Coronavirus adı, taç veya halo anlamına gelen Latince bir sözcükten gelir ve elektron mikroskobu (EM) altında virionların (virüsün enfektif formu) karakteristik görünümü ile ilişkilidir. Bu virüs,2003 SARS (Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu) ve ilk kez Ürdün ve Suudi Arabistan’da görülen MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu) olaylarından sorumlu olan virüstür. Bu salgınlarla ilişkili virüs, SARS-CoV ve MERS-CoV olarak adlandırılmıştı. Virüs; solunum yolundan, öksürme ve hapşırma ile havaya saçılan virüslerin alınması ile ayrıca virüsün bulunduğu ortam ve eşyalara dokunulduktan sonra ağız ve buruna taşınarak bulaşmış olur. Bunun sonucunda; solunum yolları, karaciğer, mide, bağırsak ve sinir sistemine ulaşarak hastalık tablosu yaratır. Ayrıca çeşitli hayvanlardan insana geçiş de söz konusudur.
İlk korona virüs 1960’lı yıllarda tanımlandı. İlk büyük ve ölümcül salgını ise SARS-CoV ile yaptı. SARS Türkçe karşılığı “Şiddetli Akut Solunum Sendromu”, SARS-CoV ise SARS Corona Virus’tür. İlk olarak 2002 yılında Çin’in Guangdong Eyaleti’nde ortaya çıkan hastalığın bir yıl sonra salgına dönüşü neticesinde 8 bin 300 kişi hastalandı, 800 kişi öldü. İkinci önemli ve ölümcül korona virüs salgını MERS-CoV ile oldu ve ilk olarak 2012 de Suudi Arabistan’da ortaya çıktı. Deve eti ve sütü gibi gıdaları tüketen insanların yanısıra develerin bakımını yapmak gibi yakın temasla enfekte olan kişilerle yayıldı. Bu hastalık 2.500 kişiyi etkileyip 860 kişinin ölmesine yol açtı. Arap Yarımadası’ndan diğer ülkelere yayılarak 2015’te Uzakdoğu ülkelerinden ABD’ye kadar birçok ülkeyi etkiledi.
Hastalıkta en tehlikeli dönem ilk 14 gün
Bu yıl dünyayı etkileyen COVID -2019 virüsünün ise Çin’in Wuhan eyaletinden yayıldığını hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Dr. Şükrü Yenice, yeni tip korona virüs olan COVID-2019’un öksürük, hapşırık gibi solunum yolları damlacıklarının yanı sıra ile burun akıntısı veya balgam gibi yüzeylere bulaşan salgılara temasla bulaştığınısöyledi ve şöyle devam etti :
“Virüsü alan kişide, korona 27 güne kadar canlı kalarak çoğalır. En tehlikeli dönem ilk 14 gündür. Yaşlılar için ölüm riski gençlere oranla daha fazladır. Şimdilik ölüm oranı yüzde 3 civarındadır. SARS’da ölüm hızının yüzde 9.6 ve MERS’de ise yüzde 30 olduğu göz önüne alındığında COVID-2019’un ölüm hızının daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki ilerleyen süreçte vaka sayısı artarsa bu oran değişebilir.
Tabii ki hastaların tedavi-bakım koşulları ve hastanın şeker hastalığı-kronik tıkayıcı akciğer hastalığı (KOAH)-kalp ve damar hastalığı, tansiyon yüksekliği-kanser ve benzeri yıpratıcı hastalığının olması da hayatta kalma süresini dolayısıyla ölüm oranını etkiliyor. Ancak şunun altını çizmekte fayda var. COVID-2019 virüsü salgınının ölüm oranı SARS ve MERS virüslerinin ölüm oranına göre daha düşük ama yayılma hızı ve bulaşma yeteneği diğerlerine göre çok daha şiddetli öyle ki virüs gözden bile girebiliyor.”
Hastalığın belirtileri nelerdir? Tanısı nasıl konur?
Ateş, boğazda kızarıklık, nefes darlığı, solunum yetmezliğine ait bulgular ön plandadır. Bu virüsün bulaştığı hastaların ölüm oranı yüzde 35-40 olabilmektedir. Tanısı için; solunum yetmezliği saptanan vakalar hastaneye yatırılarak solunum yolu salgılarından, serum ve dışkıdan alınan numuneler PCR testi için Halk Sağlığı Laboratuvarına gönderilir. Her salgında olduğu gibi olası vaka tanımı; ateş ve klinik belirtilere ek olarak salgın bölgesine ilişkin seyahat öyküsü olmasıdır.
