Ülkemizde.kişisel verilerin gizliliği konusunda farkındalık çok zayıf. Yurtdışında bu tür verilerin sızması durumunda kıyamet kopuyor ama bizde bu konularla ilgilenen pek bulunmuyor. Geçtiğimiz günlerde medyada bu tür bir haber yayıldı. Adrese dayalı kayıt sistemiyle kayıt altına alınan ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından askıya çıkartılan kişisel verilerin yani 18 yaşında büyük Türk vatandaşlarının yaklaşık 50 milyon kişinin, özel bilgileri bir CD’de 1500 TL’ya satıldığı duyuldu.
CD’de 18 yaşından büyük 50 Milyon kayıtlı kullanıcının Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Anne Baba adı, Doğum Yeri, Bulunduğu İl v.b. farklı kriterlerde arama yapılıp adres bilgilerini bulunabiliyor. ‘Adres Rehberi 1.0’ adını taşıyan program, sadece 10 sorgulamaya izin veriyor. Daha sonra kullanılamıyor.
Kişisel Veri Gizliliği konusuna önem verdiğimiz için bu konuyu inceledik. Aslında TBMM’de “Kişisel Verilerin Gizliliği” başlıklı bir kanun hazırlığı da var ama çok uzun zamandır bu kanun taslağı hareketsiz bekliyor. Hem kanun hakkındaki durumu, hem de satılan CD’nin durumunun hukuki boyutunu TBD Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Ali Köksal’a sorduk.
turk-internet.com : Kişisel bilgilerin çalındığı ve bir CD de satıldığı bilgisi var. Sizce bu hukuki açıdan ne tür sorunlar doğurabilir?
Av.Mehmet Ali Köksal : Kişisel verilerin korunması konusunda maalesef yeterli bir mevzuatımız yok. Ancak bunun işlenen fiilin hiçbir yaptırımı yok şeklinde anlaşılmaması gerekir. TCK’nın 135. vd. maddelerinde konu düzenlenmiş ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi 135. maddeye göre suç olarak kabul edilmiştir. Burada öngörülen ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
136 maddede ise, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması yada ele geçirilmesi düzenlenmiştir. Burada öngörülen ceza ise bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır.
137. maddede ise ağırlaştırıcı hal düzenlenmiş ve bu hallerin oluşması durumunda cezanın yarı oranında artırılacağı öngörülmüştür.
Bu fiili işleyenler açısından durumdur. Yani, bu bilgiler basına yansıdığı kadarıyla seçim kurullarından alınmış listelerdir. Bu listeler bildiğim kadarıyla ilgisi nedeniyle (sandık seçmen listelerine yapılması olası itirazlar nedeniyle) Siyasi Partiler’e verilmiştir. Bu bilgiler eğer YSK’dan bu şekilde elde edilmiş ise, yani seçim döneminde Siyasi Partilere verilen listeler ise, sorumlular ilgili siyasi partilerin yetkilileri, YSK’dan doğrudan temin edilmiş ise bu durumda YSK yetkilileri olacaktır. Her halükarda bu programı hazırlayanların ve satanların sorumlulukları söz konusudur.
Ayrıca, bu bilgileri firmadan satın alan kişiler avukat dahi olsalar, hukuka aykırı şekilde elde etmiş olacaklardır. Her ne kadar avukatların bu bilgilere Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi gereği ulaşma hakkı var ise de, bu sadece ilgili maddedeki düzenleme gereği somut uyuşmazlık ile sınırlıdır.
turk-internet.com : Buna karşın devlet ne yapmalı?
Av.Mehmet Ali Köksal : Devlet bu tür olayları önleme konusunda iki şey yapmalıdır: Öncelikle AB mevzuatına uygun, kişilerin haklarını güvence altına alacak şekilde Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun’un yeniden düzenlenerek çıkartılması gerekmektedir.
Diğer yandan bu kanundan bağımsız olarak, Devletin gerek bilgi toplamada gerekse de bilgi paylaşmada kişileri koruyacak ve suistimalleri önleyecek bir anlayışı benimsemesi gerekir.
Ancak, yasa çıksa bile ben Devletin bu konudaki anlayış değişikliğini kısa sürede hayata geçirebileceğini düşünmüyorum. Belki tasarı ilk gündeme geldiği zaman yasalaşmış olsa idi bugüne kadar bir şeyler değişirdi. Biz hala tasarının çıkması gerektiğini söylüyoruz. Hükümet ve TBMM ise hiçbir şey yapmıyor.
turk-internet.com : Sırası gelmişken, Kisisel Verilerin Korunması kanunu ne durumda? Neden çıkarılmıyor?
Av.Mehmet Ali Köksal : Tam olarak bir sebebi var desem yanlış olur. Bence genel alışkanlıklardan vazgeçmek istenilmiyor.
Bizzat gücü elinde bulunduranlar tarafından bu bilgiler bir şekilde kullanılıyor. Siyasi partiler bu bilgileri kullanıyor. Son örnekte olduğu üzere, devlet bu bilgileri sadece sandık seçmen listeleri için veriyor.
Bugün ben bir çok siyasi parti teşkilatında bu bilgilerin halen saklandığına eminim. Çünkü, verilerin silinmesi gerektiği ve ne kadar sürede silineceği düzenlenmemiş durumda. Amaç dışında kullanılması durumu düzenlenilmemiş durumda. Belki yarın gerçekten teknoloji kullanan, bu bağlamda bu bilgileri etkin kullanan alternatif bir parti çıkarsa işte o zaman bu tasarı yasalaşabilir.
Biliyorsunuz Genç Parti’nin Telsim aracılığıyla telefon şebekesini probaganda amacıyla kullanması üzerine konu düzenlenmişti. Şimdi de bir başka partinin alternatif olma iddiası ile bu bilgileri kullanması gerekiyor…
turk-internet.com : Türkiye de bireyler kişisel gizliliğe önem veriyor mu? Ya da bu konudaki farkındalık ne durumda?
Av.Mehmet Ali Köksal : Gizliliğe önem verilmiyor ve saygı duyulmuyor. Bırakın kişisel verileri, çok daha hassas olan telefon görüşmeleri veya e-postalar çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Yetkili birileri de çıkıp, saklayacak bir şeyiniz yok ise neden korkuyorsunuz diyebiliyor. Bu saklanacak bir şey sorunu değildir. Bu insanlık ve insan onuru ile ilgili bir konudur. Benim özel yaşantım, mahremim neden ayaklar altına alınıyor ve devlet buna neden ve nasıl göz yumuyoru konuşmamız gerekmektedir.
turk-internet.com : Farkında olanlara neler tavsiye edersiniz?
Av.Mehmet Ali Köksal : Olayın tam olarak açıklığa kavuşması durumunda, bence, mağdur olanlar ilgililere karşı gerek suç duyurusunda bulunmalı gerekse de, şartları oluşmuş ise manevi tazminat davası açmalıdırlar. Ancak, üzülerek belirtmek isterim ki, ülkemizde avukatlar da dahil olmak üzere tüm hukukçular (hakimler, savcılar) bu konuda yeteri kadar hassas değiller. Muhteşem sonuçlar alınır diyemem. Ama bu bir mücadeledir. Birilerinin bu mücadeleyi vermesi gerekiyor.

Kaynak : 