Bu röportaj Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Reklam başlıklı dosyamız kapsamındadır.
Özellikle, geçtiğimiz hafta sonu had safhaya ulaşan blogcu-medya mensubu tartışmasında bu sefer söz hakkını blogger camiasının tanınan isimlerinden Burak Bayburtlu’ya veriyoruz. Burak.com ile kafakafaya platformları üzerinden okurlarıyla buluşan blog yazarı, bilgisayar mühendisi Burak Bayburtlu, gazetecilerle blogcuların bakış açılarının çok farklı olduğunu söylüyor. Her hangi bir polemiğe girmek istemediğini ifade eden Bayburtlu, devam etmekte olan tartışmalara cevap olarak: kendilerine değer veren kurum temsilcilerinin ve markaların bilinçsiz olmadıklarını ve fayda görmeseler bu etkinliklere blogcuları davet etmeyeceklerini” söylüyor. Bayburt’lu bugünün sıcak konusunda bize şunları söyledi:
turk-internet.com; Kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Burak Bayburtlu; Kendimi kısaca “alpha geek” olarak tanımlıyorum ancak mesleğim bilgisayar mühendisliği, yaptığım iş ise özellikle İnternet ve mobil teknolojilerin yoğun kullanıldığı projelere danışmanlık. Günlük işimin yanında teknoloji üzerine yazdığım makaleleri ve incelemeleri 3 seneyi aşkın bir süredir http://www.burak.com adresindeki blogumda yayınlıyorum, 1 yıldır da her hafta Çarşamba günleri sadece Televidyon.com’da yayınlanan Kafa Kafaya adlı ürün inceleme ve geek kültürü programını hazırlıyor ve sunuyorum.
turk-internet.com; Blog, blogcu nedir? Bize kısaca tanımlayabilir misiniz? Blog ile blogcuların, günümüz yeni medyasında ve sosyal ağlarda gittiği nokta hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?
Burak Bayburtlu; Blog aslında weblog kelimesinden geliyor. Türkçesi “internet günlüğü”. Ancak etki alanı arttıkça bloglar günümüz yeni medyası İnternet’in gazeteleri, dergileri haline geldi.
Temelinde özgün içerik üreten herkesin bir blog açabileceği gerçeği nasıl bir kitle iletişim aracı olabileceği konusunda fikir verebilir.
Blogcuların en yaygın ortak özelliği müteşebbis ruhları ve paylaşmayı sevmeleri. Bu nedenle sosyal medyanın öncüleri de bu insanlar oluyor. Fikir liderleri olarak hangi sosyal ağların yoğun kullanılacağından hangi İnternet servislerinin kitlelere ulaşacağına bu insanlar büyük ölçüde yön veriyor.
turk-internet.com; Medya mensuplarının argümanını sanıyorum bir kaç gündür sosyal ağlar üzerinde okuyorsunuz. Medya mensuplarının bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burak Bayburtlu; BMD ve temsil ettiği muhabirler muhatabım değildir. Benim şu an tek muhatabım okuyucularım, dostlarım, bana kıymet veren, beni direkt olarak eleştirmeye değer bulan ve gelişmeme katkıda bulunanlardır.
Kişisel görüşümdür, bu gibi polemiklere girmeyi doğru bulmuyorum. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki gazetecilerle blogcuların bakış açıları çok farklı. Blogcular asla gazetecileri bu kadar ağır eleştirip kendilerinden uzak tutmaya çalışmıyor.
turk-internet.com; Siz bir blogger olarak yayınlarınızı ne derecede ciddiye alıyorsunuz?
Burak Bayburtlu; Benim bazı yazılarımı yazarken 3-4 saati bir anda geçirdiğimi düşünerek ciddiye aldığımı söyleyebilirim. Ancak blog dendiğinde çok geniş bir içerik yelpazesi yer alıyor. Bunların içinde özel hayatını yazan da var, pazarlama yazan da, siyaset yazan da var, teknoloji yazan da… Yani var oğlu var.
Böyle olunca her konunun yazarından aynı ciddiyeti beklemek doğru olmaz. Başta bunu bir iş gibi gören blogcu bile yok denecek kadar az.
turk-internet.com; Bloggerların, ne gibi beklentileri var?
Burak Bayburtlu; Genel olarak beklentimiz fazlaca gölge edilmemesi diyebilirim.
Bir diğer hayal ise iyi bir blog yazarıysanız hayatınızı idame ettirecek gelir düzeyine ulaşabilmek olabilir. Bunu yapabilmek Türkiye’de pek mümkün olmasa da yurtdışında 100 bin ABD doları seviyesinde yıllık geliri olan blogcuların olduğunu biliyorum.
Bir diğer beklenti ise konusuyla ilgili kurumların desteklemesi. Bu destek nakde tahvil edilebilecek şekilde olmak zorunda değil. İçeriğini üretmesine katkıda bulunacak her şey olabilir. Yeter ki bunu yaparken objektiflikten uzaklaşmaları istenmesin.
turk-internet.com; Şirketlerin, bloggerlarla medyayı karşı karşıya getiren yaklaşımı hakkında neler söyleyeceksiniz? Burada, kurgulanması gereken model sizce nasıl olmalı?
Burak Bayburtlu; Ben şirketlerin blogcularla medyayı karşı karşıya getirdiğini düşünmüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla blogcular tarafında olmasa da gazeteciler tarafında anlamlandıramadığım bir tepki var. Gazeteciler en iyi otellerde ağırlanır, en lüks sınıfta uçar, en iyi restoranlarda yemek yer ve söz konusu bir marka organizasyonu ise cebinden bir kuruş çıkmadan dünyayı gezebilir. Çünkü her marka gazetenin ilgisini kazanmayı, gün içinde bir nehir gibi akıp giden haber akışında sivrilebilmek ister.
Gazetecilere zaman ayırırlar çünkü yazı yazacağı zaman gazetecinin aklında hiçbir soru işareti kalmamasını isterler. Bunca senedir bu düzen bu şekilde giderken gazeteciler kalemlerini satmıyor da blogcular mı satacak? Gülünç geliyor bu tartışmalar bana.
Burada kurgulanması gereken modeli konuşmadan önce gazetecilere “neden?” diye sormak lazım. Benim ve tanıdığım hiçbir blogcunun gazetecilerle bir alıp veremediği yok, gazetecilerin bazılarının blogcularda alıp veremediği ne var? Bazı gazeteciler blogları kucaklarken bazılarının bu anti-blogcu yaklaşımının, kendini üstün görmesinin sebebi nedir? Markaları ve temsilcilerini bilinçsiz mi görüyorlar da blogcuları ve kendilerini uzunca bir süre destekleyen iletişimcileri güç duruma sokmaya çalışıyorlar?
Ben markaların mevcut yaklaşımını beğeniyorum. Blogcular daha çok marka etkinliğinde görüşleri alınmaya değer insanlar. Bunların arasında çürük yumurtalar varsa bile sistem bunları çok kolay ayrıştırabiliyor.
Bu iletişim sırasında en önem verdiğim konu ise şeffaflık. Markaların sosyal medyadan ve blogculardan beklentisinin övgüler kadar yergiler de olması gerektiği bilincinde olması şart. Sırf yergi duymamak için objektif yorumları engellemeye kalkılmadığı sürece hem ürünlerini hem de müşterileriyle ilişkilerini geliştirme fırsatı bulacaklardır.

Kaynak : 