Nisan ayında gündeme gelen “CE İşaretli Ürün İthalatı” konusu, o günlerde hayli dalgalanmalara neden olmuştu. Ancak sorun henüz dinmedi. Nitekim boya ve tekstil alanında cihaz ithal eden şirketinin sorun yaşadığını anlatan Vedat Bilgin’le bir röportaj yaptık.
CE olayını hatırlayacaksınız. 10 Nisan’da Resmi Gazetede yayınlanıp, 20 nisanda uygulamaya konulan yönetmelikte “CE İşareti Taşıyan ürünlerin İthalatı” düzenlenmiş ve sektörde soruna yol açmıştı. (Bkz : Tübisad’dan İthalat Sorununa Dilekçe Çözümü)
Sorunun büyümesinden sonra Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen bir açıklama yapmış ve CE işaretli ürünlerde kontrol yapılmayacağını açıklamıştı (Bkz : Tüzmen: CE İşaretli Ürünlerde Kontrol Yapılmayacak). Ancak bu uygulama, CE standardının geçerli olduğu Avrupa ülkeleri dışında bir ülkeden örneğin ABD’den getirilen ürünlerde sorunlara ve ithalatçı firmaya zarar vermeye neden oluyor. İşte size bu tür bir örnek anlatmak istiyoruz.
turk-internet.com : Bize kendiniz ve şirketiniz hakkında bilgi verir misiniz?
Vedat Bilgin : Ben 15 yıldır renk ölçüm sistemlerinin satışını yapıyorum. Son birkaç yıldır da, aynı ürünün tasarımı, ar-ge çalışmaları, üretimi vs. faaliyetlerde de bulunmaktayım. Aynı zamanda, bazı tekstil fabrikaları için fiziksel ve kimyasal) laboravutar sistemleri kurmaktayız.(kurmaz olaydık…)
Özgeçmiş olarak ta, normal anadolu okulları sonrası, Ankara Fen Lisesi, Leeds (Ingiltere) Üniversitesi Boya Kimyası bölümü B.Sc. ve Ph.D. mezunuyum.
turk-internet.com : Nisan ayında yayınlanan CE yönetmeliği ile ilgili olarak sizin başınıza ne geldi?
Vedat Bilgin : Ürünleriniz gümrüğe gelir, siz de ne oldukları konusunda beyanda bulunursunuz, gümrükçünüz de bu doğrultuda resmi beyanda bulunur, formunu hazırlar.
Biz bu ve benzer ürünleri defalarca, aynı şirketten (Thomas Scientific-ABD- www.thomassci.com) ithal ettiğimiz için, herhangi bir sorun olacağını öngörmedik.
Önce, ürünleriniz arasında kimyasal maddeler var denildi; evet birkaç gramlık kimyasal maddeler vardı da, içeriğini biz bile bilmiyorduk. Gümrük memuru, beyannamenin arkasını yazmakla tehdit etmiş….Vahim bir olay, kaçakçılıkla suçlanıp yargılanıyorsunuz.
Sözkonusu ürünler, kullanılan su içerisindeki, bakır, demir, vb. için hazırlanmış özel kitler olduğu için, MSDS belgeleri bile her tür gerekli bilgiyi içermemekte idi.
Önce oradan takıldık; elimizdeki numuneleri gönderdik…
Yine olmadı.
Dediler, “TSE’lik malzemeler var, hele bir TSE’ye gitsin, sonra bakarız”.
TSE’ye giden ürünlerimiz, aslında bir elektrikli ürün (Işık Kabini*), ve yedek parçaları(çeşitli ampülller) TSE’ye gitti.
TSE’den aradılar, “bu ürünün CE’si yok? Lütfen getirtir misiniz?” “Tabii ki” dedik ve istedik, süresi içerisinde de getirttik.
Bu sefer de, yedek parçalarının(yedek ampuller) da tek tek CE sertifikaları istediler, ama süremiz de doluyordu zaten.
Aynı ampulleri, başka bir şirketten de istemiştik. Onlar da aynı şekilde takıldı TSE’ye. Onların da belgeleri istendi.
