Aselsan’ın ikincil halka arzı için yetkilendirilen 6 firmadan 2’si olan Merrill Lynch ve Halk Yatırım’ın tekliflerini geri çektiği bildiriliyor. Şirketten borsaya yapılan açıklama şu şekilde ;
ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermaye artırımı sureti ile ihraç edilecek paylarının halka arz edilmesine ilişkin aracılık hizmetleri ihalesine 12 yerli ve 9 yabancı aracı kurum davet edilmiştir. Davetlilerin en az bir yerli ve bir yabancı aracı kurumdan oluşacak konsorsiyumlar olarak teklif vermeleri istenmiştir. Bu çerçevede beş konsorsiyum teklif vermiştir. Halk Yatırım liderliğinde teklif veren Halk Yatırım – Merrill Lynch International konsorsiyumu ihaleden çekilmiş olup, teklif veren diğer konsorsiyumların değerlendirmesi devam etmektedir.
Uzun Menzilli Füze Sisteminin Çin’den Alınması, Batıda Sıkıntı Yarattı
Resmi açıklama bu ama olayın gerisinde; Türkiye’nin uzun menzilli füze ihalesinde ilk sırada yer alan Çin ile yapılacak anlaşmanın batıda yarattığı sıkıntı var[1]. Merrill Lynch, Çin firmasının seçimini gerekçe göstererek, böyle bir halka arza aracılık yapamayacağı açıkladı. Merrill Lynch aracılık teklifini neden kabul etmediğini özetleyen bir mektubu da Aselsan’a iletti.
Merrill Lynch, Türkiye’nin seçtiği Çin firması CPMIEC’ın ABD tarafından kara para ve terörle mücadele kapsamındaki “kara liste” içinde olduğunu hatırlatarak, böyle bir firmanın seçimi nedeniyle Aselsan’ın halka arzına aracılık edilemeyeceğini iddia etti.
500 milyon sermayesi ve tahmini 4,2 milyar TL piyasa değeri olan Aselsan’ın halen hisselerinin yüzde 15’i borsada işlem görüyor.
Daha önce çeşitli kaynaklarda yayınlanan haberlere göre; Çin şirketi CPMIEC’ten alınacak füze sistemlerinin NATO’ya entegre olması ve NATO sistemleriyle birlikte çalışması konusunda sorun olduğu ve üretimi devam eden ortak savunma sanayi projeleri ve ileride yapılacak anlaşmalarda da sorun yaratacağı da belirtiliyor. ABD’nin, Aselsan, Tai, Havelsan gibi şirketlerle devam eden ortak üretim anlaşmalarının hukuki boyutunu incelemeye alındığı, önümüzdeki dönemde yapılacak ortak askeri üretim anlaşmalarında ABD yönetiminin vermesi gereken ruhsatlar konusunda sıkıntı çıkabileceği de belirtiliyor.
Füze Savunma Sistemi Nedir ve İhale Ne Durumda?
Füze Savunma Sistemi, TSK’nın eskimiş sistemleri yerine alınacak olan ve Türkiye hava sahasının düşman unsurlarından korunmasını sağlayacak sistemler anlamına geliyor. Füze sistemi düşman unsurlarının tespiti ve gerekirse müdahele edilmesi ve balistik korunma hedeflerini taşıyor.
Bir TV programında konuşan Murad Bayar, Türkiye’nin kendi olanakları ile alçak ve orta sistemlerinin üretilebileceğini tespit ettiklerini ve geçtiğimiz günlerde Tuz gölünde yapılan denemenin[2] bunun bir adımı olduğunu söyledi. Ancak uzun menzilli için şu anda üretim yapılamayacağı düşünüldüğü için ihaleye çıkıldığını belirtti.
Bayar, dünyadaki 4 çözümün de ihaleye girdiğini belirtirken, Çin’li firmanın ihalenin birinci sırasında yer almasının nedenini; Fransız-İtalyan EUROSAM SAMP-Tand ve ABD’li Raytheon şirketlerinin sundukları tekliflere kıyasla Çinli CPMIEC şirketinin ürettiği HQ-9 tipi füze savunma ihalesinin 1 milyar dolar daha ucuz ve üretimin bir kısmının Türkiye’de yapılacak olması şeklinde izah etti.
