Yurtsan Atakan’a neden İnternet Kurulu için bu tür bir yazı yazdığını sorduk.
turk-internet.com : Neden bu tepki?
Atakan : Bu bir tepki değil, çünkü bir tepki olması için öncelikle bir etki olması gerekir. Halbuki İnternet Kurulu’nun hiçbir etkisi yok. Hiçbir etkisinin olmadığı RTÜK yasasının oluşumunda yaşananlarla kanıtlanmıştır.
turk-internet.com : Sizce İnternet (Üst) Kurulu neleri yapması gerekirken yapmadı?
Atakan : İnternet Kurulu’nun, RTÜK yasası olarak bilinen son olayda iki etkinliği oldu. Bunlardan birincisi büyük ölçüde sisler içerisinde. İkincisi ise apaçık meydanda.
Birinci etkinlik, İnternet’le ilgili maddeler de içeren yasa tasarısının gündeme ilk kez geldiği bir yıl önce oldu. Ya da daha doğru bir deyişle olduğundan şüpheleniyor. İnternet Kurulu böyle bir sorumluluğu üstüne almadı.
Mustafa Akgül ve Türkiye Bilişim Derneği bu sorumluluğu üstlendi. Sonradan başımızda kabak gibi patlayan İnternet’le ilgili maddeleri yasa tasarısına kendilerinin soktuğunu itiraf ettiler. Bunu itiraf edebildiler çünkü o tarihte yasa tasarısı Cumhurbaşkanı’nca veto edilmişti ve bu vetodan dolayı içleri rahattı. Mustafa Akgül ve TBD’nin etkin isimlerinin aynı zamanda İnternet Kurulu’nun iskeletini oluşturan bir grup gücü oluşturan isimlerle aynı olduğundan yola çıkarsak, bu ilk etkinlikten dolaylı olarak İnternet Kurulu’nun da sorumlu olduğunu söyleyebiliriz.
İkinci etkinlik ise çok daha açıktı. İnternet Kurulu, yasa tasarısındaki İnternet’le ilgili maddelere kesin bir dille karşı çıktı, karşı görüş bildirdi. Yani bu kez üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirdi, yapması gerekeni yaptı. Ancak yasayı çıkartan hükümet, kendisinin bir parçası olan Ulaştırma Bakanlığı’nın bir alt kurumu olan İnternet Kurulu’nun görüşünü kaale almadı.
İnternet Kurulu üyelerinin bu aşamadan sonra yapmaları gereken eylem, onurlu bir şekilde istifa etmekti. Eğer böyle yapsalardı, kimse kurulu suçlayamazdı. Ancak üyeler bu onurlu eylemi değil, koltuklarına yapışma eylemini seçtiler. Dolayısıyla şu anda eylem sırası Ulaştırma Bakanlığı’nın kendisinde. Ya görüşlerine itibar etmediği üyeleri değiştirmesi ya da kurulu toptan feshetmesi gerekiyor. Bunun dışındaki bir eylemi, bakanlığın kurulu bir kukla kurul olarak gördüğünün kanıtı olur.
turk-internet.com : Sizin duyduğunuz tepkiyi duyan başkaları da var mı sizce?
Atakan : Var tabii ki. Hatta kurulun içinden üyeler arasında bile var. Bunlar daha çok özel sektör temsilcileri. Onların kuruldan istifa etmemesinin çok farklı nedenleri var. Kuruldan istifa etmiyorlar çünkü kendi temsilcilerinden yoksun bir kurulun arkalarından çevirebilecekleri olası dolaplardan korkuyorlar.
turk-internet.com : Ulaştırma Bakanının bu tepkiye bir çözüm bulabileceğini düşünüyor musunuz?
Atakan : Kesinlikle. Ulaştırma Bakanlığı ya üyeleri değiştirecektir ya da kurulu toptan feshedecektir, ki bence doğrusu, zaten en başından beri çok yanlış bir yapılanmayla kurulan kurulun toptan feshedilmesi yerine çok daha geniş tabanlı, çok daha profesyonel katılımcılardan oluşan bir İnternet Zirvesi’nin yapılmasıdır. Ancak aman diyorum, bu zirve de Bilişim Şurası’na benzemesin…
turk-internet.com : Çözüm ne olmalıydı ve İnternet bugün hangi aşamada olmalıydı?
Atakan : İnternet Kurulu aslında çok iyi niyetli ve faydalı olabilecek bir girişimdi. Ancak ne yazık ki ölü doğdu. Çok yanlış yapılandı. Ankaralı Sıkı Dostlar, Ankaralı Gözlemcileri ve Aman Arkamızdan Dolap Çevrilmesin Diyen Özel Sektör Temsilcileri kulübüne dönüştü.
İnternet bugün Türkiye’de çok daha farklı bir yerde olmalıydı. Adresler ve dövizler yurtdışına kaçmamalıydı. Adreslerin başındaki “www” anlamsızlığını kullanmıyor olmalıydık. “.com.tr” yerine ya da onunla birlikte kullanılacak Türkçe bir ekimiz olmalıydı. Çok daha geniş bantlı bir altyapıya sahip olmalıydık. Türkçe içerik çok daha zengin olmalıydı. Okulların tümü, birer bilgisayar çöplüğüne dönüştürüleceğine, çoktan İnternet’e bağlanmış olmalıydı. Türkiye’nin alım gücüne uygun, çok daha ekonomik İnternet erişim cihazlarına sahip olmalıydık. İnternet bilişim sektörünün tekelinden çoktan çıkmış olmalıydı.



Kaynak : 