Başbakan Gül, İletişim Şurası’nın açılışında özetle şöyle konuştu:
- “Irak krizi nedeniyle çok kritik bir dönemden geçmekteyiz. Bu kriz, ülkemizin geleceğini ve halkımızın yaşamını son derece yakından ilgilendirmektedir. Hükümet olarak bu konuda, milli menfaatlerimiz bakımından en doğru ve en gerçekçi kararları almaya gayret ediyoruz. Bu ve bunun gibi konularda toplumun her kesimini birlik ve dayanışma ruhu ile hareket etmesi hepimizin yararınadır. Çünkü, hepimize farklı ölçülerde sorumluluk düşmektedir. Biz hükümet olarak bu sorumluluk bilinci ile hareket ediyoruz. Aynı sorumluluğu toplumun tüm kesimlerinden beklemenin de hakkımız olduğunu düşünüyorum.
Doğru bilgiye dayanan her türlü eleştiri ve yoruma açık olduğumuzu, sürekli vurguluyorum ve her görüşün mutlaka katkı sağlayacağına da inanıyorum. Bu sıkıntılı dönemde hep birlikte ülkemiz ve milletimizle birlikte en az zararla atlatabilmek için büyük bir gayret gösteriyoruz.
Bu meselelerle uğraşırken, ülkemizin çözmesi gereken diğer önemli problemleri de bir kenara bırakmıyoruz. Öncelikli hedeflerimizden olan AB üyeliği sürecinde Türkiye, üzerine düşen her türlü hususu yerine getirmek için gayret etmektedir. Burada özellikle vurgulamak istediğim nokta, bir çok reform paketlerinin TBMM’ye sevk edilmiş ve geçirilmiştir. Bütün bunlar, güvenlik nedeniyle temel hak ve hürriyetlerin giderek kısıtlandığı bir dönemde, Türkiye’nin özgürlükleri daha da genişlettiği gerçeği ile karşı karşıya.
İletişim alanında yapılacak düzenlemeler, demokratikleşmenin ve AB kriterlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
Bu düzenlemeler hem özgürlükçü hem toplumun beklentilerine cevap verici hem de kalıcı nitelikte olmalıdır. Bunu sağlamak için de toplumun ilgili kesimlerinin görüşlerini ve yaklaşımlarını almak önemli bir husustur.
Günümüzde teknoloji alanında yaşanan gelişmeler, haberleşmeyi bilgiye ulaşma , düşünce açıklama ve yayma imkanlarını alışılmış sınırlarını n dışına taşırmıştır. İmkanlardaki değişimler ve gelişmeler, kritik anayasa hukukunun, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile bunun temel aracı olan basın özgürlüğü kavramlarını yeniden ele almayı ve konuya daha kapsamlı geniş tanımlamalarla yaklaşmayı gerekli kılmaktadır.
Medya, toplumsal hayatta çok önemli görevler üstlenmektedir. Bunlar, toplumun bilgilendirilmesi ve olaylardan haberdar edilmesi, sağlıklı bir kamuoyunun oluşturulmasına katkıda bulunup şeklinde özetlenebilir. Kamuoyunun fikir, kanaat ve eleştirilerinin yöneticilere ulaştırması, yöneticilerin mesajlarının da kamuoyuna iletilmesi açısından demokratik sistemin temel unsurlarından biri olan medya, aynı zamanda büyük bir sorumluluk taşımaktadır.
Adalet Bakanlığı’nın dünyada iletişim özgürlüğünün üst aşaması olarak ortaya konulan bilgi edinme hakkı ile ilgili çalışmanın hazırlıklarını bitirmiştir. Devlet işleyişinde açıklığı şeffaflığı ve denetimin sağlanması amacıyla hazırlanan bu çalışmayı en kısa sürede TBMM’ye sevk edeceğiz.
Medya, küreselleşen dünyanın yeni değerlerinin insanlarımıza aktararak, Türkiye’nin dışarıya açılmasında kolaylaştırıcı işler üstlenmiştir. İletişim Şurası’nda ortaya konulacak düşünce ve görüşlerin buradan sonraki çalışmalarda bize ışık tutacağına inanıyorum. Böylece katılımcı demokrasinin gereği olarak konuyla ilgili her görüşün ve düşüncenin yapılacak düzenlemelerde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Burada açıklanacak düşünceler hükümetimize gelecektir ve hükümetimiz bunları yasa teklifi halinde TBMM’ye gönderecektir.
Bu, ülkemizde yeni bir üslubu ve bakış açısını da getirecektir. Hükümetimiz, yapacağı icraatlarda mümkün olan en geniş katılımı sağlayarak, demokratikleşmenin tabana yayma ve böylece azami mutabakatı sağlama anlayışını ülkemizde yerleştirme amacındadır.”



Kaynak : 