Nisan ayı, “Otizm Kabullenme Ayı” olarak biliniyor. 2 nisan ise Dünya otizm Farkındalık Günü olarak 8ci defa kutlandı. Bu kampanyalar “Otizm” konusunda farkındalığı arttırmak ve topluma bu sinirsel rahatsızlıkla mücadele eden genç insanlar hakkında daha çok bilgi sağlamayı hedefliyor.
Apple da bu münasebetle, 2 video yayınladı. Bu videolarda, teknolojinin genç otistik insanlara yardım etme yolllarından bahsediliyor. Kısa filmde, adı Dillon olan bir gencin iPad kullanarak etrafı ile haberleşmesi gösteriliyor. Apple otizm sayfasında “Otizm Kabullenme Ayı boyunca, Dillon bize herkesin sesinin duyulabileceğini gösterdi”.
Dillon yaşıtlarına benzer düşünce ve istekleri var ama bunları aynı yollardan gösteremiyor. Ama teknoloji yani “Arttırılmış ve Alternatif İletişim (Augmentative and Alternative Communication – AAC)” kullanılarak, duygular ve düşünceler paylaşılabiliyor. AAC sesli konuşma dışındaki her türlü iletişimi sağlayabiliyor. yazmak, çizmek, gülümsemek yoluyla düşünceler, duygular ve talepler iletilebiliyor.
Özellikle konuşma ya da dil sorunları olan otistik kişiler için teknoloji yeni bir olanak sunmuş oluyor. Dillon özelinde, bu teknoloji iPad formunda. Duygularını iPad üzerinden aktarıyor.
“Dillion’ın Sesi” ismini taşıyan ilk video sorunlu bir otistiğin konuşma ile mücadelesini gösteriyor. Dillon aktif bir hayat yaşıyor ve okula gidiyor ama düşüncelerini paylaşmada yetersizliği nedeniyle sıkıntı çekiyor. Sonra Dillon kelimelerini tabletine döküyor ve tablet onun yerine konuşuyor. Dillon “tüm hayatım boyunca, insanlarla iletişime geçmeyi çok istedim ama iletişim kuramadığım için onlar bunu anlayamadılar. Dünyayı farklı bir şekilde algılıyorum. Rüzgarı görebiliyor ve çiçekleri duyabiliyorum” diyor.
Program, Dillon’a ses olma dışında, kelimelerini ekranda görme ve yüksek sesle telafuz etmeyi duyma olanağı sağlıyor. Yani bir nevi konuşma egzersizi yapmış oluyor.
Diğer video ise “Dillon’un Yolu” adını taşıyor. Annesi Tami Barmache, Dillon’un otistik olduğunu 2 yaşında nasıl farkettiklerini anlatıyor. Terapisti Deborah Spengler ise, Dillon’un çok zor bir vaka olduğunu açıklıyor. İkisi de, insanların konuşamayan ya da uzun süreli göz teması kuramayan insanlar hakkındaki düşüncelerinin üzücü olduğunu belirtiyor.
Tami, teknoloji sayesinde en sonunda oğlunun sesini duymayı “inanılmaz” olarak değerlendiriyor. Oysa terapisti ile birlikte önce teknolojiden korkmuşlar.
Dillon olayı şöyle özetliyor; “Bir sese sahip olmak, hayatımdaki her şeyi değiştirdi”. Hakikaten teknoloji, kapalı kutuyu açmış gibi oluyor. Otizm ile mücadele eden gençler, kendileri ve etraflarındaki dünya hakkında daha çok şeyi farkedebiliyor.




Kaynak : 