Geçtiğimiz hafta AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Sektöre, yerel ve global ekonomiye dair bilgilendirici bir sohbet oldu. Özellikle, içinde yer aldıkları, çevre koruma amaçlı IoT ve yapay zeka destekli projeleri ilgimizi çekti. Teknoloji firmalarını sosyal sorumluluk yanı da olan projelerin içinde daha fazla görmek istiyoruz.
Geçen sene gerçekleştirdiğimiz görüşmede ülkemiz genelinde düşük olan bulutlaşma oranından bahsediliyordu. Rakamlarda iyileşme var mıdır?
Berrin Özselçuk: Glass House tarafından yapılan bulut kullanım trendleri araştırmasına göre, Türkiye’deki işletmelerin %49’u en az bir bulut çözümü kullanıyor. İşletmelerin %86’sı bulut teknolojilerinin verimliliği artırmada etkili olduğunu söylüyor. Bu teknolojileri çoğunlukla veri depolama ve e-posta, ardından da felaket kurtarma için kullanıyorlar. Dolayısıyla, bulut adaptasyonunda bir iyileşme görüyoruz, ancak hala büyüme potansiyeli var. Giderek daha fazla şirket bulut teknolojilerinin maliyet tasarrufu gibi avantajlarının farkına varıyor. Bu avantajların somut örneklerini AWS müşterilerinde de görüyoruz. Örneğin, 2.000’den fazla öğretmene ve 50.000’den fazla öğrenciye doğrudan hizmet veren yapay zeka destekli bir öğretmen asistanı olan Madlen, AWS hizmetlerinden yararlanarak %40’a varan verimlilik artışı kaydetti. Türkiye’de giderek daha fazla işletme bu teknolojilerden nasıl yararlanabileceklerini araştırıyor.
Kamu kurumlarının buluta geçmeleri gerektiği hep söylendi / söyleniyor. Neden geçsinler? Bulut teknolojisi Türkiye’deki kamu kurumlarında lojistik ya da operasyon yönetiminde iyileştirmeler sağlayabilir mi?
Berrin Özselçuk: AWS olarak aslında dünyada birçok kamu kurum / kuruluşuyla çalışıyoruz. Kamu kurumlarının modernleşerek hizmetlerini daha iyi geleceğe taşıyacağına ve vatandaşlarımıza da daha iyi hizmet vereceğini öngörüyoruz. Bunun için de dört temel adım ve beraberinde gelen kazanımlar var.
İlk olarak tasarruf ve güvenlik için fiziksel altyapılardan buluta geçmek…
AWS’in yıllara dayanan verileri, fiziksel altyapıdan buluta geçişin maliyetleri düşürdüğünü gösteriyor. Buluta geçen bazı müşteriler, BT harcamalarını üçte ikiye kadar azaltarak vergi mükellefleri için önemli tasarruflar sağlıyor. Binlerce kamu kurumunun buluta geçişini destekleyen AWS, müşterilerine ihtiyaçlarına göre kaynak ölçeklendirme, esnek ödeme modellerine geçiş ve kanunlara uygun, güvenlik ve uyumluluk sunuyor. Tabi ki sadece bu kadar değil bununla beraber güvenlik tarafı da çok önemlidir. Güvenlik açıklarının kaybolması, olası gelebilecek güvenlik tehditlerine karşı daha hazırlıklı olabilme ve en üst teknolojiyle sistemlerinin korunduğunu biliyor olmak da kamu kurumları için çok önemli bir noktadır.
İkinci adım olarak birazcık daha verimliliği ve üretkenliği artırmak geliyor. Şimdi birinci adımı tamamladık. Fiziksel altyapıdan geçtik. İkinci noktada daha verimli nasıl oluruz? Dolayısıyla “nasıl daha üretken nasıl oluruz” bunu konuşuyoruz. Burada kolayca tahmin edileceği üzere yapay zekadan bahsetmek istiyoruz. Yapay zeka, rutin görevleri otomatikleştirerek, karar alma süreçlerini geliştirerek ve vatandaş etkileşimini artırarak kamu operasyonlarını dönüştürüyor. Yapay zeka destekli dönüşümler, her geçen gün tam anlamıyla işleyen çözümlere dönüşüyor. Örneğin, ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) denetiminde faaliyet gösteren, hükümetten bağımsız Finansal Endüstri Düzenleme Otoritesi (FINRA), yapay zeka destekli yazılım geliştirme araçları sayesinde teknoloji güncellemeleri ve bakım süreçlerinde harcanan çabayı yüzde 40 oranında azaltırken, kod kalitesi ve bütünlüğünü yüzde 30 artırmayı başardı.
