Kimilerinin, ilk başlarda “teğet geçti” diyerek ciddiye almadıkları küresel finansal kriz birbiri ardına gelen bunalım-intihar haberleriyle farklı bir boyut almaya başladı. Yeni yatırımlar için planlar yapan, özel üniversite kurmak için de fizibilite raporları hazırlatan Ankaralı iş adamı Yüce Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Kalınyazgan’ın intiharı, bu silsile de yaşanan son olay oldu. Bu arada, ekonomik krizin, işçi çıkartmak için bir bahane olarak kullanıldığı görüşü de telaffuz edilmeye başladı.
Son 2 aylık dönemde fabrika kapatma, üretime ara verme ve işten çıkartma haberleri ciddi ölçüde artarken, son günlerde Brisa, Grundig Elektronik, Doğuş GYO ve Ford’da yapılan işten çıkartmalar İMKB’ye iletilerek resmi mahiyet kazandı. Son zamanlarda benzer şekilde borsaya açıklama gönderen şirket sayısında artış yaşandığı; sadece geçtiğimiz hafta içerisinde işten çıkartılan çalışan sayısının 1500 kişiyi bulduğu belirtiliyor.
Dün akşam, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin, Yenibosna’daki tesislerinde ekonomi gazetecilerinin yanı sıra, siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve iletişim sektöründen çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin geleneksel yılbaşı buluşmasında da ağırlıklı konu ‘küresel kriz’ oldu. Görüşlerini aldığımız deneyimli ekonomi gazetecileri, bazı şirketlerin krizi işten çıkartmalar için bir bahane olarak değerlendirdiklerine dikkati çektiler.
Ahmet Çelik (Posta Gazetesi Ekonomi Müdürü); İşten çıkartmaların daha da artacağı söyleniyor. Özellikle seçimlerden sonra daha da yoğunlaşacağı söyleniyor. Ben, bazı şirketlerin bunu bahane ettiklerini düşünüyorum. Ancak, bu bahanenin de bir şekilde hükümet tarafından karşılanması gerekiyor.
Hükümet, şirketlerin, sektörlerin beklentilerini karşıladığında bu işten çıkartmalar da duracaktır. Bence, hükümet, şu anda krizi yönetemiyor. Zaten temel sorun da burada düğümleniyor.
Hükümet krizi yönetebilseydi, belki de bu aşamaya gelmeyecekti. Bundan sonra daha da kötüleşeceğini düşünüyorum.
İbrahim Ekinci (Milliyet Gazetesi Ekonomi Müdürü); İhracatımız iyi gitmiyor; Borsa 58 binlerden 26 binlere gelmiş durumda. Sıkıntı olduğu çok açık. Ama, şöyle bir durumda söz konusu; nasıl bankacılık sektörü ilk sinyali aldıklarında kasıldılarsa reel sektör de kasılıyor. Ancak bunu biraz abartıyor. Türkiye, iyi-kötü 2008’i yüzde 1.5 belki yüzde 2 büyüme ile bitirecek.
2009 yılında sıkıntı biraz daha derinleşebilir belki ama, yine de yüzde 1 gibi bir büyüme ihtimali var. Her şirketin kendine öz bir dururmu var. Bazı şirketlere baktığımda daha fazla direnmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Aşağı-yukarı 2009’un ortalarından itibaren bir çıkış bekleniyor. O zaman da piyasaya çıkıp adam toplayacaklar. Bu,iyi bir şey değil. Bu aradaki süreçte herkes direnmeli. Hem işçi, hem de işveren bir fedakarlık yapmalı. İşten çıkartmaları minimum düzeyde tutmak gerekiyor. Çünkü, bu şekilde sokağa çıkan herkes piyasadan çekilen bir adam anlamına geliyor. Cebine para koyamayan pazara gitmez, alışveriş yapmaz. Dolayısıyla en gerçekçi şey, iç pazarı harekete geçirebiliriz, ama bu işten çıkartmalarla olmaz.
Ünal Tanık (Haber7 Genel Yayın Yönetmeni, Yaşayan Ekonomi Programı Yapımcısı); Türkiye’de, yaşanan sıkıntı bir yere kadar dalgalanma, bir yerden sonra ise kriz olarak adlandırılıyor. Türkiye bir kriz yaşıyor, ancak burada yaşanan, ilk çıktığı yer olan ABD’den farklı.
Şöyle ki; ben başkanlık seçimleri döneminde Amerika’daydım. Tabiri caizse depremin merkez üssü Amerika. Aralarında iş adamlarının da olduğu onlarca insanla konuştum. Bana söylenen, bunun finans sektörünün yarattığı bir kriz olduğu şeklindeydi. Eğer doğru tedbirler alınmazsa bunun bir süre sonra reel sektörü de etkileyeceğini söylediler. ‘Peki, otomotiv endüstrisi niye bu kadar etkilendi’ dediğimde ise bana onların finans sektörüyle gayrimeşru ilişkilerinin olduğu cevabını verdiler.
Orada yaşanan krizin yüzde 80’i reel, yüzde 20’si ise psikolojik. Bizdekinde ise yüzde 80’i psikolojik, yüzde 20’si gerçek. Ama, bizim yaşadığımız kriz yüzde 100. Bu açıdan krizi Amerika’dan daha şiddetli yaşadığımızı söyleyebilirim.
Mevcut durumdan istifade edip, işten çıkarma yapan şirketler var, ama batmamak için, gerçekten sıkıntıda olduğu için bir takım tedbirler almak zorunda olan kişiler de var. Ben, ağlayarak işçisini çıkartan işverenler de biliyorum. Yani, şu anda her iki durumun da yaşandığını söyleyebiliriz.

Kaynak : 