Bayar ihalede sıralama sürecinin bitmiş olduğunu, kendilerinin halen 1ci sıradaki Çin’li firmayla görüştüklerini, bu sürecin ocak ortalarında biteceğini, arada eğer sorun çıkarsa diye 2ci ve 3cü sıradaki firmalara da tekliflerini güncel tutmaları için bilgi verildiğini söyledi.
Bayar, ocak’tan sonra, ilk çeyrekte anlaşılan firmayla sözleşme imzalanacağını, ondan sonra sürecin kredi bölümüne gelineceğini ve bu konunun da hazine sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Bayar bütün bu süreç boyunca “bilgi güvenliği” konusunun da kendi öncelikleri olduğunu söyledi.
Çin Siyasi Bir Karar Mıdır?
Aselsan İkincil arz konusundaki gelişmeler, ihale sonucunun açıklandığı eylül sonundan beri tartışılan bir konuyu yeniden gündeme getirdi. Murad Bayar ihalenin bir siyasi karar olmadığını ve Türkiye’nin menfaatlerine en uygun çözümün tercih edildiğini açıkladı.
Bayar’a bu konuda batının bir yaptırıma gitme olasılığı sorulduğunda ise, Kıbrıs Barış Harekatı sonrasındaki ambargo ile birlikte Aselsan’ın ve savunma sanayinin kurulmasına karar verildiğini hatırlattı ve şöyle dedi :
Bir yaptırım olacağına inanmıyorum. Ama olduğu takdirde, bu çalışmamızı hizlandırır. Eksik ve zaaflarımızı gösterir bize ve oraya odaklanırız. Souçta savunma sanayini barış dönemi için kurmuyoruz. Tank ve gemi yapılabileceğini gösterdik. Eksiklerimizi görür ve onları da çalışırız.
Sorun Nerde?
“Çin’li firmadan füze alımı neden sorun yaratıyor?” diye sorarsanız;
Amerika’lı şirketin gösterdiği tepkiyi ve batılı yetkililerin kimi gazetecilere yansıttığı “korkutmaya (yaptırıma) yönelik” ve halkla ilişkiler mesajlarının altında yatan nedenleri 3 grupta toparlayabiliriz;
- Uzun menzilli ve savunmaya yönelik füze üretimi konusundaki bilgi birikiminin Türkiye tarafından elde ediliyor olması. Çünkü ihale şartnamesi çerçevesinde, Çin’li firma ile ortak üretim yapılacak (dünyada uzun menzilli füze üretimi yapan 4 grup var).
- Tabi ki kazanılabilecek bir paranın kaybı (Çin’li firmanın fiyatı 1 milyar $ daha ucuz)
- Nato üyesi bir ülkeye Çin üretiminin giriyor olması (ABD ve Avrupa, kısmen rekabet kısmen de işbirliği içinde NATO’yu kurumsal araç olarak kullanarak Atlantik ve Avrupa hava sahalarını füze savunma sistemi ile koruma altına almak için çevre ülkelerini, maliyetini onlara yükleyerek ve/veya paylaştırarak, sistemin parçası haline getiriyorlar.)
Aselsan’ın mühendislerinin şaibeli ölümlerinin üzerinden çok geçmedi. Savunma sanayi çok önemli bir alan. Gelişmiş ülkeler, İran örneğinde olduğu gibi, ikiyüzlülük yapıyor ve kendi ellerinde olan silahların, diğer ülkelerin ellerine geçmesinden rahatsız olmaları bir yana, üretim yapılmasını hiç istemiyorlar. Bu yolda anlaşılan her türlü önleme de başvuruyorlar. Bakalım bu konu ileri tarihlerde nasıl şekillenecek?
[1] Uzun Menzilli Füze Sistemi İhalesini Çin’li Firma Kazandı
[2] Roketsan ve Aselsan, Tuz Gölünde Yerli Alçak İrtifa Füze Testi Yaptı



Kaynak : 