AWS olarak, kamu sektöründe AI adaptasyonunu hızlandırmak için iki yıllık ve 50 milyon dolarlık bir yatırım olan Generative AI Impact Initiative’i duyurduk. O zamandan bu yana, dünya genelindeki müşteriler Amazon Bedrock, Amazon Q gibi hizmetler aracılığıyla AWS’in yapay zeka altyapısını kullanarak inovasyonlarını hızlandırdı.
Üçüncü adım buralardaki çalışanların becerinin iyileştirilmesi olacaktır. Bizim AWS Skill Builder adında bir platformumuz var. Buradan dijital eğitimler alınabiliyor. Skill builder sayesinde dijital becerinin etkinliğini ve yetkinliğini arttırma çabasındayız. Burada AI yetkinlik certification’ları var. Bunu kamu kurumlarının çalışanlarına da özel sektör çalışanlarına da öneriyoruz çünkü bunlar dünya çapında geçerliliği olan sertifikasyonlar, rozetler. Artık günümüzde diplomaların yerini daha çok beceri rozetleri aldığından…
Dördüncü ve sonuncu adım olarak bütçeleri veri odaklı kararlarla optimize etme adımı diyebiliriz. Bütçelemenin verimli bir şekilde yapılması için gerçek zamanlı görünürlük, stratejik planlama ve hesap verebilirlik gerekiyor. Bulut tabanlı analiz araçları, kamu kaynaklarının en etkili şekilde kullanılmasına olanak tanıyor. Dolayısıyla bütçelemenin de daha doğru yapıldığı sistemlerde sunuyoruz. Çünkü yine bir örnek var burada bir economic validation çalışması… Burada kuruluşların %83’ünün AWS sayesinde veri analizi kabiliyetlerini geliştirdiğini ve analiz araçları kullananların veriye odaklı karar alma hızında da %37 iyileşme olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak tüm bunlar gerçekten kamu kuruluşları için, hem buluta geçme hem de yapay zekayı önemseme kısmında, onları hızlandıracak dört etken olarak görüyoruz.
Kamu kurumları genellikle çok sayıda personel ile işlerini yapan organizasyonlardır. Doğal olarak burada bir eğitim de söz konusu olacaktır ama siz bu eğitimleri zaten devreye almışsınız gördüğüm kadarıyla. Bunu duyurdunuz mu? Kamu kurumlarından bir talep geliyor mu?
Berrin Özselçuk: Evet oluyor. Birebirlerde yapıyoruz daha çok bunu. Dünyada AWS olarak 2025 sonuna kadar 29 milyon kişiye eğitim vermeyi planlıyoruz. Yani şu anda eğitimler hedefine uygun bir şekilde devam ediyor. Eğitim konusunda yapılacak çalışmaların başarılı olması için eğitimin istenmesi yani alacak kişinin istekli olması esastır. Bu noktada öneriyi götürüyoruz, talep eden, ilgilenen bununla ilgili hem eğitime katılıp arkasından da sertifikasyonu almaya istekli olan kişileri bu noktada destekliyoruz. AWS Skill Builder’daki ücretsiz dijital eğitimler, işletmelerin ihtiyaç duydukları becerileri kendilerine uygun bir hızda geliştirebilmeleri için isteğe bağlı kurslar ve öğrenme planları sunuyor.
Artık, bulut ve yapay zeka teknolojileriyle, “verinin aksiyona dönüştürülmesinden” bahsetmeye başladık. Bildiğimiz kadarıyla sizin de bu kapsamda çevre koruma amaçlı bir projeniz vardı. Bu projede neler yapıldı?
Berrin Özselçuk: Doğa koruyucularının eline her gün daha fazla verinin geçtiği bir döneme girerken, AWS Cloud, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve yapay zekanın (AI) bir arada kullanılmasıyla elde edilen veriler arasında anlamlı ilişkiler kurularak, üzerinde aksiyon alınabilecek sonuçlar elde edilebiliyor.
