Günümüzde veri depolama ve yönetimi giderek önem kazanıyor. Şirketlerin elde ettikleri verileri saklaması ve o verilerin doğru bir şekilde kullanılması şirketlere önemli avantajlar sağlıyor. Veri depolama ve yönetimi çözümleri sağlayan NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı ile veri depolama sistemlerinin değişimini, 2015 Türkiye hedeflerini ve günümüzün trend kavramları Büyük Veri (Big Data), Bulut (Cloud) ve Nesnelerin Interneti’ni (Internet of Things) konuştuk.
Turk-internet.com: Bugün NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı birlikteyiz. Öncelikle şunu sormak istiyorum; 2013 yılında, kasım ayında “All-Flash Array” depolama sistemlerinizin özelliklerini ve farklılıklarını anlatan bir duyuru yapmıştınız. Bize kısaca bahsedebilir misiniz bu konudan ..
Behçet Yumrukçallı: Tabii! Doğrudur, 2013 yılında All-Flash sistemlerimizi duyurduk, yüksek performanslı, SSD tabanlı sistemlerimizi. Bu aslında ilk versiyonuydu. Tabi bu geçen zaman içinde oldukça ciddi yenilemeler gerçekleştirdik. Bu, hem çalışılabilirliği arttırmak açısından, hem de performansı daha üst boyutlara getirme açısından. Hatta geçtiğimiz ay bunun yeni versiyonlarını da sunduk.
Bu zaten elzem olmaya başladı çünkü IT dünyasına bakacak olursak, işte Intel CQ’larını çok daha hızlı çıkarmaya başladı, Oracle olsun, SAP olsun, Microsoft olsun uygulamaları artık daha hızlı çalışmaya başladı. Dolaysıyla da, bu verilerin çok daha hızlı bir şekilde servis edilmesi gerekiyor ve artık mikro saniyelerden konuşmaya başladık. Eskiden 1-2 saniyelerden bahsederken, artık mikro saniyelerden bahsediyoruz. Çok yüksek performanslı sistemler ile cevaplar sunmamız gerekiyor ve bu yeni anons ettiğimiz ürünlerde de bu konuda iddialı olduğumuzu düşünüyoruz.
Burada önemli bir nokta daha var. 2013 yılında da bahsetmiştim; niş oyuncular da var Flash Array sistemlerinde sadece o alana da odaklanmış.
Onların yaklaşımıyla bizim yaklaşımımız aslında biraz daha farklı; biz olaya daha büyük resimden bakmaya çalışıyoruz. IDC’nin yaptığı çalışmalara göre aslında bir data centerda hiçbir zaman için her şey All-Flash sistemlerden meydana gelmeyecektir. Neden derseniz, önümüzdeki 10 yıl içerisinde hâlâ en ucuz SSD disk, en pahalı SATA diskten bir 10 katı daha pahalı olacak. Dolayısıyla analizlerimiz sonucu beklentimiz, herhangi bir data center’in yüzde 80’inin hâlâ klasik veri depolama çözümleri, yüzde 20’sinin All-Flash sistemleri üzerinde olacağını şeklinde.
Dolayısıyla hibrit çözümlere son derece ihtiyaç var ve bizim yeni anons ettiğimiz ürünlerde de tamamen hibrit bir yapı var. Yani, hem konvansiyonel bir depolama sistemlerini ve aynı anda da SSD tabanlı All-Flash sistemlerini kullanabiliyorsunuz ve birbirleri arasında entegrasyon gerçekleştirebiliyorsunuz. Genel olarak gelişimler bunlar.
Turk-internet.com: Bu konuda 2015’te Türkiye’de planlarınız nasıl?
Behçet Yumrukçallı: 2015 yılında ağırlık vereceğiz özellikle All-Flash sistemlerine. Pazarın bu yönde daha bilinçlendiğini fark ediyoruz, ihtiyaçların daha çok arttığını görüyoruz. Müşterilerden daha çok talep geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu tarafta ciddi bir yoğunlaşmamız olacak.
Tabii bunun dışında 2015 yılında genel olarak düşünecek olursak neler yapacağımız üzerinde; burada bizim için bulut tarafı gerçekten çok önemli. Bulut tarafında çeşitli çözümlerimiz var. Bunları ayrıca tekrar konuşuyor oluruz.
Onun dışında da “Hiper Converged Infrastructure” adı verilen tümleşik alt yapılar gibi çözümler oluşmaya başladı. Geçtiğimiz 1 ay içerisinde bu tarafta da ciddi bir ürün ailesini anons ettik.
