Pek çok teknoloji şirketi, çalıntı cihazları kimlerin kullandığını, bu kişiler yeni kayıt yaptırdıklarında tespit edebiliyor. Ancak, polis gibi bir otoritenin talebi olmadan bu bilgiyi açıklamıyor. Hatta, erişime bile kesebileceği bu cihazları yine aynı nedenden ötürü ‘açık’ tutuyor.
Kullanıcı sayısı giderek artan dijital içerik okuyucu Kindle dolayısıyla, bu ürünün yaratıcısı Amazon’un başı fena halde dertte. Ya da Kindle kullanıcılarının başı dertte desek belki daha doğru bir ifade kullanmış oluruz. Şöyle ki; Kindle’ını çaldıran kişiler, cihazlarını kullanan şahısların tespit edilmeleri için Amazon’dan yardım istediklerinde bu taleplerine bir cevap alamıyorlar. Amazon yetkilileri, ancak polisin, bu konuda gerekli bir izinle kendisine geldiğinde yardımcı olabileceğini belirtiyor. Kindle kullanıcıları, 300 dolarlık cihaz için bir şehrin polis teşkilatını harekete geçirme zorunluluğunda olmalarını saçma buluyorlar.
Kimileri, Amazon’un, çalıntı cihazları tespit edip, gerçek sahiplerine teslim etmek yerine, bilerek bu cihazlara içerik indirilmesine göz yumduğunu iddia ediyorlar. Bu, üretici ya da servis sağlayıcılarla kullanıcıları karşı karşıya getiren yeni bir olgu olarak ortaya çıkıyor. Görünüşe göre, Amazon, çemberi daha da genişleyen yeni bir sorunla karşı karşıya bulunuyor. Amazon, teknik olarak gerçekleştirebileceği bir şeyi; masrafı ve kamuoyunda oluşturacağı negatif imaj dolayısıyla yapmıyor.
Amazon, bu tür talepleri geri çeviren tek kuruluş değil. Amerika’nın, uydu radyo hizmeti veren kuruluşu Sirius da benzer şekilde, çalıntı cihazlar konusunda kendisine gelen talepleri kolluk kuvvetlerini adres göstererek reddediyor. Bu konuda, şirket sözcüsünün kullandığı dil bir hayli ilginç;
Şirketimizin amacı, bir taraftan radyosunu kaybeden kullanıcıyı korumak, bir diğer yandan da radyonun yeni sahibi konumundaki kişiyi suçlamamaktır.
iPhone’un, ABD’de, ‘çok özel’ satış hakkını elinde bulunduran AT&T’nin yetkilileri, bu cihazların çalınması durumunda telefonun yerini tespit ya da cihazı kilitlemek yerine sadece sahibine yeni telefon faturası göndermediklerini ve böylece her hangi bir çatışmanın ortasında kalmadıklarını belirtiyorlar.
Amerikan şirketlerinin yaklaşımı, yurt dışındaysa farklı cereyan ediyor. Örneğin; İngiltere’de, çalıntı olarak bildirilen bir telefon kara listeye alınıyor ve yeniden tescil edilmesi imkansız hale getiriliyor. Benzer bir şekilde, Kanada’da, çalıntı bir Sirius uydu radyosunun uydularla iletişimine şirket eliyle son veriliyor.

Kaynak : 