Doğa koruyucuları, hiçbir zaman veri sıkıntısı çekmemiştir. Onların sahadaki titiz gözlemleriyle elde edilen veriler, yaban hayatın davranışlarından göç modellerine, iklim değişikliğinin türler üzerindeki etkisine kadar pek çok alanı kapsıyor. Yağmur ormanlarından okyanuslara ve dünyanın tüm yüzeylerine kadar farklı alanlara odaklanan yenilikçi kuruluşlar, aksiyona dönüştürülebilecek çıktılar elde etmek için veriyi kullanıyorlar. Bulut teknolojileri sayesinde daha önce hayata geçirilmesi mümkün olmayan projeler anında uygulamaya alınabiliyor. Şeffaflık, kuruluşları ve hükümetleri taahhütlerini yerine getirmeye zorluyor. Yakın zamanda çözülmesi imkansız görünen sorunlar artık hızlandırılmış zaman çizelgeleriyle çözülüyor.
Clay AI for Earth, AWS desteği ve AWS açık veri kayıt defteri aracılığıyla ücretsiz olarak erişilebilen verilerle eğitilen Yeryüzü Gözlem Temel Modeli’ni (Earth Observation Foundation Model) oluşturdu. Bu model, uydu görüntülerini çevresel zorluklara yönelik yenilikçi teknoloji çözümleri için erişilebilir bir kaynağa dönüştürüyor. Yeryüzü Gözlem verileriyle çalışmak daha önce hem karmaşık hem de pahalıydı; bu da doğayı koruma kuruluşları için en büyük potansiyel kaynaklardan birini, onu nasıl kullanacaklarına dair yenilikçi fikirleri olan birçok kişinin erişiminden mahrum bırakıyordu. Clay’in yaklaşımı bu durumu değiştirmeye yardımcı oluyor.
Bu aslında çok önemli bir şey. Neden? Çünkü diyor ki burada, “kil verilerinden” Amazon bölgesindeki ormanlardaki değişiklikleri anlayabiliriz. Başka bir enteresan örnek daha vermek gerekirse o da kıyı sularında yasa dışı bir balıkçılık faaliyeti var mı yok mu kıyı suyunu takip ederek biz bunu anlayabiliriz. İşte bu uydu görüntüleri bu noktalarda foundation model sayesinde burada çözüm arayanlara yardımcı olabiliyor.
Geçen sene firma olarak daha çok Outpost hizmetinizi ön plana çıkarmaya çalışıyordunuz. Beklediğiniz talebi gördün mü piyasadan?
Berrin Özselçuk: Şimdi Outpost tabii ki daha çok iki noktada ön plana çıkıyor: Birincisi latency. Yani ben veriye ulaşmaktaki gecikmeyi minimum seviyeye düşürmeye çalışacağım diyen işte bu fabrikama koyacağım ya da müşterime en hızlı ulaşacak noktaya koyacağım dediğiniz koşullarda isteyen müşterilerimize ulaşıyor. İkincisi de tabii ki data residency. Outpost çözümü aslında baktığınızda herkes residency der ama ondan önce latency için… (Data residency: verinin depolanacağı coğrafi lokasyona dair regülasyonlar olarak düşünülebilir)
Türkiye’de farklı noktalarda fabrikalarınız var ve sizin için o fabrikadaki veriden değer elde etmek çok önemli o zaman oraya koyacaksınız. Outpost hiçbir zaman ben “sadece” Outpost kullanmak zorundayım demek değildir. Yani bulutla da beraber kullanılabilir. Az önce dediğim gibi fabrika ortamınızdaki bazı uygulamalarınız için Outpost’u da tercih edebilirsiniz. Tamamen birbirine bağlantılı çözümler. Oyun firmalarından bakanlıklara kadar bu çözümü kullanan müşterilerimiz şu an Türkiye’de var. Bizim nihai hedefimiz tabii ki bulut kullanım oranını arttırmak. Çünkü bulutta ölçeklenebilirlik var, çok fazla servis var. 200’den fazla servisimiz var biliyorsunuz AWS Cloud ortamında. O ölçeklenebilir ortamı tek bir rack’in içine, tamam 42U rack’e kadar gidiyor, gerçekten çok performanslı, 30 tane servisin üzerinde servis çalışıyor, mükemmel bir çözüm olabilir ama bir tarafta dünyada bulut kullanımı var. Onun için bu iş beklentilerimize çok paralel gitti ama Türkiye’nin ve dünyanın dönüşümü zaten buluttan olacaktır. Bunu da biraz regülasyonlara uyum sağlamak için sunmak durumunda kaldık.
