Türkiye’de, son 1-2 yıldır projelerin finansmanı anlamında farklı gelişmeler yaşanıyor. Daha önce duymadığımız yatırımlar gündeme geliyor. Yatırım yapan firmalardan birisi de, İngilizce “Koç” ve “Yatırım” kelimelerin birleşmesiyle oluşan ismiyle “Inventram” genel müdürü Cem Soysal. Kendisiyle proje finansmanı konusundaki gelişmeleri konuştuk :
turk-internet.com : Cem Bey, sektör sizi çok iyi tanıyor ama, tanımayanlar için kendinizi yine de bir tanıtır mısınız?
Cem Soysal :Memnuniyetle. Ben 1964 doğumluyum. Kadıköy Anadolu Lisesi mezunuyum. Teknik Üniversite’den inşaat mühendisliğim var, Amerika’da bilgisayar mühendisliği yüksek lisansım var, ayrıca Colombia Üniversitesi ‘nden pazarlama yönetimi üzerine bir derecem daha var.
Yaklaşık yirmi senedir ICT sektörü içerisinde teknoloji telekominikasyon içerisinde çeşitli görevler aldım. Bunun son on altı senesi de açıkçası yönetim kurullarına hesap vermekle geçti, yöneticilik ile geçti. Zorlu Holding’de uzun yıllar çalıştım. Vestelnet ile Veezygo kampanyalarını yaptık, Türkiye’de. İnterneti sizlerle birlikte büyüttük. Doğan Grubu’nda Doğan Online Şirketleri’nde grup başkanlığı yaptım bir dönem. Fujitsu Siemens Computers Türkiye Genel Müdürlüğü’nü yaptım üç sene kadar.
Son üç senedir de Koç Holding’de teknoloji ve inovasyon içerikli şirketlere ve projelere yatırım imkanları sunan, bu projeleri ticarileştiren “Inventram” şirketini kurduk ekip arkadaşlarımla. Onu büyütüyoruz.
turk-internet.com : Biz de zaten sizinle tam bu konuları konuşmak istiyoruz. Önce bir giriş yapmak açısından, internette yatırım sermayesi ya da risk sermayesi gibi sermaye girişleri yer alıyor. Bunu açıklar mısınız?
Cem Soysal :Aslında internette yer alan tam anlamıyla risk sermayesi değil başlangıç sermayesi. Başlangıç sermayesi biraz daha büyüme sürecinde devreye giren bir mekanizma.
İnternet girişimlerine baktığınızda birkaç çeşit internet girişimleri var bunların içinde bugün çok popüler olan oyun şirketleri var. Oyun projeleri var. “Online gaming”, sosyal medya üzerinde “gaming” projeleri. Bir taraftan elektronik ticaret var. Bir diğeri yine sosyal medya üzerinde çeşitli iletişim platformları var.
Bunların arasında en hızlı para kazandıran, en hızlı en azından para üreten elektronik ticaret projeleridir. Ama ne olursa olsun bütün internet gelişimleri arkasında ne kadar büyük yaratıcılık olursa olsun icraata geçildiğinde çok hızlı para dönüşü olan projeler değil.
Onun için tüm girişimcilerin yaşadığı bir sıkıntıyı yaşıyor bu girişimciler de. “Ölüm Vadisi” denilen bir bölge var. İşi kuruyorsunuz, ekibi oluşturuyorsunuz. İlk faturaya kadar geçen dönem çok karanlık.
Bu dönemde girişimciyi ayakta tutacak, girişimcinin ofisini, insan kaynağını, alt yapısını, pazarlamasını, bütün bunları fonlayacak bir takım mekanizmalara ihtiyaç var. Bu mekanizmalar Türkiye’de 2009 başlarına kadar yoktu, siz de biliyorsunuz. Ancak bankadan kredi alınabilirdi. Bankadan kredi almak için de finansallarınızın iyi olması gerekiyor.
Onun için de şöyle bir ikilem var. Sonuçta girişimcilerin sıfırdan bir iş kurup da büyütme şansı pek yoktu çünkü destek mekanizmaları yoktu. 2009 ve 2010’dan sonra ciddi bir hareketlenme başladı.
turk-internet.com : Neden hareketlenme başladı ?