NetApp’ı bilenler bilir, biz sadece veri depolama sitemleri üzerine yoğunlaşmış bir firmayız. Kendi sunucumuz yok, başka cihazlarımız, çözümlerimiz yok diyorduk ama geçtiğimiz hafta yaptığımız anonsta da çok ilginç bir bilgilendirme gerçekleştirdik. Artık Hiper Converged dediğimiz bu bütünleşik çözümler için biz de kendi çözümlerimizi sunduk ve artık burada sunucusu ile, veri depolama sistemi ile, üzerinde çalışan sanallaştırma katmanı VM veri ile tamamen bütünleşik çözümler sağlamaya başlıyoruz.
Ve 2015 yılında bunun da oldukça önemli bir noktaya geleceğine inanıyoruz. Özellikle SME (KOBİ) dediğimiz küçük ve orta ölçekli kurumlarda, KOBİ’lerde olsun, bu ihtiyaçların çok fazla olacağına inanıyoruz. Bu firmaların tek bir noktadan, tek bir çözüm ile bütün alt yapılarını oluşturacaklarını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu tarafta da ciddi bir yoğunlaşmamız olacak.
Turk-internet.com: Demin, buluttan bahsettiniz. NetApp, buluta nasıl bakıyor acaba?
Behçet Yumrukçallı: Bulut, son birkaç yıldır ağırlıklı olarak konuşulan konulardan birisi. Bunu tabii tamamlayan büyük veri kavramı da var ki, zaten büyük veri, sosyal medya, mobil dünya zaten bulutun gelişmesine katkı sağlıyor. Dolayısıyla, 2015 yılında bulutta çok hızlı bir büyüme olacak; ki, 2014 yılında da ciddi bir ivme vardı aslında.
NetApp olarak hiçbir zaman bulut hizmeti sağlayan bir firma hiçbir zaman olmayacağız. Dolayısıyla biz, bulut hizmeti sağlayan servis sağlayıcı firmaların veri alt yapısı tedarikçisi olmak istiyoruz. Dolayısıyla da buna uygun çözümler, esneklikler ve müşterilere katma değer sağlayacak çözümler oluşturmayı sağlıyoruz.
Burada gene çok yakında anons ettiğimiz “data fabric” çözümlerimiz bulunmakta. Aslında yaptığımız şu: bütün kurumlar ile görüştüğümüz, konuştuğumuz vakit, aslında 2 tane nokta var ki, firmaları bulut yatırım yapmaya itiyor. Birincisi, güvenlik tarafı. İkincisi de esneklik.
Şundan korkuyor firmalar; bir bulut servis sağlayıcısından hizmet alır isem, sonra başka servis sağlayıcısına geçebilir miyim? Ya da verilerimi oradan kolayca alabilir miyim, taşıyabilir miyim, gibi çok ciddi sorular var ki, haklılar. Çünkü bilgi, veri her geçen gün artıyor. Çok yüksek kapasitelerdeki veriyi bir yerden bir yere taşımak çok da kolay değil.
Biz buradaki açığı gördük ve Data Fabric adını verdiğimiz yeni bir teknoloji, çözüm oluşturduk. Aslında burada yaptığımız çok basit. Yeni bir veri formatı oluşturuyoruz ve bu ister ofis ortamı olsun, isterse firmaların kendi data centerları olsun, ya da herhangi bir bulut sağlayıcısı olsun, tek bir veri formatında bu verinin ortak bir şekilde paylaşılması. Yani bugün kendi ortamınızdaki veriyi hiçbir aksiyon almadan, Data Fabric üzerinden seçtiğiniz herhangi bir servis sağlayıcısına yönlendirebiliyorsunuz. Günü geliyor o servis sağlayıcısı ile başka bir servis sağlayıcısında çalışmak istiyor iseniz, verinizi gene arka planda kesintisiz bir şekilde, kontrol ederek, başka bir servis sağlayıcısına geçirebiliyorsunuz. Ya da gerektiğinde kendi ortamınıza geri çekebiliyorsunuz.
Dolayısıyla çok ciddi bir esneklik sağlıyor. Bunu yaparken de, Hiper adını verdiğimiz bulut sağlayıcıları ki, Amazon gibi, IBM’in gibi, ya da Microsoft’un Azure’u gibi firmalar ile de iş birliklerine gittik. Bunlarla ortak bir alt yapı ortamı gerçekleştirdik, ki bu sayede firmalar isterler ise kendi verilerinin bir kısmını ya da tamamını Amazon ortamında, ya da Azure ortamında, ya da IBM ortamında saklayabiliyorlar ve tamamen bu servis sağlayıcısı arasında ve kendi data centerlari arasında bu veri akışını çok basit bir şekilde, kesintisiz bir şekilde gerçekleştirebiliyorlar.
Bu, çok ciddi bir esneklik sağlıyor. Biz inanıyoruz ki, Data Fabric sayesinde aslında bundan sonra müşterilerin korkuları daha çok azalacak ve buluta karşı daha iyi yaklaşacaklar ve bulut üzerinde de yatırım yapacaklarını düşünüyoruz.