Çünkü sadece Outpost’ u değil biz aslında baktığınızda ilk olarak Edge noktalarımızı geçen sene duyurduk, ardından Outpost’u duyurduk. Sonra Direct Connect ile güvenli ve hızlı bir şekilde AWS ortamına bağlanmayı duyurduk. Yani 2024’ten beri aslında Türkiye’ye yatırımımız sürekli yeni bir şeylerle devam etti. Bölgede hala Outpost’un, Edge’in ve Direct Connect’in olmadığı ülkeler var. Onun için Türkiye bu noktada yatırım konusunda da gerçekten hızlı bir şekilde liderliği eline aldı.
O zaman yeri gelmişken soralım hemen: ekonomik krize ek olarak bir de siyasi çalkantılarla geçen bir 2025 ten bahsediyoruz. Sektörden çok sayıda dostumuz kayıp bir yıl olarak niteliyorlar. Sizden de bir 2025 değerlendirmesi rica edelim.
Berrin Özselçuk: Bizim açımızdan, gerçekten, birincisi mevcut projelerimizin başarıyla devam ettiği ikincisi de yapay zeka alanında, özellikle çok fazla kavram doğrulama çalışmaları yaptığımız, çok fazla proje konuştuğumuz, çok fazla projeleri değerlendirdiğimiz, brainstorming’ler yaptığımız, yani o kadar çok fazla inovasyon toplantıları yaptık ki… Bazı ekiplerimiz inovasyon konusunda müşterilerimizle, müşterilerimizin iş süreçlerini değerlendirdikleri iki günlük toplantılar yapıyorlar. Çok, “future building” yani adeta geleceği inşa ettiğimiz, çok yoğun bir sene oldu. Hedeflerimiz de, finansal olarak ülke genelinde detaylara inemiyoruz ama gayet başarılı bir şekilde ilerlediğimizin bilgisini sizlerle paylaşabiliyorum.
Peki son olarak şunu sormak istiyorum Berrin Hanım: AWS olarak Türkiye’de yapmaya hazırlandığınız yatırımlar var mı?
Berrin Özselçuk: Yatırımlarımız ile ilgili konuları bu aşamada paylaşamıyorum ama elbette ki çalışmalarımız mevcuttur. Bu konuda Müşterilerimizden bir sonraki AWS bölgesinin neresi olmasını istedikleri konusunda sürekli geri bildirim alıyor ve bu listeyi müşteri ihtiyaçlarına göre sürekli olarak yeniden değerlendirip önceliklendirmeler yapıyoruz. Şu anda Orta Doğu Region’ımız Bahreyn Bölgesi ve BAE’de ve Suudi Arabistan’da da bir tane olacak. Ancak, Türkiye’deki müşterilerimizin bulut bilişimden faydalanmalarına yardımcı olmaya odaklanmaya devam ediyoruz. Ayrıca bir ofisimiz var ve bulut yolculuklarında müşterilerimize destek olmak için ekiplerimizi oluşturmaya devam ediyoruz. AWS, Türkiye’de bulutu kullanarak yenilik ve dönüşüm gerçekleştiren birçok müşteriyle çalışıyor. Örneğin, ondan fazla sektörde, pek çok firmaya hizmet veren, müşteri odaklı, ihtiyaca yönelik çözümler sunan, aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi de bulunan teknoloji şirketi Doğuş Teknoloji, Doğuş Otomotiv Değer ve İlgi Merkezi (DİM) Sınav Modülü için bulut sağlayıcısı olarak AWS’i tercih etti. AWS yapay zeka teknolojileri kullanılarak geliştirilen üretken yapay zeka destekli modül, 2 günlük süreçleri 3 dakikaya indirdi. Seç-izle (VOD, video on demand) içerikleri sunan Türk OTT (İnternet üzerinden TV) platformu GAİN, bulut sağlayıcısı olarak Amazon Web Services’i (AWS) tercih ettiğini duyurdu. GAİN, müşterilerinin mevcut ve gelecekteki teknolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için operasyonlarını AWS Bulut’a taşıyacak. GAİN’in yararlanacağı AWS servisleri arasında, son kullanıcılara daha hızlı ve daha çabuk yanıt veren uygulamalar sunmak için gecikme sürelerinde yüzde 30’a kadar iyileştirme sağlayan ve bu yılın başlarında kullanıma sunulan İstanbul’daki Amazon CloudFront Edge Location (uç konum) yer alıyor.



Kaynak : 