Cem Soysal :Ekonomik platform, Türkiye’deki indikatörler buna imkan verir hale geldi, bu birincisi. İkincisi Türkiye yatırım yapılabilir, çok çekici bir ortam haline geldi. 800 milyar dolar GDP’siyle, 160 üniversitesiyle, 30 yaşın altındaki 35 milyon nüfusuyla, 38 milyon internet kullanıcısıyla, 45 milyon kredi kartı sahibiyle ve tabi 60 milyondan fazla da cep telefonu sahibiyle son derece çekici bir tüketici marketi haline geldi.
Öte yandan Avrupa’daki bir çok ülke finansal krize girerken Türkiye 2000’den dersini aldığı için bu dünyadaki global krizden son derece likit olarak yakalandı ve hakikaten neredeyse hasarsız olarak bu dönemi geçirmeyi başardı.
İndikatörlerin bu kadar çekici olması “direkt yabancı yatırımın” iştahını çok kabarttı. Türkiye’ye son dönemde çok ciddi hem risk sermayesi yatırım ortaklığı, hem özel yatırım fonları, hem erken aşama fonları şeklinde çok fazla giriş var.
Bu sanayi ve endüstriyel kurumların satın alınması şeklinde de kendini gösteriyor. Sizin de söylediğiniz gibi internet ve inovasyon içeren projelerin fonlanması şeklinde de kendini gösteriyor. Bunun yanı sıra yerli bir takım mekanizmalar da oluştu.
Yerli mekanizmaların arasında “melek yatırımcı” kavramı Türkiye’ye girmiş oldu. Melek yatırımcılar dünyada aslında baktığınızda 50 bin dolar ile birkaç yüz bin dolar arasında şirketlere para koyan, kendi ceplerinde daha önce yaptığı girişimlerden ciddi paralar olan ve bu paraları klasik finansal enstürmanlarda değil, şirketlerde ve insanların beyninde bir getiriye dönüştürmeye çalışan insanlardır.
Türkiye’de de özellikle internet sektöründe başarılı olmuş Emre Kurttepeli, Nevzat Aydın, Sina Afra, AlemŞah Öztürk gibi isimler bir araya geldi. Bunlar Galata Business Angels’ı kurudular. Türkiye’deki tek ciddi iş yatırımcı meleği, benim gördüğüm yerli yatırımcı meleği Galata Business Angels.
İnternetin ilk günlerinden beri benim gördüğüm; çaba gösterenler başarılı oldular. Bugün yatırımcı oldular. Bugün internete girişim için niyetlenmiş gençlerin hangi aşamalardan geçeceğini çok iyi biliyorlar. İşlerini nasıl büyütebileceklerini, hangi parametrelerle büyütebileceklerini çok iyi biliyorlar. Key Performans indikatörleri bir işin başarılı olması için gerekli olan KPI’ları gayet iyi biliyorlar.
Cem Soysal-1 Inventram Projelerin Finansmanı… ile turk-internet
Ve ”Smart Money” denilen bir kavram var. Bunlar sadece para vermiyorlar, gerçekten işin büyümesi için bilgi desteği veriyorlar. Çünkü, özellikle internet projelerini sorduğunuzda internet projeleri çok parametreyle işler. Dijital marketing’den tutun da tedariğinden, müşteri yönetiminden, internet sitesinde kendisinin bulunması gereken standartlara kadar da bir çok karmaşık parametreyi içeriyor.
Bu gençler bir fikirle ortaya çıkıyorlar ama iş fikirde bitmiyor. Fikir çok dünyada. Ben fikire hiç değer vermiyorum. Benim değer verdiğim tek şey icraat. Hakikaten doğru execution doğru icraat ve bunu sürekli kılabilen bir kadro çok kıymetli.
Buna yatırım yapmak için de her zaman belli mekanizmalar var. Küçükten başlayalım; başlangıç sermayesi fonları var bunu içinde Inventram da var, Inventram daha yüksek teknolojilere daha inovasyon içeren işlere yatırım yapıyor, bunun içinde Galata Business Angels var online projelere çok ciddi yatırım yapıyor . Ata var; bu tip projelerle yatırımcıları bir araya getiren bir altyapı, platform.
