Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak ve ikinci bölümünü de burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Sayısallaşma ve Bilişim Okuryazarlığı
Bilişim suçlarının doğrudan veya dolaylı olarak zararları hakkındaki ikinci örnek olarak, bilişim okuryazarlığı kavramını ele almak uygun olacaktır.
Bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimde yaşanan eşitsizlik (digital divide) günümüzün sıklıkla tartışılan konularından birisidir. Birleşmiş Milletler de bu konunun önemini fark ederek 2000 yılı Eylül ayında NewYork’ta gerçekleştirdiği Milenyum 2000 zirvesinde sayısal uçuruma karşılık alınacak önlemleri tartışmıştır. Dünyanın en zengin 8 ülkesinin öncülüğünde kurulan G-8 gurubunun Okinawa’da yapılan toplantısında, bilgi zenginleri ve fakirleri arasında giderek artan uçurum konusuna dikkat çekilerek “internet erişimi olanlarla olmayanlar arasındaki uçurumun, eğitim, mesleki beceriler, okur yazarlık, kamu sağlığı ve ekonomik başarıları da etkilediği ve bu alanlarda mevcut uçuruma katlayıcı etkiler yaptığı” belirtilmektedir.
Dünyanın en önemli uluslararası kuruluşlarının gündeme aldığı sayısal uçurum kavramının önemini ve bu alanda bilişim suçlarının nasıl bir etki yaptığını inceleyelim.
Birçok iş dalı bilgisayar ve internet rüzgârından etkilenmiştir. Bu hızlı değişim, devletçe yürütülen işlemlerin de teknolojinin nimetlerini kullanılarak gerçekleştirilmesi fikrini ortaya çıkarmıştır. Bu teknolojiler aracılığı ile yapılan işlemler adım adım bir dönüşüm geçirerek devlete ait işlemlerin internet üzerinden yapılmasını mümkün kılan “elektronik devlet” kavramını ortaya çıkarmıştır. Kısaca “e-devlet” adı verilen kavram, beraberinde e-vatandaş, e-posta, e-güvenlik, e-kurum, e-ticaret, e-iş, e-banka, e-hizmet, e-sağlık gibi onlarca kavramı da beraberinde getirmiştir.
Kulağa hoş gelen bu kavramlar arasında özellikle e-vatandaş kavramı aslında yeni bir dilin doğuşunu da ilan etmektedir. Elektronik devlet ve elektronik işin olmazsa olmaz şartı olan e-vatandaşın, iş sektörü ve devletle iletişebilmek için, yeni bir dil ve yeni bir lisan olarak tanımlayabileceğimiz bilgisayar okuryazarlığına (computer literate) sahip olması gerekir.
Gerçekte bilgisayar okuryazarlığı tabiri, internet ve ilişkili diğer ağ ve teknolojilerle yapılan eylemleri anlama ve yapabilmeyi tam olarak kavramamaktadır. Türkçemizde bilgi ve iletişim sözcüklerinin çok başarılı bir ahenkle harmanlanması sonucu ortaya çıkmış olan “bilişim” kelimesinin, bu alandaki boşluğu doldurabilecek yegane terim olduğu değerlendirilmektedir. “Bilişim okuryazarlığı” diye teleaffuz edebileceğimiz, her tür ve şekildeki bilgisayar, bağlı aygıtlar, cep telefonu, araç kitleri ve diğer internet bağlantılı teknolojiler aracılığıyla yaşamını sürdürebilme, işlerini görebilme eylemini, “bilgisayar okuryazarı” tabiri tam olarak ifade etmemektedir.
Çünkü günümüz paradigmalarını değiştiren, dönüştüren ivme, tekil bilgisayarlar değil bilgisayarlar aracılığıyla oluşturulan ağ ve iletişim platformlarıdır.
E-devlet ve e-sektörler ile iletişebilmek için “bilişim okuryazarlığı” bir şarttır. Aynı dilde konuşamayan devlet ve vatandaş arasındaki iletişim, ancak ilkel seviyede gerçekleşebilir. İletişim sadece ilkel boyutta kalırsa, edebiyat, sanat, bilim, fen özetle “medeniyet” var olamaz. Yeni bir dil, lisan ve iletişim yöntemi olan bilişim araçlarıyla iletişerek e-birey olma ve elektronik destekli yaşama, bilgisayar okuryazarlığını şart koşmaktadır.
Bu düşünceye, günümüzde bilgisayar kullanmayı bilmeyen ancak ATM cihazından para çeken, bankada yapacağı işleme göre sıramatikten sıra numarası alan insanlar ve uygulamalardan bahsedilerek karşı çıkılabilir. Ancak günümüzde kağnı, karasaban teknolojisinde, bir diğer ifadeyle “emekleme” aşamasında olduğu değerlendirilen e-devlet, e-iş uygulamalarının varacağı nokta, ancak insan hayal, çaba ve yeteneğiyle sınırlıdır.
Günümüzde tartışılmaya başlanan e-oy, e-demokrasi sayesinde, tarihte tüm oy vericilerinin, her karar için bir meydanda toplanarak yapılan oylama sonucunda karar verdiği, en sağlıklı yönetim şekli olan Atina demokrasisine kadar varacak bir sürecin adımları atılmaya başlanılmış olması, elektronik uygulamaların ne kadar hayati olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
Parlamento veya milletvekili gibi temsilcilerin değil, bizatihi milletin kendisinin karar verici olduğu ve temsili demokrasinin rafa kaldırdığı bu dönüşüm mutlaka gerçekleşecektir.
İçinde yaşadığımız çağ, önceleri tarım daha sonraları sanayi üreterek büyüyen ve gelişen dünyanın, artık bilgi üreterek, çoğaltarak, uygulayarak, pazarlayarak, satarak güç ve refah sağladığı çağdır. Var olmanın tek ama tek yolu bilgi işçisi bireyler ve kurumlar üretmektir.
