Şirket içi belgelere göre Anthropic, 2028’de başabaş noktasına ulaşmayı bekliyor. Şirket, 2028 yılına kadar ~70 milyar ABD doları gelir ve o yıl ~17 milyar ABD doları nakit akışı öngörüyor. Anthropic, kurumsal müşterilere ağırlık vermeyi ve şimdilik büyük ölçekli görüntü, video üretimi gibi yoğun işlem gerektiren ve maliyet açısından patlayıcı) girişimlerden kaçınmayı planlıyor.
OpenAI ise, 2028 yılında yaklaşık 74 milyar ABD doları işletme zararı öngörüyor. Bu da o yılki tahmini gelirinin yaklaşık %75’ine denk geliyor. OpenAI, mevcut gidişata göre, en erken 2030’da kâr elde etmeyi bekliyor. OpenAI, bilgi işlem altyapısına, çiplere ve veri merkezlerine büyük yatırımlar. Muhtemelen kısa vadeli kârlılıktan vazgeçerek, ölçek ve pazarı ele geçirmeyi hedefliyor.
Her 2 firmada ama özellikle OpenAI’da, bilgi işlem ve altyapı planlaması muazzam. Kayıplar sadece “kötü marjlar”dan değil, yanısıra devasa sermaye harcamalarından, işletme giderlerinden (enerji, donanım, soğutma, yongalar) oluşuyor.
Her iki firma, yapay zeka ekosisteminde birbirinden çok farklı risk ve getiri modellerini hedefliyor. Antropik, daha muhafazakar, kâr marjı bilincinde, kurumsal odaklı ve daha erken kârlılığı hedefliyor. OpenAI ise agresif ölçek, altyapı ağırlıklı, büyük bir gelecek getirisi için şimdi büyük zararlar etmeye istekli. Hangi model daha sürdürülebilir? Piyasa “geç ama daha büyük” stratejiyi mi yoksa “erken başabaş” yaklaşımını mı ödüllendirecek?
Bu Yarışta Yarı iletkenler, Telekomünikasyon, Veri Merkezleri ve İnternet Altyapısı Nasıl Etkilenir?
OpenAI’nin tek bir yılda (2028) yaklaşık 74 milyar dolarlık zarara uğramaya hazır olması, önde gelen yapay zeka laboratuvarlarından gelen bilgi işlem (yongalar + veri merkezleri) talebinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu bircüns silahlanma yarışı dinamiği, altyapı sağlayıcılarının (yonga üreticileri, bulut sağlayıcıları, veri merkezi operatörleri) baskı ve fırsat altında olacağı anlamına geliyor.
Türkiye gibi bölgesel veri merkezi, bulut, telekom altyapısı kurmayı hedefleyen ülkeler için bu, hem bir risk (altyapının büyük merkezlere dış kaynak kullandırımı) hem de bir fırsat anlamına geliyor. Burada verilmesi gereken karar şU, Türkiye kendini bölgesel bir merkez olarak mı konumlandıracak yoksa çevrede mi kalacak? Yoğun yatırımlar ve büyük kayıplar, ölçek ekonomilerinin büyük önem taşıyacağı anlamına geliyor; niş, kurumsal odaklı olmadıkça daha küçük pazarlar zorlanabilir.
Farklılaşan iş modelleri yatırımcıların ve fon sağlayıcıların daha seçici hale gelebileceği ve belki de daha erken kârlılık gösteren şirketleri –örneğimizde Anthropic– tercih edebilirler. Bu da fon akışlarını ve dolayısıyla altyapı yerleştirme kararlarını değiştirebilir.
OpenAI gibi laboratuvarlar başarılı olursa, bilgi işlem talebi büyük merkezlerde (ABD, Çin) yoğunlaşabilir ve bağımlılığı artırabilir, bu da merkezlerin dışındaki bölgeleri daha savunmasız hale getirebilir. “Daha erken kâr” yolu kazanırsa –Anthropic–, bölgesel dağıtımları destekleyebilecek daha dağıtık, kurumsal odaklı modeller ortaya çıkabilir.



Kaynak : 