Bunun ikinci uzantısı, Steel Store adını verdimiz bir ürünümüz var. Çünkü bulut deyince, aslında backup ile de oldukça örtüşüyor. Firmaların çoğu kendi verilerini kendi ortamlarında saklıyorlar ama backup almak, yedeklemek, bunların geri dönüşü ciddi bir sıkıntı ve ciddi maliyetler. Biz burada gene şöyle bir çözüme gittik. Firmaların yedeklerini bulut üzerinde tutmaları. Böyle bir esneklik sağlamak. Dolayısıyla firmalar belki X seviyesindeki yedeklerini kendi ortamlarında tutabilirler ama uzun vadeli yedeklerini ya da arşivlerini çok basit bir şekilde, basit bir yönetim ile bulut üzerinde de saklayabilecekler.
İşte bu noktada da en başta gene Amazon ile çok ciddi bir işbirliğine gittik. Dolayısıyla şu an Steel Store ürünümüz sayesinde müşterilerin hem backup çözümlerini sağlıyoruz ve isterler ise direkt Amazon üzerinde yedekleme ve geri dönüş hizmetlerini oldukça düşük maliyetler ile gerçekleştirebiliyorlar. Bulut’un aslında gerçek hayattaki örneklerinden de birini burada çok iyi gösterebiliyoruz. Yedekleme ve geri dönüş konusunda bulutu artık daha utilize etme şansına sahip olabilecek müşteriler.
Turk-internet.com: Peki, “Software Defined Storage”, ya da SDS dediğimiz bir kavram var. Bunu biraz açabilir misiniz? Yararları nedir, sizin sistemlerinizdeki yeri nedir?
Behçet Yumrukçallı: Tabii! Bunu aslında şöyle basit bir örnek ile açıklamak isterim: Yıllar önce fiziksel sunuculardan bahsediyorduk. VMWare gibi bir firma geldi dedi ki, fiziksel sunuculara bağlı kalmayalım, bunları sanallaştıralım.
Sanallaştırınca ne oldu ; müşteriler kendi sunucu altyapılarını daha verimli kullanmaya başladılar. Bunun aslında bir benzeri de artık veri depolama dünyasında gerçekleşmeye başladı.
Tamam fiziksel veri depolama sistemleri olacak, üzerinde hard diskler, kapasiteler orada saklanıyor olacak ama bunların daha verimli kullanılması gerekiyor ve daha sanal şekillerde kullanılması gerekiyor.
Biz burada çeşitli girişimlerde bulunduk. Bunlardan bir tanesi; özel bir sistemimiz var. Bu sistem herhangi farklı bir marka veri depolama sistemine bağlanabiliyor ve hepsini tek bir veri depolama sistemi gibi kullanmanız sağlıyor. Yani bu sanal bir storage haline geliyor.
Dolayısıyla bunun üzerinde de istediğiniz kadar farklı farklı sanal veri depolama çözümleri oluşturabiliyorsunuz. Farklı farklı uygulamalara yönlendirebiliyorsunuz.
Bunun bir sonraki aşamasını gene Amazon firması ile ortaklaşa gerçekleştirdik. Artık isteyen müşteri Amazon üzerinden sanal NetApp veri depolama sistemlerini kiralayabilecekler.
Tabii buradaki en önemli fark şu: Şimdiye kadar her zaman bütün firmalar Amazon’a gidip veri alanlarını kiralayabiliyorlardı. Yani, gidip “ ben bir terabayt, 2 terabayt, 3 terabayt disk alanı istiyorum”, diyorlardı ama artık yaklaşım, 1 terabayt disk alanı değil, “ ben 10 terabayt’lık, şu, şu, şu özellikleri olan bir NetApp veri depolama sistemine sahip olmak istiyorum” diyebilecekler.
Ve Amazon da tamamen bunu Software Defined Storage yaklaşımı ile kendi ortamlarında, sanal NetApp veri depolama sistemlerini oluşturup müşterilerine hizmet olarak verebilme şansına sahip olabilecekler.
Turk-internet.com: Peki bu ürünlerin farklı platformlarda çalışabilirliğine bakarsak, 2015’te müşteriler istedikleri tedarikçiler ile çalışabilecekler mi?
Behçet Yumrukçallı: Kesinlikle. Tabii şu da bir gerçek. Öncelikle globalde konuşuyorum. Bazı şeyler daha mümkün. İşte bu Amazon olsun Softlare olsun, Azure’un verdikleri hizmetlerdeki esneklik açısından.