Biz de karşı taraftan istedik, ama belgelere ulaşamadık, her biri ayrı bir üreticinin ürünlerini biz direk üreticiden değil, toptancıdan alıyorduk. Diğer türlüsü de zaten mümkün değildi. Hiçbir üretici size 3-5 adet ampul satmaz..
Ürünler de “Philips”, “Osram”, “GE”, “Ushio”, vb. isimlerin ampulleri…
TSE’ye anlattık, dünyada daha iyileri yok ki.
Olmaz, illa da CE belgesi gerekmiş….
El insaf.
O dosyamız da kaldı öyle.
…………
turk-internet.com : Yurtdışından ithal ettiğiniz ürünleri özetler misiniz?
Vedat Bilgin : Bir dosyamızdaki ürünler şunlar, bahsettiğim ışık kabini, onun yedek ampulleri, su analiz kitleri ve bazı diğer laboratuvar malzemeleri.
Diğer dosyamızdaki ürünler ise, yukarıda bahsettiğim ışık kabininin yedek ampulleri.
Turk-internet.com : Bir de yukarıda anlattığını olayın ne olduğunu özetler misiniz?
Vedat Bilgin : Sorun şu; önce şu yapılacak deniliyor, birkaç hafta onu bekliyorsunuz, sonra başka bir şey. Sonuçta bizim bu ürünleri mahrecine iade etmek dışında bir seçeneğimiz olmadığı ortaya çıktı. Tamam, mahrecine iade edelim diyorsunuz, onun için de satıcı firmadan yazı isteniyor. O yazıyı getirmeniz de birkaç hafta. Yazı geliyor, şimdi de, bununla ilgili para transferi yapılmadığına dair banka yazısı isteniyor. Bankaya gidiyorsunuz, o da diyor ki, gümrük önce bana yazsın. Özetle, Nisan 2004’ten beri uğraşıyoruz. Henüz sonuca ulaşamadık.
Bu arada, banka yazısının gerekliliği konusuna değinmek istiyorum. Binlerce banka şubesi var, herhangi birinden bir transfer yapmış olabilirsiniz, bu yazıyı kim verecek. Anlamı nedir? Ben anlayamıyorum.Devamlı çalıştığınız banka verecek denilse dahi, diyelim ki ben başka bankadan transfer yaptım, işlem geçersiz midir? Böyle bir mantık olabilir mi?
(Vedat Bey röportajın bu noktasına daha sonra ilave yaptı)
Küçük bir ayrıntı daha;
Biraz önce bankadaydım, istenen yazıyla ilgili olarak. Onlar dahi mantığını anlamadılar. Neyse birşeyler hazırlayacaklar. Bu arada gümrükçümle görüştüm; “paralar ödenmiş olsa ne olacaktı” diye; o durumda da, yurtdışına giden paranın geri gelmesi gerekiyormuş, ve de para gelmeden işlem yapılamıyormuş.
“Dava açalım” dedim, “o durumda onlar vatan-kurtaran aslan, bizler de vatan haini konumunu düşeriz” diyor.
turk-internet.com : Bu olayın size maliyeti nedir? Bu maliyet içinde neler var?
Vedat Bilgin : Asıl maliyet ödediğimiz para değil, doğal olarak. Bu ürünler, özel talep üzerine getirtiğimiz, ve iki farklı yurtdışı projesinde kullanacağımız ürünlerdi. Bugün, yarın derken olay geciktikçe, projenin gerçekleşmesi de gecikti. Müşteriye olayı anlatmakta bir hayli sıkıntı çektik.
Maddi bedeli ise yaklaşık 20.000 dolar. Bir kısmı ödenmiş, bir kısmı ödenecek. Ürünler bekledikçe, dolaylı olarak maliyeti de artıyor, gümrük depolama maliyeti mesela. Bu arada TSE’nin olumsuz raporu için bile birkaç yüz milyon bedel ödeniyor.
turk-internet.com : Sizce bu olayın bilişim sektörü ithalatçılarına ya da ülkemize maliyeti nedir?
