve 2050’deki Büyük Sürprizler

Gerek değişen su kaynakları planlama anlayışı, gerekse değişen iklim koşulları doğal yaşam için derelere ne kadar su bırakılması sorusunu tersine çevirmiştir. Bu soru artık “derelerdeki suyun ne kadarını almalıyız?“a dönüşmüştür veya dönüşmektedir.

Ekolojik dengeyi önemsemeyen, tüketimi körükleyen mevcut anlayış insanoğluna çok büyük bir sürpriz hazırlamaktadır. Dünyanın tüketim hızı ve ekolojik üretim hızı arasındaki makas ekolojik üretimin aleyhine hızla açılmaktadır. Uzmanlar 2050 yılında üretimin tüketimi karşılayamayacak duruma geleceğini ileri sürmektedir. Bunun doğal sonucunun da 2050 yılına kadar doğal olmayan gıda üretiminin yaygınlaşması olacağı söylenebilir.

Kentlere göçen nüfusa su temini çok önemlidir. Aslında birçok kişinin bildiğinin dışında konu sadece bu nüfusa su temin etmek değildir. Aynı zamanda atıksu ve yağmur sularının toplanması ve arıtılarak doğaya verilmesi de aynı derecede önem taşır durumdadır.

İklimlerdeki değişim su, enerji, gıda ve çevre güvenliğini açıkça tehdit eder boyuta geldi. ABD dahil birçok gelişmiş ülkede yapılan öngörülere göre 2030 yılından sonra iklimde daha hızlı bir değişim bekleniyor. Bu konuda) Eylül Üniversitesinden Prof Dr. Doğan Yaşar’ın ciddi uyarıları var . Bu gelişmeleri dikkate alıp havamız daha fazla bozulmadan yolumuzu düzeltmenin gayreti içinde olmalıyız. Bu konuda toplumsal bilinç oluşturulmasına yapışacak olan katkılar çok büyük önem taşımaktadır.

İklimlerdeki değişime adaptasyon konusunda günümüzün teknolojisinin, mühendislik biliminin ve su mühendisliğindeki deneyimli kişilerin yardımıyla yapılacak çok şey vardır.

Havanın daha fazla bozulmasını beklemeden ,su yönetiminde geçmişte çeşitli görevler üstlenmiş olan “deneyimli mühendislerin” de sadece eleştirip, yakınmak yerine bu konuda bilinç oluşturmaya yönelik çalışmalara katkıda bulunmaları, “bilgi görgü ve deneyimlerini” toplumun ilgili kesimleriyle paylaşmaları beklenmektedir.

Bu yazının, burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz aslı, Hidro Politik Akademi sitesinde yayınlanmıştır.

Etiketler: Yazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Dursun Yildiz

Dursun Yildiz

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.