Türkiye’ye baktığımız vakit de biraz daha limitli. En azından şu an için biraz daha limitli. Çünkü network maliyetleri ya da network band genişlikleri ile ilgili sıkıntılar yaşayabilir. Yani, sizin bugün verilerinizi Avrupa’daki data center’daki bir Amazon’da, ya da Azur’a ya da Soflare’de tutuyor olmanız çok gerçekçi olmayabilir ama olacak olan şudur; tabii ki siz zaman içerisinde Türkiye’de de bu hizmetleri sağlayan servis sağlayıcıları olacak ki, amaçlarımızdan da bir tanesi bu zaten, Türkiye’de de bu hizmetleri verebilmek.
Bunu gerçekleştirdiğimiz an, kesinlikle müşteri tarafında çok ciddi bir esneklik olacak. Müşteri istediği an ister kendi ortamını, ister herhangi bir servis sağlayıcısının ortamını, ya da hiper servis sağlayıcısı dediğimiz Amazon, Softlare ya da Azure gibi firmaların alt yapılarını kullanma şansına sahip olabilecek çünkü data sağlayıcısı sayesinde bu verileri kesintisiz bir şekilde, kontrollü bir şekilde, istediği şekilde kullanma şansına sahip olabilecek.
Turk-internet.com: Son olarak da şunu sormak istiyorum; bu aralar günümüzde çok trend olan bazı kavramlar var. Mesela, büyük veri ya da nesnelerin interneti. NetApp’ın yaklaşımı nedir bu kavramlara?
Behçet Yumrukçallı: Zaten bulutu aslında tetikleyen en önemli konulardan birisi büyük veri, büyük veriyi de destekleyen nesnelerin interneti.
Bunu şöyle birkaç örnek ile açıklamak gerekir ise, özellikle günümüzde baktığımızda inanılmayacak şekilde IP’si olan networke bağlı cihaz var. Her geçen gün artıyor bu. Mobil uygulamaların artması, ya da giyilebilir sağlık sistemleri, cihazları kişiler üzerinde ölçümler yapabilen, ya da telometre dediğimiz tamamen sensörler ile çevremizde devamlı veriler toplanıyor. Bu veriler bir noktada biriktirilip bunlar üzerinde analizler yapılıyor. Dolayısıyla inanılmayacak bir veri akışı gerçekleşmeye başladı. Ki, Gartner’in raporuna göre 2015 yılında 4.9 milyar cihaz, internete bağlı olacak dünyada. Ki, bu bir önceki yıla göre yüzde 30 büyümüş bir şekilde.
2020 yılında ise 25 milyar cihazdan bahsediyoruz. Gene bir örnek vereyim bu nerelere gittiğinin ciddiyeti ile ilgili; 2030 yılında Çin’de her bir evde 30 ile 40 arası internete bağlı cihaz olacağı bekleniyor ki, yılda aşağı yukarı 200 terabayt’lık veri oluşturacağı, bunun da Çin’de 500 milyon ev olduğunu düşünür isek, 2030 yılında 100 zetabayt’lık bir veriden bahsediyoruz. Ki, bunu ne ile karşılaştıralım? IDC, 2020 yılında dünyadaki bütün veriler 35 zetabayt olacak, diyor. Dünyadaki bütün veriler 35 zetabayt iken 2020 yılında 2030 yılında sırf Çin’deki evlerden toplanacak olan bilgi 100 zetabayt. Dolayısıyla inanılmayacak bir büyüme var.
Burada da dediğim gibi, sensörlerin ucuzlaması, günlük hayatımızda her alana girmiş olması kaçınılmaz bir hâl oluyor. Tabii bunu büyük veri ile de bir araya getirme lazım. Açıkçası ben firmalardaki büyük veriyi insan beynine benzetiyorum. İşte hep deriz ya, insan beyninin yüzde 10’unu, 15’ini kullanabiliyor, tamamını kullansa kim bilir neler olabilirdi diye; firmalar için de aynı şey geçerli. Firmalarda da çok ciddi bir veri var. Kendi hizmet verdiği müşterilerinden olsun, sosyal medyadan, mobil cihazlardan olsun, çok ciddi bir veri topluyor. Fakat bu veriyi ne kadar kullanabiliyor, ne kadar analiz edip bunu tekrar ticarete bir dönüş olarak gerçekleştirebiliyor, soru işareti.
Ama gene gördüğümüz trendler kurumlarda da, bu verilerin öneminin farkındalar ve gerçek zamanlı bütün çevrelerinden bu veriyi toplayarak analiz yapmak ve bu analizler sonucunda çok ciddi ticari kararlar almak aşamasına gelmiş durumdalar. Dolayısıyla burada da çok ciddi bir büyüme olacağını, hem büyük veri tarafında, dolayısıyla da bulutun getirdiği esneklikler ile de beraber kullanılacağını düşünüyoruz.
Turk-internet.com: Peki başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Behçet Yumrukçallı: Yok, teşekkür ederim.



Kaynak : 