Vedat Bilgin : Bu ve benzeri olayların, ülkemize maddi, manevi anlamda bir çok zarar verdiği kanısındayım. Ithalat genellikle, ya açık hesap şeklindedir, ya da peşin ödeme yaparsınız. Peşin ödeme yaptıysanız, paranızı geri alamazsınız zaten. Açık hesap ise, uzun süredir tanıdığınız şirketler için mümkündür, parasını ödememeniz, ilişkinin devamında başka sıkıntılar yaratır. Bu işin parasal yönü; bir de diğer yönüne bakmak lazım. Ürüne üretimi için, test yapmak için ihtiyacı olup ta ürüne ulaşamayan firmalar ne olacak?
turk-internet.com : Bu sorunun çözülmesi için öneriniz var mıdır?
Vedat Bilgin : Sorun, mevzuatın AB’ye uyumlu olması ise, AB’de kural ne ise, o uygulansın. AB’deki uygulamada(Internette bir çok bilgi var bu konuda), yetkili kuruluşlar diyor ki, test şartı yok. Tamamen bir deklarasyon. Üreticinin CE deklarasyonu yoksa, ithalatçı bu deklarasyonda bulunmak zorunda. Yani aynı ürünü AB’de bir şirkete gönderip, tekrar ithal etseniz bir sorun yok. Tek farkı, AB’deki şirkete binlerce dolar aracılık ücreti ödemeniz gerekliliği, bir de bu işin getir, götür nakliye zahmeti.
Sorunun ikinci boyutu da şu; madem böyle bir uygulama var, neden Türkiye’de kimsenin CE testi yapma yetkisi yok. Daha önceden de, bazı ürünler test için TSE’ye giderdi, ona göre olumlu veya olumsuz rapor alınırdı. Ürün CE mevzuatına uyumlu olsa bile, belgesini ibraz etmeden ithal edemiyorsunuz. Itiraz etseniz karar verecek makam yok, böyle bir saçmalık olabilir mi?
turk-internet.com : Önerilerinizi hükümet ya da devlet katında kime götürdünüz? Ne cevap aldınız?
Vedat Bilgin : Kimseye herhangi bir öneride bulunmadım. Işlemler gümrük müşaviri bir şirket tarafından yürütüldüğü için sadece onlardan aldığım bilgiyi aktardım. Onların elinde de buna benzer birçok dosya olduğu için, adamlar artık fazlasıyla bu işten bunalmış durumdalar. Bence, hikayenin doğrusunu daha çok detayları ile onlardan öğrenmek mümkün.
Bu işi yapması gereken, tek tek bireyler, şirketler olmamalı. Bununla ilgilenmesi gereken ITO, TOBB gibi kuruluşlar var.
Aslında sorunun gitmesi gereken yer yargı. Olay AIHM’ye uzansa %100 kazanılacak bir dava. Ama uğraşacak gücünüz ve enerjiniz varsa.
Sorun, sadece bu değil tabii ki. Birileri bir mevzuat hazırlıyor, kim ne için hazırlamış belli değil.
Örneğin, ben konumla ilgili eski makina ithal etmek istiyorum, yasak!. Amaç ne? Ülkeye eski, hurda makinalar girmesin. Neden girmesin? Peki ben bunu satmayacaksam, sadece araştırma için kullanacaksam, makinayı dağıtıp adam 20-30 sene önce neyi nasıl yapmış, onu görmek istiyorsam. Yasak. Ama AB’de serbest. Bu nasıl AB uyumluluğu böyle?
Bu tür eski makinaları, geçici olarak ithal etmeniz mümkün, tamir edip yurtdışına satabilirsiniz, ama Türkiye’ye satamazsınız.
Burası Türkiye deyip, işinizi bu şartlarda yapmaya çalışıyorsunuz.
* Işık kabini, içerisinde farklı renk sıcaklıklarında çeşitli ampüller içeren bir gözlem kutusu; örneğin tekstilde, renkli bir kumaşın, farklı ışıklar altında farklı renklerde görünüp görünmediğinin belirlenmesi için kullanılıyor. Aldığımız cihaz da, dünyadaki en pahalı, ve en iyi olanı.

Kaynak : 