Citrix sanallaştırma teknolojilerinin anlatıldığı “Citrix Application Delivery Tour” etkinliği bugün Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. “Bulut bilişim” ve “sanallaştırma” ile bilişimde yeni bir evreye geçildiğini ifade eden etkinliğin konuşmacılarından Dell, Doğu Avrupa, Rusya, Türkiye, İsrail, Portekiz Ürün Pazarlama Müdürü Burak Ereren, yeni dönemde anahtar kelimenin “çözüm sunmak” olacağına dikkat çekiyor.
IT’nin, mainframelerden başlayan evrimine bakacak olursak eskiden virüs gibi tehditler yoktu, çünkü bağlanabilirlik söz konusu değildi. Sistemlerin yönetimi sorunu yoktu, çünkü her şey belli bir merkez çevresinde toparlanmıştı. Ancak sonradan distributed computing ihtiyacıyla birlikte client-server mimarisinin kullanımına geçildi.
Sonrasındaysa, lokal ağlardan küresel internet kullanımına geçildi. Şimdiyse, çok daha farklı bir evreye geçiyoruz. Bu evrede cloud, Software As a Service, virtualization daha çok konuşuluyor olacak.
Buradaki anahtar kelimeyi “çözüm sunmak” oluşturacak. Bunu gerçekleştirebilen firmalar yeni dönemdeki başarılı firmalar olacak.
Data center’ları, server’ları kapsayacak çözümler bulunacak. Client tarafındaysa, cihazlarla erişim sunulacak. Belli pazarlarda hala klasik kullanım gelenekleri hüküm sürüyor. Avrupa’da, hala klasik desktop kullanan ülkeler var. Bunun yanında teknoloji geçişine çabuk adapte olabilen ülkeler var. Bu geçiş dönemi belli bir zaman alacaktır. Burada önemli olan her ihtiyaca cevap verebilecek şeyleri sunabilmek.
turk-internet.com: Uygulama sanallaştırma çözümünden bahsedebilir misiniz?
Burak Ereren: Uygulama sanallaştırma konseptini, kullanıcıların, data center tarafındaki bir uygulamaya ihtiyaç duydukları bir zamanda belli bir server’a bağlanarak o uygulamayı değerlendirmeleri şeklinde ifade edebiliriz. Burada kullanıcılar, her hangi bir sürüm değişikliğinden etkilenmiyorlar. Ayrıca, uzaktan kullanabildiği için bunun kullanıcıya sağladığı çeşitli yararları var. Sadece kullanacağınız zaman bir uygulamayı tedarikleri edeceğiniz için daha az lisans bedelleri ödenmesi söz konusu olabiliyor.
turk-internet.com: Kurumsalda, kutu satışından toplam servise doğru bir gidişat var. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Burak Ereren: Bahsedilen geçiş, alışkanlıklara dayalı olarak yavaş yavaş gerçekleşiyor. Çünkü, insanların kullanmaya alıştıkları belli uygulamalar var. Şirketler, kendileriyle ilgili dataları yönetilebilirlik ve güvenilirlik açısından kullanıcı cihazlarında bırakmak istemeyebilirler. İşte, bunları kombine edecek çözümlerin üretilmeleri gerekiyor. Bu da, kutu satışıyla olmuyor. Bir de değişik kullanım ihtiyaçları var. Örneğin, bir hastaneyi ele alacak olursak. Burada görevli doktor ve hemşirelerin ellerine netbook benzeri cihazlar verebilirsiniz. Her hastanın yanıbaşında da veri merkezine bağlı virtual pc’ler olduğunu düşünürsek, doktor bunun üzerinden kendi oturumuna bağlanabilir. ‘Virtual Remote Desktop’ adını verdiğimiz konseptle doktor, odasındaki bilgisayarın içerisinde ne varsa buna uzaktan erişebiliyor.
turk-internet.com: Yeni nesil IT dediğimizde bu ne gibi bir anlam ifade ediyor?
Burak Ereren: Information technologies, business technologies’e dönüşüyor. IT, bir amaç değil, aslında araçtır. Şirketler, IT için değil yaptıkları iş için varlar. Bu, üretim sektörü için de hizmet sektörü için de geçerlidir. Şirketler, IT’yi daha rekabetçi olmak için kullanıyorlar. Bugün, bir IT departmanı kaynaklarının yüzde 80’inini bakım, onarım, servis gibi mevcut işinin devamı için harcıyor. Bütçesinde geri kalan yüzde 20’lik bölümle de yeni teknolojiler satın alıyor. Yeni nesil IT’nin buradaki oranları değiştirmesi gerekiyor. Bütçenin en az yarısının o firmanın işine yönelik, verimliliği artırmaya yönelik kullanılması gerekiyor. Yeni IT’nin firmalar açısından en önemli kısmı bu. Güvenlik ve denetimle ilgili değişiklikler yapılırken kullanıcıların üretkenliği ile performanslarının düşmemesi gerekiyor.
turk-internet.com: Türkiye’de, kurumların teknolojiye adapte olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burak Ereren: Yeni teknolojilere adaptasyon ülkemizde biraz yavaş gelişiyor. Bir çok konuda daha tutucu bir düşünce hakim. Bunda, karar veren mercilerin konumlarının da payı var. Örneğin, bir IT müdürünün elektrik faturasından haberi yok. Pek umurunda da değil, açıkçası.
Diğer taraftan aynı şirketin İdari İşler Müdürü elektrik faturasını ödüyor. IT Müdürü’nün, elektrik faturasını nasıl daha azaltabilirim gibi bir düşünce ve çabası yok. Oysa, burada daha geniş bir bakış açısıyla hareket edilmesinde büyük fayda var. Türkiye’de, IT daha çok kendi içerisinde değerlendiriyor. Basit bir örnek vermek gerekirse, monitör alırken CRT ürünlere itibar edenler, CRT’ler piyasadan çekilinceye kadar bunlara yönelenler var. Oysa, CRT yerine LCD alsalar belki de 6 ay gibi kısa bir süre içerisinde bu ürünler kendisini amorti etmiş olacaklar.



Kaynak : 