Biraz daha yukarı çıktığımız zaman tabii bir iş var. İş olgunlaştı ekibi var fatura kesildi müşteriye gidildi artık büyümesi gerekiyor işin. O zaman eski adıyla risk sermayesi yatırım ortaklıkları ya da yeni adıyla girişim sermayesi yatırım ortaklıkları orijinal ismiyle “Venture Capital Funs” ; VC fonları devreye giriyor. Burda “Accept Partners”tan “Haming Bird”e kadar “Intercapital”a kadar Türkiye’de bu konuda lider yerli bir fon kuruldu. 212 VC diye bir fon kuruldu bu da çok iyi bir örnek teşkil etti hakikaten, yedi tane yatırım yaptı. Altı ya da yedi tane çok ciddi yatırım yaptı.
Türkiye’de risk sermayesi yatırım ortaklığı ya da girişim sermayesi yatırım ortaklığının hangi kalıplarda, hangi düzgünlükte, hangi guideline’larda ve ne tip projeler daha fazla yatırımcıda heyecan yaratıyor da onlar destekleniyor konusuna da bir açıklık getirmiş olduk böylece.
Bir ileri gittiğimizde de artık proje büyümüş oluyor. Bu arada range’leri vereyim; Tabii başlangıç sermayesi dediğimiz “C Capital”; “Town Sermayesi” dediğimiz şey elli milyon dolar ile bir dolar arasında Türkiye’deki bantta en azından değişiyor. Invertram’ın da verdiği Galata Business Angels’ın da verdiği.
Bir yukarı çıktığımızda Türkiye’deki VC sermayesi büyüklüğü aşağı yukarı bir milyon dolar ile üç milyon dolar arasında değişiyor. Bu birkaç kez kendini tekrarlıyor. Birkaç kez tekrarladığı zamanda on-on beş milyon dolara kadarda bir fonlama sağlanabiliyor.
Bir yukarı çıktığımızda iş artık büyüyor büyüdü. Rakipleri var. Ciddi bir pazar payı var ve burada artık ciddi bir yayılma sermayesine ihtiyaç var. Burada fonlar kendi paralarını çok kullanmıyorlar, işte burada köprü sermayesi denilen “Leveraged Buyout”: Bankaların ve diğer büyük finans kuruluşlarının paralarını kullanarak kendi tabii teminatlarını da koyarak projelere büyüme fonu yaratıyorlar. Bunlara da “Private Equity” dediğimiz işte özel sermaye fonları.
Özel sermaye fonlarında birkaç tane örnek var Türkiye’de. Bunlardan bir tanesi “Türkven” yıllardır var Türkiye’de. Çok başarılı yönetiyorlar. “Actera Group” yine bunlardan bir tanesi de “iş Girişim Sermayesi”. Bunlarda Private Equity grubuna Türkiye’deki örnekler.
Sonuçta dediğim gibi işin inkübasyonundan (incubation) başlıyor, başlangıç aşaması sermayeleri, büyüme sermayeleri VC’ler ve yayılma sermayeleri bunlar da özel sermaye fonları, böyle bir yapısı var. Dediğim gibi Türkiye’de ekonomik indikatörler var ve Türkiye’nin şu andaki tüm göstergeleri buna imkan verdiği için ha keza mevcut hükümetinde bu konudaki desteğini çok yoğun ve bariz olduğu dönemde olduğumuz için hem fonlama anlamında hem de ekonominin büyümesi hızlanması anlamında ha keza Türkiye’nin kredibilitesinin dış dünyada, onun kredibilitesinin yükseltilmesi anlamında. Bütün bu bileşenler bir araya geldiği için çok verimli bir dönem yaşıyoruz.
Söyleşinin devamını Cem Soysal : Inventram 21 Tane Dünya Çapında Patent Başvurusu Çıkardı – 2 başlığı altında izleyebilirsiniz.



Kaynak : 