Bilgi toplumu olma yolundaki ilk şartlardan birisi olan sayısallaşma ve bilgisayar okuryazarlığı, geç kalınmadan aşılması gereken ciddi bir engeldir.
Ülkemizin sahip olduğu genç nüfus avantajı sayesinde kıt ekonomik imkanlara rağmen, bilgisayar okuryazarlığı yükselen bir ivme ile artmaktadır. Gelecekte bilgi üreterek var olma mücadelesini sürdürme azminde olan bir Türkiye için bu durum çok sevindirici bir gelişmedir.
Ülkemizdeki bilgisayar kullanımı ve internet erişiminin büyük bölümüne aracılık eden internet kafeler, hala birer cazibe merkezidir. Türkiye’de özellikle genç nüfusun bilgisayar kullanım ve öğrenmesi, birçoğu kahvehaneyi andıran internet kafelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla gerçekleşmektedir. Fiziki ve sosyal olarak çok sağlıklı olmayan bu mekanlarda gençler, yeni bir iletişim dili olan bilgisayar ve internetin tabiri diğerle “argo” versiyonunu öğrendikleri bir gerçektir. Gazeteleri internet kafe merkezli suçlardan oluşan haberlerle dolu olan ülkemizde, Başbakan bile aileleri, çocuklarıyla birlikte interneti gezmeleri konusunda uyararak gelinen tehlikeye parmak basmaktadır. Özellikle internet kafelerden yayılarak, sadece karanlık yüzüyle kamuoyuna gelen internet olgusu, ortalama vatandaş ve aileleri endişeye sevk etmektedir. İnternet ve bilgisayarla büyümemiş ve bu teknolojileri daha çok oyun aracı olarak gören orta ve yaşlı kuşak arasında “internete giden” çocuklarına suç işlemeye gidiyor gözüyle bakan, interneti bir kötülük ve kaos aracı olarak gören insanların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.
Bu algılamanın neye sebep olacağı açıktır. Aileler çocuklarını evde dahi olsa bilgisayar kullanımı ama özellikle internet kullanımı konusunda engellemeye veya kısıtlamaya gideceklerdir. Teknik denetim konusunda yeterli olmayan ebeveynler mantıksız yasaklarla çocuklarının gelişimini, bilişim okuryazarlığını ve bilgi üretim sürecine geçişini engelleyeceklerdir. İnternetin sadece suç aracı yüzünü gören bir toplum, tepkisel olarak sayısallaşmayı engeller ve bilgi toplumu olamaz. Bu durum ise ekonomisi güçlü, dolayısıyla demokrasiden savunmaya tüm organları güçlü bir Türkiye’nin önünü tıkayacaktır.
Konuya çocuklarını korumak isteyen aileler açısından bakıldığında, verilen tepkiler, ailelerin yetersiz bilgi seviyesi de göz alınarak anlaşılabilir bir refleks olarak değerlendirilebilir.
Ancak refleksin sonucu, geleceğin Türkiye’si için çok daha vahim sorunlar doğurabileceğinden, suçlara da, bu cahalet ürünü tepkiye de tedbir almak kaçınılmazdır.
SONUÇ
Bilişim suçlarıyla mücadele alanında alınacak tedbirlerin başlıkları çok açık ve nettir. İlk önce bilişim suçlarını azaltma ve önleme, daha sonrasında bilişim suçlarıyla mücadele ve etkin bir soruşturma ve cezalandırma politikasına ihtiyaç vardır. “Uzmanlarının” yönlendirdiği bilişim güvenliği ve internet zararlılarından korunma bilinçlendirme çalışmaları tedbirin ilk aşamasını oluştururken, suç ceza dengesi korunmuş bir ceza yasası, uygulanabilir bir muhakeme hukuku, yeterli sayıda ve doğru eğitimleri almış uzman kolluk görevlileri, sürtüşmeyen ama çalışan bir uluslararası işbirliği ve gerekli donanım ve yazılımlar için kaynak aktarımı, tedbirin ikinci aşamasını oluşturmaktadır.
Bahsi geçen önlem ve uygulamalar için ne yapılması gerektiği, hangi aşamaların takip edilmesi gerektiği ve teknik detayları uzmanlarınca tespit edilecek ve başkaca çalışmalara konu olacak uzunluktadır. Fark edilmesi gereken, bilişim suçlarıyla mücadelenin öneminin kavranması ve en temel sorun olan “farkındalık” sorununun aşılmasıdır.
Farkına varan, geleceği okuyandır.
KAYNAKÇA
- Bilişim Suçları ve Mücadelesi, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele 2004 Raporu
- Deniz YILDIZ, Birleşmiş Milletlerde Bilişim Suçları Uygulamaları ve Türkiye Karşılaştırması, Adli Bilişim Çalıştayı 19-20 Mayıs 2005
- Fatoş Yarman Vural, E-Dönüşüm Türkiye Ve E-Güvenlik İle İlgili Yeni Paradigmalar, 2.Polis Bilişim Sempozyumu Açılış Bildirgesi
- Rukiye Özcivelek, Murat Aşkar, Haluk Geray, Tolga Tüfekçi, Haluk Zontul, Altan Küçükçınar, Sayısal Uçurum: Dünya ve Türkiye’de Durum, INET-TR 2000
- Telekominikasyon Kurumu, Sektörel Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı Sayısal Uçurum (Dıgıtal Dıvıde), Mart 2002
- Walter Wilson, Ulusal Egemenliğin Sonu: İstanbul: Cep Kitapları,1994,
- http://www.izmirturizm.gov.tr/
- www.tuik.gov.tr



Kaynak : 