Telekom-internet anlamında turk-internet.com’un içeriği ile ilgili görevi nedeniyle, göreve geldiği günden bu yana Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı, yakından ya da uzaktan izliyorum. Genel izlenimim; (eşimin Üniversiteden sınıf arkadaşı da olması ve dolayısıyla sınıfının da izlenimlerini almamın da etkisiyle) fazla konuşmayı ve espri yapmayı sevmeyen, ağzından tane tane kelime çıkan bir kişi oluşu şeklinde.
Bu izlenimim, Bilgi Üniversitesinde biraz değişti. Belki öğrencilerle birlikte olmak Bakanı rahatlatmıştı, bilemiyorum. Ama espri yapan ve “kendi ifadesiyle de” teamüllerin dışında konuşan bir kişi portresi çizdi, öğrencilerden de sempati topladı. Rahat konuşuyor izlenimi verdi. Özellikle kendisiyle ilgili esprili sözleri (mesela “ben Bakan olarak her istediğimi yaptıramıyorum”, ya da eşinin başka bir masada yemek yerken çekilmiş fotoğrafına karşı gelen yorumları okumak için internet öğrenmek istemesi gibi sözleri) benden de sempati aldı.
Ülkemizde eDevlet başlığı ile sunulan tek dersin, 10.cu haftasında, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi artık uygulamalı bölüme geçmiş ve devletin başındaki ilgili kişileri derse, öğrencilerin sorularını cevaplaması için davet etmişti. Açılışını Leyla Keser ve Bilgi Üniversitesi Rektörü’nün yaptığı derste, Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım, eDevlet kapsamında, eİmza’dan, eDevlet İcra Kurulu’na değin çeşitli konulara değindi.
eDevlet İcra Kurulu’nun Başbakan Yardımcısı, 2 Bakan (Ulaştırma ve Sanayi Bakanları), DPT yetkilileri, İlgili Sivil toplum örgütlerinden kurulduğunu hatırlatan Yıldırım, bu kurulun Türkiye’de eDevlet uygulamaları ihtiyaçlarını ve icra planlarını belirlemek anlamında çalıştığını bildirdi.
Ülkemizde alfabe okur yazarlığının % 90’lara varmasına karşın, bilgisayar okur yazarlığının % 10’larda olduğunu hatırlatan Yıldırım, Wimax alanlarının arttırılacağını (ilgili düzenlemeler sonrası), Evrensel hizmet kanunu ile heryere haberleşme servisi götürmeye çalıştıklarını anlattı.
Ulaştırma Bakanı, gelişmiş ülkelerde % 2.5 olan ARGE payının, Türkiye’de % 0,56 olduğunu, hükümetin amacının AB çalışmaları sırasında bunu % 1.6’ya çıkarmak olduğunu da söyledi.
Yıldırım eDevlet kapısının da önemine değindi. Türk Telekom’a görev verildiğini, ama çalışmaların Oytek-DPT işbirliği ile sürdürüleceğini, bir kaç aya kadar çatının kurulacağını söyledi. eDevlet kapısının önemini de şu şekilde açıkladı;
Böyle bir kapı oluşturulmaz ise, herkes kendi başına bir yol tuttururup gidiyor. Sonra bunları bir araya toplamak daha büyük sorun oluyor. Bu konuda en başarılı uygulama Singapur’da. Bizim uygulamayı da Oytek ile Singapur’dan bir şirket yapıyor.
Yıldırım, eDevlet’in önemini de “hesap verebilirlik” olarak işaretledikten sonra, teamüllere aykırı olduğunu kendisinin de söylediği şu sözleri ifade etti;
eDevlet bir anlamda devletin elindeki gücünü kaybetmesi, hesap verebilir hale gelmesi demek. Bu nedenle de edevlet öncesi zihniyetlerin terk edilmesi gerekiyor.
Düşünün, vatandaşın devlet dairesinde bir işi olacak. Gelecek ellerini önden bağlayacak, sesini inceltecek, boynunu bükecek ve titrek bir sesle, ne istediğini söyleyecek. Memur o esnada başka bir şeyle meşgul oluyor olacak. Hemen duymayacak. Duyarsa da hemen yapmayacak. Halbuki makinanın başına geçip işlem yapan vatandaş bunları aşıyor.
eDevlet tüm devlet geleneklerini yıkan bir şey teklif ediyor. Bunun olmasını daha çok beklersiniz. Ama bu ancak baskıyla değişebilir. Biraz teammüllere aykırı konuştuğumu biliyorum ama gerçekleri söylüyorum.
