Türkiye ve İspanya hükümetleri arasındaki ilk ikili zirve toplantısının provası, Avrupa-Akdeniz ilişkileri konusunda uzman İspanyol düşünce kuruluşu IEMed ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi tarafından, önceki gün, Sakıp Sabancı Müzesi’nde, düzenlenen geniş katılımlı bir konferansla gerçekleştirildi.
Konferansa, İspanya’dan, aralarında bakanlar ile şirket üst düzey yöneticilerinin bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Türk-İspanyol Dışişleri bakanlıklarının himayesinde, bu yıl ilk kez gerçekleştirilen konferansın, basına açık ana oturumunda, ağırlıklı olarak Türkiye’nin, AB süreci ve yaşanan gelişmeler ele alındı.
Oturum başkanlığını İspanya’nın, AB ile ilişkilerinden sorumlu bakanı Diego Lopez Garrido yaparken, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, Indra Yönetim Kurulu Başkanı Javier Monzon, İspanya Eski Dışişleri Bakanı Marcelino Oreja ile AB Uyum Komisyonu Başkanı ve Dışişleri Eski Bakanı Yaşar Yakış konuşmacı olarak katıldılar.
Diego Lopez Garrido, konuşmasında, Türkiye-İspanya ilişkilerinde son dönemde bir yakınlaşmanın görüldüğüne dikkati çekti. Dünyanın, ciddi bir krizden geçtiğini belirten Garrido, bir kaç gün önce yapılan G-20 Zirvesi’ne, her iki ülkeden de üst düzeyde katılımın gerçekleştiğini hatırlatarak, bunun iki ülkenin birbirine yakınlaşması için bir fırsat olabileceğini söyledi.
Rusya’nın, Ukrayna’ya sevk ettiği doğal gazı kesmesinin Avrupa’yı, sürdürülebilir enerji kaynakları bulma arayışına ittiğini belirten Garrido, bir diğer taraftan da güvenlik ve terörle mücadele konusunda önemli adımlar atılmasının beklendiğini söyledi.
Türkiye’nin, bölgede önemli bir devlet olduğunu ifade eden Garrido, Türkiye’nin AB üyeliğinin İspanya açısından da ayrı bir önem taşıdığını söyledi. AB üyesi bazı devletlerin Türkiye’nin üyeliğine “evet…ama,” dediklerini anımsatan Garrido, buna karşılık Türkiye’de de bazı unsurların AB üyeliğini desteklemediklerini ve tüm bunların süreci biraz daha geciktirdiğini ifade etti.
İshak Alaton da, yaptığı konuşmada, İspanya ve Türkiye’nin işbirliğini kutlamak için biraraya geldiklerini belirterek, Türkiye’nin, 200 yıldan beri Avrupa’nın, eşiti bir üye ülkesi olma hayalini kurduğunu söyledi. Türkiye-İspanya ilişkilerinin, çok eskilere dayandığını ifade eden Alaton, bunun daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
İspanya’nın birinci, Avrupa’nın ise ikinci büyük bilişim şirketi olan Indra’nın, Yönetim Kurulu Başkanı Javier Monzon da, yaptığı konuşmada küresel krizin tüm dünyayı olumsuz yönde etkilediğini belirterek, bu durumdan en kısa zamanda çıkılması için gereken çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi.
Müteşebbis ruhunun, ayakta tutulması durumunda geleceğin geçmişten çok daha parlak olabileceğini belirten Monzon, benzer güçlüklerle karşılaşılmaması için teknoloji ve inovasyona yatırım yapılması gerektiğini ifade etti. Indra’nın, cirosunun yüzde 7’sini Ar-Ge’ye ayıran küresel bir teknoloji şirketi olduğunu anlatan Monzon; “teknoloji, şirketimizin DNA’sında var” dedi.
Şirketin, 22 teknoloji geliştirme merkezi ve 18 yazılım geliştirme laboratuvarının bulunduğunu ifade eden Monzon, 16 yıldan beri Türkiye’de bulunduklarını söyledi. Türkiye’yi, bir merkez olarak gördüklerini belirten Monzon, buradaki yetenekli profesyonelleri takdir ettiklerini ifade etti.
Altyapı, trafik, iletişim konularına odaklandıklarını hatırlatan Monzon, buralara talebin çok fazla olduğunu söyledi. Türkiye ile İspanya’nın, diğer AB üyesi ülkelerinden farklı olmalarının önemine değinen Monzon, her iki ülke firmalarının, Avrupa’nın, geleceğine önemli katkılar sağlayabileceğini söyledi.
