Banner reklamların karbon ayak izi mi? Daha önce duyduysam ne olayım, ama işte aşağıda bu konuda bazı ipuçları var.
Geçtiğimiz günlerde kar amacı gütmeyen Sürdürülebilir İletişimler Enstitüsü’nde (ISC) araştırma görevlisi olan Don Carli ile enteresan bir röportaj yaptım.
Carli, yayın endüstrisinde “karbon ayak izleri” adı verilen bir kıstası ölçmek için çalışan deneyimli teknik bir analizci. Bir karbon ayak izi, insan faaliyetlerinin çevre üzerine etkilerini, özellikle de karbon dioksit biriminde ölçülen sera gazı miktarlarını belirlemede kullanılan bir birim.
Carli yazılı yayınlar üzerine çalışmalarını uzun süredir sürdürüyor zira bu yayınlar oldukça muazzam bir ayak izi bırakıyorlar. Ancak Carli dijital yayıncıların da bu bağlamda çevresel sorumlulukları olmadığını söylemenin zor olduğunu belirtiyor.
Carli “Dijital ortam kullanılmasının çevresel etkileri olmadığını farz etmek yanlış olur,” diyor. “e-çöplerin yok edilmesi sorununa ek olarak veri merkezlerini ve ISP’leri soğutmak ve beslemek için kullanılan enerjinin çoğu kömürle çalışan güç santrallerinden sağlanıyor. Bir megabytelık veriyi canlı tutmak ve bir sunucudan diğer sunucuya aktarmak demek bir yerlerde bu işlemlerin gerçekleşebilmesi için atmosfere CO2 salınıyor demektir.”
Nisan ayında A.B.D. Anayasa Mahkemesi CO2’nin çevreyi kirleten bir madde olduğuna karar verdi ve Çevresel Koruma Kurumunu (Environmental Protection Agency) yeni piyasaya sürülen arabaların emisyonlarını düzenlemekle yetkilendirdi.
Biz bu yazıda arabalardan bahsetmiyoruz, ancak CO2 emisyonlarının ilerde çok daha kapsamlı düzenlemelerle karşılaşacağı hakkında neredeyse hiç şüphe yok. Carli çevreye en çok duyarlı olduğunu belirten şirketlerin bazılarının bile, tedarik zincirlerini görmezden gelmek suretiyle, karbon ayak izlerini azaltmak için ellerinden geleni yapmadıklarını iddia ediyor.
Carli “Büyük bir dijital yayıncının, üçüncü şahıs bir veri merkezinin nasıl çalıştığına dair herhangi bir söz söyleme yetkisi var mıdır?” diye soruyor. Cevap bugün için hayrı ancak bu cevap gelecekte değişecek gibi.
Carli, The Green Grid gibi gruplarla çalışmak ve reklam ajanslarından ve diğer gruplardan maddi destek alarak reklam, içerik ve e-mail üretiminde hangi bilgisayar kaynaklarının kullanıldığını tespit etmek istiyor.
Carli “Reklamlarının karbon ayak izlerini hesaplayabilmeyi isteyen dört farklı interaktif ajanstan çağrılar aldım ve bu da beni cesaretlendiriyor,” dedi.
Temelde yatan fikir, reklam ajanslarının ve yayıncılarının ödeme yapacakları bir ofset programı aracılığı ile karbon nötral olduklarının sertifikalarını almaları ve bu sayede kendi reklamlarını yapmaları. Firmalar bunu bir değer olarak görüyorlar. Carli ise bu ödemelerin tedarik zincirini yeniden-planlamak için kullanılabileceğini söylüyor.
ISC, Web sitesini güneş enerjisi ile çalışan Aiso.net sunucularından sağlayarak hiç olmazsa bu konuda bir şeyler yapmaya çalıştığını gösteriyor.
Web’in Geleceğinde “Lock Up” Reklamlar Mı Var?
Farz edelim ki Web üzerinden sosisli sandviç yeme dünya rekoru teşebbüsü gibi zararsız bir şov programı videosu izliyorsunuz. Jüri heyeti tam kazananı açıklamak üzereyken animasyonlu bir uzaktan kumanda pencereye aniden giriyor, ekranı donduruyor ve yeni bir video anlatımı izleyebileceğiniz diğer “muhteşem” şovları size hatırlatmaya başlıyor. Bir süre geçtikten sonra sonunda ekran normale dönüyor ve şovun kalan kısmını izleyebiliyorsunuz.
Yukarıda anlattığım durumun abartı olduğunu düşünüyorsanız “pop-up” * kavramını yeni bir boyuta taşıyan TBS kablo TV kanalını izlememişsiniz demektir. Ben bunlara “lock-up” ** reklamlar diyorum
“Everybody Loves Raymond” adlı sit komun tekrar gösterimlerinden birini izlerken yukarıda anlattığım gibi bir sanal kumanda bir anda Bill Engvall adlı birisinin elinde belirdi.
Bill “Raymond”ın donmuş görüntüsü üzerine konuşmaya ve kendi komedi sit komunun reklamını yapmaya başladı (bu arada ben o şovu da izledim ve inanın bana “Raymond”ın tekrar gösterimleri bile çok daha iyidir). Uzun konuşması sona erdikten sonra neyse ki Bill izlediğimi sandığım şovun kalanını izlememe izin verdi.
Şunu da eklemeliyim ki TBS, Envall’ın şovuna dair pop-up başladıktan sonra bir süre daha “Raymond”ı dondurmadı. Networkteki birisi ekranın bir bölümünü Envall’e ayırmanın (geleneksel yazılı reklam modeli) yeterli olmayacağına karar vermiş olmalı. Bunun yerine TBS şovun geri kalanını izleyebilmek için reklamın sona ermesini bekleyen, izleyicileri aniden ekran başında kilitleyen bir reklam yayınlıyor. Muhteşem.
TV reklamcıları içinde bulunduğumuz TiVo çağında bir sürü zorlukla baş etmeye çalışıyorlar ancak bunun yolu bu olmamalı. Umalım ki bu yenilik Web’e de sıçramasın.
*- “pop-up” Özellikle internette bir anda yeni bir pencerede açılan reklamlara verilen ad.
**- “lock-up” Pop-up tan türetilen ve seyircinin o anda izlemekten başka çaresi kalmayan reklam çeşidi.



Kaynak : 