Dünkü bölümü Ahi : Doğal Afet Bile Olsa, Sorumlu İdare Vatandaşa Para Ödemek Zorunda – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Demokratik ülkeler olarak adlandırılan ülkelerin demokratikliği sadece seçimde oy kullanma ile ölçülmüyor. Yanısıra vatandaşların haklarının korunması ve vatandaşların da bu haklar için mücadele etmesi ile ölçülüyor.
Türkiye ise, padişahlık döneminden kalma bir alışkanlık olsa gerek, devletin her yaptığını olduğu gibi kabul ediyor, talepte bulunmak ya da mücadele etmek için uğraşmıyor.
Oysa gerek 1999 depremi, gerek ise son Ayamama deresi taşma olaylarında, doğal afetin bu kadar büyük zarar vermesinin arkasında belediyelerin bozuk ruhsat ve imar prosedürleri yattığı konusunda herkes hemfikir.
Ama bunu düzeltmeyi partilere bırakamayız. Bırakırsak işte gördüğünüz gibi CHP ve AKP, “tencere dibin kara, seninki benden kara” kavgası ile dikkatleri başka yere çekiyorlar.
Oysa bu konuda mücadele etmek ve bundan sonra haksız ruhsat ve imar izni vereceklerde “acaba günün birinde benden hesap sorulur mu?” düşüncesi yaratmak lazım.
Ama vatandaşlar galiba böyle mücadele edebileceklerinin ve buna hakları olduğunun bile farkında değiller. Baktığım gazetelerde buna dair bir işaret yok. Sel oldu ve unutuldu gibi. Galiba bu olayda da günah keçisi olarak 7 kadının öldüğü servis şirketinin ve işyerinin sahipleri cezalanacak, aynen deprem olayında Veli Göçer’in günah keçisi olduğu gibi (günah keçisi diyerek bu kişiler suçsuz demek istemiyorum) ve olay yine tarihin derinliklerine, bir sonraki sele, depreme kadar gömülecek.
Ben bu konuyu bir avukata sorarak, sıcak tutmak ve hakkı olanlara bir şeyler yapabileceklerini hatırlatmak istiyorum. İşte konuştuklarımız şöyle :
turk-internet.com : Bireyler için konuşalım. Evlerini sular basan, zarar gören insanlar var. Çamurlar, arabalarını kaybedenler, eşyalarını kaybedenler ve hatta canları tehlikeye düşenler.
Av.Gökhan Ahi : Evlerini su basanları ikiye ayırmak gerekiyor. Eğer kaçak ve ruhsatsız bir ev üzerinde oturuluyorsa, burada bir hizmet kusuru olduğundan bahsedilemeyecektir ve doğal olarak tazminat istemeye hakları olmayacaktır.
Ancak yasal ve ruhsatlı bir binada oturup, selden zarar görenler çok doğal olarak dava açıp zararlarının tazminini isteyebilirler.
Ayrıca bunun dışında, işi gereği bölgede bulunduğu için sel suyuna kapılıp ölenler var. Ölümden dönenler var, yaralananlar var. Arabasını veya TIR’ını oraya parketmiş, malını depolamış firmalar ve insanlar var. Tüm bunların zararları da ilgili idare tarafından tazmin edilmek zorundadır.
Ancak belirtmem gerekir ki, İdare sigortadan karşılanmayan kısım için ve ayrıca manevi zararlar için sorumlu tutulacaktır. Sigorta şirketleri, sadece teminat altına aldıkları risk ve bedel üzerinden ödeme yaparlar. Nitekim, hukuk sistemimizde, hem sigortadan hem de zarar verenden ayrı ayrı tazminat isteme hakkı yoktur.
turk-internet.com : Bu olaydan hiç zarar görmeyenler de dava açabilir mi? Şehrin bu bölgesinde o saatte tesadüfen bulunabilirdik. Önlemlerin alınmadığı görülüyor..
Av.Gökhan Ahi : Hukuk sistemimizde, tazminat istenebilmesi için zarar bulunması gerekir. O bölgede tesadüfen bulunan birisi, zarara uğramamışsa tazminat isteyemez. Zararın ille de maddi olması gerekmez. Uçağını kaçırıp önemli bir toplantısına yetişemeyen birisi veya önemli bir sınavını kaçıran birisi dahi manevi olarak zarara uğramış olabilir ve bu tür manevi zararlar da tazmin edilebilir.
Ayrıca, gerekli uyarıların yapılmaması, bölgenin tatil ve tahliye edilmemesi ve son olarak arama kurtarma faaliyetlerin de gereği gibi yapılamamasından dolayı bir zarar görülmüşse bu da tazminat konusu yapılabilir.
turk-internet.com : Bu felakette yakınlarını kaybedenler nasıl bir dava açabilir?
Av.Gökhan Ahi : Yakınlarını kaybedenler idareye karşı “destekten yoksun kalma” ile birlikte maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Destekten yoksun kalma tazminatında, ölen kişinin olası aktif yaşam süresi, mevcut geliri, ailesine sağladığı katkı, mesleğine bağlı olarak gelecekteki ortalama geliri gibi kıstaslar ışığında, mirasçılık oranlarına göre geride kalanlara ödenecek tazminat hesaplanmaktadır. Ölenlerin hastane, ambulans ve defin masrafları da maddi tazminat kapsamına girmektedir.
Manevi tazminatta ise, ölümden ve ölüm şeklinden dolayı, mirasçı sıfatında bulunan kişilerin çekmiş olduğu üzüntü ve acının karşılığı bir miktar tazminat hesaplanmaktadır.
turk-internet.com : Mesela 7 genç kadının öldüğü bir olay var. Servisin uygun olmaması nedeniğyle fabrika sahibi ve servis şirketinin sahibi tutuklandı ama 7 kadının ölümünde tek suçlu onlar mıydı?
Av.Gökhan Ahi : Bu olayda, ilk sorumlu kesinlikle yine idaredir. Zamanında önlemini almayan, riskli bölgeye fabrika yapılmasına izin veren, öncesinde haber alıp bölgeyi tatil etmeyen idare kesinlikle sorumludur.
Ancak, burada ilginç bir durum daha ortaya çıkıyor. Bu bölgedeki fabrikalara işçi olarak gidip de sel sularına kapılıp ölenler, aynı zamanda İş Kanunu’na göre iş kazasına maruz kalmış sayılıyor. İş kazası sayılınca da, işverene karşı da destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası açılabilir.
İşveren bu olayda kusuru bulunmasa dahi sorumlu tutulur ve sonrasında işveren de idareye rücu davası açıp işçinin ailesine ödemiş olduğu tazminatı idareden talep edebilir.
Söyleşinin devamını Av.G.Ahi : İdarelerde Yandaş Yandaşı Koruduğu için Asıl Sorumlu Bulunamıyor – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 