Koronada boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık daha az görülüyor
Korona virüsünün de tıpkı üst solunum yolu hastalıklarına neden olan diğer virüsler gibi ateş, halsizlik, kuru öksürük gibi belirtilerle başladığına dikkat çeken Dr. Yenice, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Ancak koronada diğerlerinden farklı olarak burun akıntısı, hapşırık, boğaz ağrısı az görülür. Hastaların yüzde 80 kadarı orta derecede hastadır, yüzde 20 civarında hastanın ilerleyen solunum sıkıntısı yüzünden bir hafta sonra hastane tedavisine ihtiyaç duyar. Hastaların yüzde 14’ünde ise ağır zatürreye bağlı solunum sıkıntısı baş gösterir. Bütün vakaların yüzde 5’i solunum yetmezliği, septik şok ve çoklu organ yetmezliğiyle yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duyar, maalesef hastaların yüzde 2.2’si de hayatını kaybeder. Hastalığın henüz bir tedavisi bulunmuyor, geliştirme aşamasında bulunan aşısı ise henüzrutin kullanıma sunulmadı. Bu nedenle önlem almak büyük önem taşıyor”
Virüsten korunmak için neler yapılabilir?
Hastalığın başlıca bulaşma yolu öksürük-aksırık esnasında solunum yolu ile ortama saçılan damlacık enfeksiyonu ile olduğundan, bulaşmayı engellemek için solunum yolu enfeksiyonlarından korunma önlemlerine uyulması önerilir. Bunun ilk şartı; insandan-insana yakın temastan kaçınılmasıdır. Yakın temasın anlamı, hasta bireye yaklaşık bir metre mesafede bulunmak, öksürük-aksırık esnasında solunum yolu ile saçtığı damlacıklara maruz kalmak, öpüşmek, sarılmak gibi durumlardır. Çünkü böylelikle virüs; yakındaki kişinin ağız, burun, göz mukozasına ulaşabilir.
- El hijyeni hastalıklardan korunmada oldukça önemlidir. Bu nedenle; ellerinizi sık sık su ve sabun ile yıkayın. Eller yıkanamıyorsa alkol bazlı dezenfektan tercih edin.
- Bol sıvı alın, iyi beslenin, bol meyve yiyin, organik gıdalar tüketmeye çalışın, alkol-sigara-mısır şurubu vs. bağışıklığı zayıflatır unutmayın, uykunuzu iyi alın, havasız yerlerden uzak durun.
- Et ve süt ürünlerini iyice pişirerek tüketin.
- Öksürürken veya hapşırırken, ağzınızı ve burnunuzu dirseğinizle veya bir kağıt mendille kapatın, ardından mendili kapalı bir çöpe atın ve ellerinizi yıkayın.
- Soğuk algınlığı, ateş veya öksürük gibi grip semptomları olan kişilerle yakın temastan kaçının.
- Ateş, öksürük, solunum güçlüğü gibi belirtiler gösterirseniz en yakın sağlık kurumuna veya doktorunuza hemen ulaşın.
Virüs nasıl tedavi edilir?
SARS-CoV için etkin bir tedavi henüz geliştirilememiş olup, bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Bu nedenle tedavi, belirtilerin giderilmesine yöneliktir. Ateşin düşürülmesi, ağrıların giderilmesi, sıvı desteği, solunum yolu açıcı tedaviler, oksijen desteği, gerekirse solunum cihazı kullanılması vb. özel bir antiviral tedavi yoktur. Semptomları hafifletmeye yardımcı olacak, tıbbi bakım uygulanır. Ağır vakalarda geçerli olan tedavi, hayati organ fonksiyonlarını desteklemektir.
Havaalanını kullanan vatandaşlar virüse karşı nelere dikkat etmeli?
Aynı şekilde; insandan-insana yakın temastan kaçınılmak gerekir. Kalabalık ortamlardan elden geldiğince uzak durulmalı, biniş işlemleri sırasında ve her aşamada sıklıkla el yıkama sağlanmalı, mümkünse maske veya mendil ile ağız-burun çevresi korunmalıdır.
Uçakla yolculuk yapan bir kişinin, yakınındaki bir kişiden virüsü kapma ihtimali var mı?
Evet, virüsü kapma ihtimali vardır. Yakınındaki kişilerden birinin ciddi, sürekli öksürüğü varsa, çok daha dikkatli olması, elleriyle etrafa dokunmamaya çalışması, yüz maskesi kullanması gerekir.

Kaynak : 