Marcelino Oreja ise, Türkiye’ye, uzun zamandan beri yakın bir ilgi ve alakasının bulunduğunu belirterek, bağımsız komisyon üyesi olarak hazırladığı raporu Eylül ayında AB ülkelerine sunacağını söyledi. Kendisinin, 30 yıl önce İspanya adına müzakerelerin başlatılmasında görev aldığını anımsatan Oreja, AB üyeliğini imzalama şansının ise dönemin başbakanı Felipe Gonzales’e nasip olduğunu ifade etti.
Bazı ülkelerin, Türkiye’nin, AB’ye ait olmadığı şeklinde görüş beyan ettiklerine dikkati çeken Oreja, buna haklarının bulunmadığını söyledi. AB’nin, hoşgörüye dayanan, çok kültürlü bir toplum olmasının önemine değinen Oreja, medeniyetler çatışmasının bir kader olmadığını söyledi.
Türkiye’nin, askeri gücü, enerji kaynaklarına yakınlığı gibi pek çok unsur dolayısıyla bölgesel bir güç olduğunu belirten Oreja, geçtiğimiz yıllarda, ‘hak ihlalleri’, ‘işkence’ gibi bir takım konularda olumlu gelişmelerin yaşanmasının da önemli olduğunu söyledi.
Atatürk’ün, yerleştirdiği laik sistemin halk tarafından da benimsendiğine işaret eden Oreja, laikliğin tehlikede olduğu şeklindeki bazı söylemlerin kendilerinin dikkatini çektiğini söyledi. Son dönemlerde, reformlarda bir yavaşlamanın görüldüğünü belirten Oreja, Türkiye’nin, Ankara Protokolü’nü tam olarak yerine getirmemesinden dolayı sürecin yavaşladığını söyledi.
Yaşar Yakış da, konuşmasında, İspanya’nın, üyelik sürecindeki tecrübelerinin, Türkiye için yararlı olabileceğini ifade etti. Bir zamanlar, ‘Avrupa’nın sınırları Pireneler’de biter’ diyenlerin, şimdi bu sınırları Boğazlar’a taşıdıklarını belirten Yakış, bunun coğrafi olarak sorgulanabileceğini, ancak Türkiye’nin, sahip olduğu değerler dolayısıyla AB’ye üye olmak istediğini söyledi.
İspanya’nın, müzakerelerde yaşadığı zorlukları aşmayı başardığını belirten Yakış, bunun Türkiye’de, şevkini kaybedenler için güzel bir örnek oluşturduğunu ifade etti. Türkiye’nin, coğrafi ve kültürel açıdan AB sınırları içerisinde olduğunu dile getiren Yakış, İspanya’nın, Latin Amerika ile Avrupa arasında bir köprü görevi görmesi gibi, Türkiye’nin de İslam ülkeleri ve Türki Cumhuriyetleriyle Avrupa arasında bir köprü vazifesi gördüğünü söyledi.
Türkiye’nin, ‘Tam Üyelik’ hedefiyle yola çıktığını anımsatan Yakış, bu üyeliği gerçekleştirecek esas ülkenin Türkiye’nin kendisi olduğunu sözlerine ekledi.
Toplantı sonrasında kendisiyle bir kaç dakikalığına da olsa görüşebilme fırsatını bulduğumuz Avrupa’nın, ikinci büyük bilişim şirketi olan Indra’nın, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Javier Monzon’a Türkiye’de, ne gibi fırsatlar gördüğünü sorduk;
Javier Monzon : Geçtiğimiz yıllar içerisinde, güvenlik, ulaşım ve şimdi de hava trafiği ile ilgili bazı projelerde yer alıyoruz. Gelecekte de, güvenlik ve ulaşım çerçevesinde daha fazla fırsatların oluşabileceğini düşünüyorum. Ayrıca, kamu kurumları ile bankacılık ve finans kuruluşlarına yönelik alt yapı sistemlerinin kurulumunda da yer alabiliriz. Ekonomiyi besleyen yapılara gerçek zamanlı operasyonel kontrol çözümleri sunuyoruz.
turk-internet.com; Bir işadamı olarak, krizin olduğu günümüz koşullarında geleceği nasıl değerlendiriyorsunuz?
Javier Monzon : Şurası bir gerçek ki, bu kriz hepimizi etkiliyor. Hem Türkiye, hem de İspanya’nın, derin analizler ve doğru ekonomik kurgular yaparak, hangi sektörlerin geçmişte daha başarılı olduklarını ve gelecekte de aynı başarıları devam ettirebileceklerini tespit etmelerinde yarar görüyorum. Bence, her iki ülke de, sahip oldukları yetenekli, iyi eğitimli, hevesli ve girişimcilik ruhu bulunan genç nüfuslarına sahip çıkarlarsa başarılı olacaklardır.

Kaynak : 