Turk-internet.com’da “Bir Evlilik Hikayesi” başlığı altında yazılan Aria+Aycell birleşmesi hala tartışma konusu.. Bilindiği gibi, Aria’nın ve Aycell’in lisans alması bir hukuk temeline dayanıyor. Artel’in sahibi Arzu Nur Alpagut, bu konudaki sorularımı hukuk ekseninde yanıtladı. Alpagut birleşmeyi eleştiriyor: “İşin temelinde ticaret var ama ticaretin de bir hukuku olmalı. Bu tekeli gündeme getirir. Yarın da Turkcell gelir ben de ikinizi alayım der. Bunu ne durduracak? Çünkü öbür tarafta da Telsim var. Hatırlarsanız Turkcell’le Telsim, Aria’nın ihalesine giremezdi. Yoksa sen gir, öbürü girsin, bu çok rahat tekel olur. Yarın öbürgün Turkcell’le de Telsim birleşir. Zaten tekellerin varlığına karşı çıkılıyor.”
Lisans çok ciddi kavram ve değeri 2.5 milyar dolar!
Hukukun bir kural olduğunu anımsatıyor ve bunun ‘ben istediğim zaman bozarım, istediğim zaman bozmam, ona yaptırmam, buna yaptırırım’ anlamına gelmediğini vurguluyor. “Bu durumda Aria ve Aycell birleşmesi hangi ticari hukuka sığıyor?” diye soruyor ve şu yorumda bulunuyor: “Burada iki tane lisans var. Lisans çok ciddi bir kavram. 2.5 milyar dolar ödeniyor bir lisans için.. Tanımı var bunun: Bir ülkenin kıt kaynaklarının doğru bir şekilde kamu yararına kullanılması için, belirlenen ticari, hukuksal, sorumlulukları belirlenmiş bir anlaşmadır lisans. Bunun karşılığının da 2.5 milyar dolar olduğunu anımsatmak isterim.”
Alpagut, bu noktada şu örneği veriyor. “Yarın Bush gelip de ‘Telsim’in borçları var Motorola’ya’ derse ve ‘Ben de Telsim’i isterim’ diye tuttursa.. ne olacak? Dolayısıyla burada hukuk kuralı çiğnenmiştir.”
Avrupa Birliği Direktifleri
Avrupa Birliği Direktifleri konusunda ise şunları anlatıyor Alpagut. “AB 2000 yılında önemli girişimlere imza attı. Telekomünikasyonda çağ atlayalım ve onu bir hizmet sektörü haline getirelim dedi.. ‘Bütün sektörleri üzerinde taşıyabilecek yeni bir oluşuma başlayalım’ şeklindeki açıklamalarının ardından, bu direktiflerin prosedürü hakkında bilgi verdi. “Lizbon’da bütün bunları, 2000 yılında karar altına aldılar. ‘Telecomunicatons network’ yerine ‘Elektronic communications network’ diyelim dediler. Aradaki en büyük fark da bilgi teknolojileri, medya ve telekomünikasyon şebekelerinin birleşerek elektronik haberleşmeyi sağlaması. Biz Türkiye olarak bunu kabul ediyoruz. Mesela e-devlet diyoruz ve herşeyi elektronikleştiriyoruz. Ama bunun kurallarını da koymamız, pazarı açmamız, rekabeti sağlamamız ve hızlı hareket etmemiz lazım. Avrupa Birliği bu kararı 2000 yılında almış, 2002 Mart’ında ise direktiflerini yazmış.”
AB direktiflerinin aslında bir tanımlama olduğunu belirten Alpagut bu direktiflerin ayrıntılı olduğunu ve “tüketici” (Consumer) tanımının dahi bulunduğunu söyledi. “Tüketicinin anlamı hizmeti kullanan ve tüketendir. Bir de işyerinde hizmet kullanan var. İşte AB direktiflerine göre artık işyerinde hizmet kullanana ‘tüketici’ denmiyor. Onun dışındakilere deniyor. Yani kurumsalları tüketimden çıkarıyorlar. Çünkü kurumsalda herşey elektronik olacak. AB telekomünikasyonda bir çağ atlama yaşanıyor. Yani elektronik oluyor herşey. İşte bunu kanun yapıyor.” Alpagut, İngiltere’nin 300 sayfalık yeni kanuna geçmek üzere olduğunu da hatırlatıyor.



Kaynak : 