Zor olacak ama başarılı olunca değecek. Devlet gereksiz kağıt masraflarından kurtulacak (Bakan bu noktada Yıldırım Akbulut fıkrası anlattı. Hani “depodaki kağıtlar çok birikti, Bunları SEKA’ya gönderebilir miyiz” diyen memura, “olur ama önce fotokopisini alın” şeklindeki cevabı aktaran fıkra)
Pasaporta webten yapılan başvuru, eğer almak için gidildiğinde işlem yapılmadan bekliyorsa, bu olmaz. Onun için zihniyet değişikliği şart.
eDevlet şeffaflık da getiriyor. Devletin gizli sırrı filan değil. Herşey orda internetin üstünde. Böylece devletin hizmet kalitesi artacak. Mesai saati başladı, başlamadı, bitti, bitmedi yok. 24 saat işlem yapmak mümkün. Vatandaşın katılımı artacak.
Seçimleri nüfus sayımı, hatta referandumların bile böyle yapılması mümkün. Şu anda zaten yapılıyor.
e-Devlet kapısının, portalinin yapıldıktan sonra yönetimi de önemli. Bunun profesyonel bir ekip tarafından yönetilmesi gerekecek. Şu anda alt yapısı üzerinde çalışılıyor.
Diğer yandan hukuki düzenlemeler ve siber suçlar konusunda boşluklar var. Bunlar zarer veriyor. Hukuki sisteme dahil edilmeleri gerekiyor. Adalet Bakanlığı bir siber suç tasarısı hazırlıyor. Bunlar için üniversitelerin de desteğine ihtiyacımız var. Teknolojiyi kullanacağız ama hukuki altyapısını da oluşturacağız. Aksi takdirde vatandaş sıkıntı yaşar.
Türkiye bazı konularda öne geçti. Mesela e-İmza konusunda sadece Arap ülkelerinde değil, bazı batı ülkelerinde de henüz mevzuat oluşmadı ama biz başlattık.
Konuşma sonrasında Bilgi Üniversitesi öğrencilerinden de bazı sorular geldi. Bunlardan en ilginci “Bilgi Toplumu Bakanlığı” sorusuydu. Ulaştırma Bakanı bu soruya; “Bunu sorduğun bakan benim. Suyu mu çıktı denir” dedikten sonra, böyle bir konuyla yakından ilgilenilmesine ihtiyaç olduğunu ama bakanlığın adının önemli olmadığını söyledi ve Norveç örneği verdi;
Norveç’te denizaşırı petrol platformlarından sonra en büyük gelir denizciliktendir ama bir denizcilik bakanlığı yoktur. Orada 10 bakanlık bu işi kendi arasında paylaşmış durumda. Önemli olan bakanlığın adı değil.
dedi. Bir başka öğrencinin, “vatandaş odaklı devlet dediniz, vatandaş görüş bildirebilecek mi? daha demokratik bir devlet olacak mı? Vatandaş katılımcı olabilir mi?” sorusuna Yıldırım şöyle cevap verdi;
Şu anda 5 yılda bir seçim yapılıyor. belediye Başkanını ya da Milletvekillerini seçiyorsunuz ama sonra içeriğe katılamıyorsunuz. Ancak sandık önünüze geldiğinde oy vererek düşüncenizi gösteriyorsunuz. Oysa arada partiler de ölçmek istiyor. Bu partilerin performansını da arttırır.
Ancak bunu yasal bir çerçeve ile gerçekleştirmek lazımdır. Biz de bunu yapıyoruz.
Mesela elektronik yasa taslağı aylarca webde kaldı. Siteye gönderilen görüşlere açığız. Ancak bunları da sınıflandırmak gerekiyor. % 100 herşeye uymak mümkün değil . Çünkü ne kadar nefes varsa, o kadar farklı görüş var. Ama uygulanabilenler uygulanıyor.
Bir başka öğrencinin “edevlet olursa, işsizlik olur mu?” sorusuna ise;
O kadar dramatik değil. Bir kere devlet elindekini kolay bırakmaz. Ama Türkiye’deki, anlayış şöyle “iş, devletle çalışmak demek”. Zamanla devletle çalışma arzusu da kaybolacak. Artık devlette değişiyor. Keşke 15 sene önce Ulaştırma Bakanı olsaydım. Şimdi “şunu yapın” diyorum. Olmuyor. “Mevzuat böyle” diyorlar. Tabi olmaması da daha iyi. Keyfilik ortadan kalkar. İşler tanımlanmalı ama tabi bu da bürokrasi tehlikesini getiriyor. İşler yavaşlıyor. Teknoloji bunları çözer”
Ulaştırma Bakanı bu cevapla belki bir anlamda yerine getiremediği “512 K” konusuna da atıfta bulundu.
Başka bir öğrencinin “eDevlet planlarınızda örnek aldığınız bir ülke var mı? Örneğin bu Singapur mu?” sorusuna ise şunları söyledi
- Özel olarak örnek aldığımız bir ülke yok. Bizim örneğimiz Avrupa Birliği katılım sürecine uygunluktur. eAvrupa+’ya uygun bir çerçevede gidiyoruz.



Kaynak : 