6. Telekomünikasyon Arenası yine Telekom alanında pek çok uzman katılımcısı, FCC’den Alan Thomas gibi uluslararası konuşmacıları ile start alıyor. Konferansın konuları bu defa; Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın da katılacağı vergilendirme, pazardaki trendler, rekabet ve regülasyon konularına odaklanacak. (Program için burayı ya da Steam Web Sitesini tıklayınız)
Konferansın içeriği ve telekom alanındaki genel durum hakkında, Konferans başkanı ve Türk Telekom eski Genel Müdür’lerinden Cengiz Bulut ile bir röportaj yaptık;
turk-internet.com : 6. Telekomünikasyon Arena’sının ana teması ve amacı nedir?
Cengiz Bulut : Bu Arena’nın ana teması “Değişim ve Gelişim” dir. Bilindiği gibi değişmeyen tek şey Değişimdir. Özelleşme sürecinin sonuna yaklaştığımız gelinen nokta Sektörde büyük bir değişim ve gelişim döneminin başladığının sinyallerini vermektedir.
Bu Arena’da sektörün en yetkili ağızlarından yeni dönem irdelemeleri yapılacak ve yeni dönemde Türkiye’nin telekom alanındaki yeni Yol Haritası oluşturulmaya çalışılacaktır.
STEAM Telekom Arenaları her zaman gündemi oluşturmayı başarmış, bu sayede sektörün önünün açılmasına, sürecin hızlanmasına yardımcı olmuştur.
turk-internet.com : Türk Telekom ve Telsim satışlarından sonra Kamu sektörden tamamen çekildi, serbest rekabet ortamı oluştu diyebilir miyiz?
Cengiz Bulut : Kamu sektörden büyük ölçüde çekilmiştir ancak tamamen çekilip sürdürülebilir rekabet ortamının oluştuğunu söyleyebilmek için 21 ildeki Kablo-TV şebekelerinin de özelleştirilmesi gereklidir.
Söz konusu illerden elde edilen gelirin TT’nin toplam gelirlerinin % 80’ini oluşturduğu göz önüne alınırsa, bu şebekeler doğru yönetildiği taktirde satılan sabit hat şebekesinin karşısına ciddi bir alternatif çıkacaktır. Bu şebekelerin acil özelleştirilmesi zaruridir.
Özelleştirilen sabit hat şebekesinin karşısına özel sektör dinamizmiyle rekabet adına bir alternatifin çıkarılması ancak bu şekilde mümkündür, bu özelleştirmenin geciktirilmesi kamunun hantal yapısıyla rekabet açısından mevcut şebekenin kayırılması anlamına gelir. Bu alanda diğer bir rekabet unsuru olacak geniş band kablosuz erişim şebekelerinin kurulabilmesiyle ilgili düzenlemelerin aciliyetini de vurgulamadan geçemeyeceğim.
turk-internet.com : Yeni dönemde rekabet nasıl olacak, odak noktası ne olmalıdır?
Cengiz Bulut : Artık “abone” kavramı kalkmış yerini “müşteri” kavramına bırakmıştır. Yani tekel kalktığına göre abone yoktur, istediği şebeke ve hizmeti şeçme özgürlüğüne sahip müşyeri vardır. Bunun tercümesi şudur; müşteri beklentilerinin en iyi ölçüde karşılandığına inandığı işletmeciye gidecektir.
Gerek sabit hat gereksa de mobil hat açısından doyum noktasına yaklaşmış olan ülkemizde işletmecilerin gelirlerini artırabilmesi için abone sayılarını artırması diğer şebekelerden abone transferi ve katma değerli hizmetleri verebilmekteki başarıları ile sağlanacaktır.
Yani “Müşteri odaklı rekabet” ön plana çıkacaktır. Rekabet açısından “Alternatif Şebekeler” ve “Sanal Operatörlük” konusundaki düzenlemelerin aciliyeti ortaya çıkmaktadır.
turk-internet.com : Bu andan itibaren Telekom alt yapısının değişim ve gelişimi sizce ne yönde olacaktır?
Cengiz Bulut : Sabit hat şebekesinin tadili gereklidir. Internet(ADSL), XDSL(triple play) gibi. Geniş band kablosuz erişim teknolojileri devreye girecektir. Sanal operatörler ve alternatif şebekeler(CATV) çok önemli rol oynayacaktır.
Kamu’da kalmasına karar verilen uydu şebekeleri kamunun dinamizmi oranında devreye girecektir.
turk-internet.com : Sektöre uygulanan vergi politikalarında değişiklikler bekleniyor mu?
Cengiz Bulut :
Hükümetin 6. Arena’da sunulacak olan “vergi amortismanı” çalışmalarını ciddi şekilde göz önüne alması gereklidir.
turk-internet.com : Yeni dönem tedarikçiler ve yerli ARGE için umut vaad ediyor mu?
Cengiz Bulut : Dünyadaki yeni trend tedarikçinin yanı sıra “çözüm ortaklığı” kavramıdır. Yani işletmeciler tedarikçiyle çözüm ortağını beraber belirlemektedir. Bu konsept işletmede çok fayda sağlamaktadır. İşletmede çıkan problemler, up-grade ar-ge vb. bir çok konularda büyük kolaylıklar getirmektedir. Bu da ancak yerli üreticilerle çalışmakla mümkün olabilir. Dünyanın bir ucundaki üreticiyle bu koordinasyonu nasıl sağlayabilirsiniz ki?
Ar-Ge pahalı ancak bir okadar da ülkenin lehine bir olaydır. Ar-Ge yaptırıp, übtünüze terzi sipariş usulü bir elbise yaptırdıktan sonra açık ihaleye çıkıp ucuz diye Çin vs. bir üreticiden mal alırsanız hem yerli ar-ge’yi öldürürsünüz hem de yerli üreticinizi. Bu fevkalade yanlış bir politikadır. Hem çözüm ortaklığı kavramını yok eder hem de yarın olağan üstü bir durumda dışa bağımlılıktan dolayı Türkiye’yi ciddi sıkıntıya sokar.

Kaynak : 