ABD’de NSA teknik takip skandalı sonrasında online mahremiyet, ciddi bir tartışma konusu haline dönüştü. Tüketici tepkilerinden çekinen teknoloji devleri NSA skandalının ortaya çıktığı günden beri, bu konunun kendilerini de rahatsız ettiğini ve daha fazla şeffaflaşma sağlanması gerektiği açıklamaları yapıyorlar. Hatta NSA’den gelen talepleri açıklamaları yasak olmasına karşın Apple, Facebook, Google gibi şirketler anonimleştirerek de olsa bu talepleri yayınlamaya başlayarak yasağı delmiş durumdalar. Şimdiyse firmalar, NSA’den bir talep geldiğinde bunu ilgili müşterilerine bildirebilmek istiyor.
CIA eski çalışanı Edward Snowden’in Haziran 2013’te NSA teknip takip ve izleme skandalını ortaya çıkartmasıyla birlikte ABD’de online mahremiyet konusu en çok tartışılan konulardan birisine dönüştü. İlk etapta Google, Apple, Facebook, Twitter ve Amazon gibi teknoloji devlerinin sistemlerinde arka kapı açıkları barındırdığı ileri sürülmüş, firmalarsa bu iddiaları net bir dille yalanlamıştı. Daha sonra, bu firmaların NSA’e bilgi sağlayıp sağlamadıkları sorusu gündeme geldi ve firmalar, NSA’den kendilerine yasal talepler ulaştığında bu talepleri zorunlu olarak yerine getirdiklerini duyurdular. Artan baskılar üzerineyse, anonimleştirdikleri NSA taleplerini şeffaflık raporu halinde sunmaya başladılar.
NSA skandalı Beyaz Saray yönetiminin de başını ağrıtmaya başladığında, teknoloji devleri kendilerine karşı oluşan güvensizliği gidermek adına daha fazla bilgi yayınlama talebinde bulunmaya başladılar. Firmalar şimdi çok daha geniş kapsamlı bir şeffaflık raporu sunmak ve örneğin NSA’in kendilerinden hangi tarihlerde ve ne sıklıkta bilgi istediğini, bu taleplerin hangi kullanıcı bilgilerine (isim vermeden de olsa en azından talep edilen bilgi türü gibi) yönelik olduğunu kamuoyuna duyurmak istiyorlar. Firmalar ayrıca hükümet kendilerinden bir kullanıcıyla ilgili bilgi talep ettiğinde söz konusu kullanıcıyı bu bilgi talebiyle ilgili bilgilendirme hakları olması gerektiği görüşünde.
ABD Adalet Bakanlığı’ysa buna karşı çıkıyor. Konuyla ilgili açıklamalar yapan ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü Peter Carr, örneğin bir vakada NSA taleplerinin yayınlanmasıyla birlikte önemli bir davadaki kilit tanıklardan birisinin deşifre olduğuna dikkat çekiyor ve bu taleplerin yayınlanması halinde kanıtların yok edilmesi gibi tehlikelerin rutin hale geleceğini ifade ediyor. Bu karşılıklı açıklamalar, hukuk camiasında da bir tartışma başlatmış durumda.

Kaynak : 