Çin, küresel süper bilgisayar yarışında yaklaşık dokuz yıl sonra yeniden zirveye çıktı. TOP500’ün Hamburg’da açıklanan son sıralamasında Çin’in Shenzhen kentindeki LineShine sistemi, ABD’nin El Capitan süper bilgisayarını yüzde 20’den fazla farkla geride bırakarak dünyanın en hızlı süper bilgisayarı unvanını kazandı. Bu aynı zamanda Çin’in 2017’den bu yana ilk kez TOP500 listesinin zirvesine yerleşmesi anlamına geliyor.
LineShine, High Performance Linpack (HPL) testinde 2,198 exaflop performansa ulaşırken, ABD Enerji Bakanlığı’nın Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndaki El Capitan sistemi 1,809 exaflop seviyesinde kaldı. Böylece Çin’in yeni sistemi rakibinden yaklaşık yüzde 22 daha yüksek performans sergiledi.
Sistemi daha da dikkat çekici yapan unsur ise mimarisi. Günümüzün en güçlü süper bilgisayarlarının çoğu Nvidia veya AMD hızlandırıcıları ve GPU’lar üzerine kuruluyken, LineShine tamamen CPU tabanlı çalışıyor. Sistem yaklaşık 14 milyon Arm tabanlı çekirdekten oluşuyor ve Çin tarafından geliştirilen özel işlemciler ile ağ teknolojileri kullanıyor. Bu durum, ABD’nin son yıllarda uyguladığı ileri çip ihracat kısıtlamalarına rağmen Çin’in yüksek başarımlı hesaplama alanında alternatif bir yol geliştirebildiğini gösteriyor.
LineShine’ın ortaya çıkışı yalnızca teknik bir başarı değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesaj olarak da değerlendiriliyor. Çin son yıllarda TOP500 listelerine yeni sistemler bildirmemeyi tercih etmiş, bu nedenle ülkenin gerçek süper bilgisayar kapasitesi konusunda büyük bir belirsizlik oluşmuştu. LineShine’ın birdenbire dünyanın en güçlü sistemi olarak ortaya çıkması, Pekin’in yıllardır perde arkasında önemli ilerlemeler kaydetmiş olabileceği yorumlarını güçlendirdi.
Ancak uzmanlar bu başarının yapay zekâ yarışında otomatik olarak liderlik anlamına gelmediğini vurguluyor. TOP500 sıralaması esas olarak bilimsel hesaplama performansını ölçüyor. İklim modelleme, malzeme bilimi, nükleer simülasyonlar ve temel araştırmalar için kritik olan bu testler, günümüzde yapay zekâ uygulamalarında kullanılan düşük hassasiyetli işlem performansını tam olarak yansıtmıyor. Nitekim LineShine, AI iş yüklerine daha yakın kabul edilen bazı benchmarklarda ilk sırada yer almıyor.
Yine de sembolik önemi büyük. 2016-2017 döneminde Çin’in Sunway TaihuLight sistemi küresel süper bilgisayar yarışının lideriydi. Ardından ABD, Frontier ve El Capitan gibi exascale sistemlerle üstünlüğü geri aldı. Şimdi ise LineShine ile birlikte süper bilgisayar rekabeti yeniden ABD-Çin eksenine oturmuş görünüyor.
Asıl Hikâye LineShine’ın Verdiği Mesaj
LineShine’ın başarısı aslında çip savaşlarının yeni aşamasını gösteriyor.
Son yıllarda Washington’un stratejisi, Çin’in Nvidia ve AMD gibi şirketlerin en gelişmiş işlemcilerine erişimini sınırlamak üzerine kuruluydu. Varsayım şuydu: gelişmiş çiplere erişemeyen Çin, yapay zekâ ve süper bilgisayar yarışında geri kalacaktı.
LineShine ise farklı bir mesaj veriyor: “Çin, ABD teknolojisine erişemese bile kendi işlemci mimarileri ve kendi ekosistemiyle exascale seviyesine ulaşabiliyor” Bu nedenle LineShine’ın TOP500 liderliği yalnızca bir performans rekoru değil. Aynı zamanda yarı iletken yaptırımlarının uzun vadeli etkilerine ilişkin küresel tartışmayı da yeniden alevlendirecek bir gelişme olarak görülüyor.



Kaynak : 