Bilgi ve iletişim teknolojileri konusunda gençlerin kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik olarak Habitat için Gençlik Derneği, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Microsoft işbirliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’de e-Yönetişimin Gelişimi için Gençlerin Yetkin Kılınması” Projesi devam ediyor.
“Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor” adıyla da bilinen proje çerçevesinde, 63 ildeki 600’ü aşkın genç gönüllü eğitmen ile 40 binden fazla gence temel bilgisayar eğitimi verildi. Üç yıl içinde, yurt çapında 64 ilde 58 bine yakın gence ulaşılan projeye katkıda bulunan isimlerden Microsoft Bölge Direktörü Daron Yöndem, çalışma ile ilgili sorularımızı yanıtladı;
turk-internet.com; Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretsin(BBBÖ) nedir? Kısaca bahseder misiniz?
Daron Yöndem; Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretsin(BBBÖ), özetle, bilgisayar kullanmayı bilen gönüllülerin bilmeyenlerle bildiklerini paylaşmaları. Elimizdeki bilgileri paylaşıyor olmak toplamda bilginin artması ve iş gücünün artması anlamına geliyor.
Bu, çok değerli bir çalışma, zira günümüzde bilgisayar bilmeden bir şey yapamaz hale geldik. Bilgisayar maliyetleri giderek düşerken, internete erişim neredeyse hemen her yerden mümkün. Örneğin, bir internet bankacılığı giderek yaygınlaşıyor, bir diğer tarafta online alışveriş hızlı bir gelişim içerisinde.
Artık, günümüzde bunların kullanılabilir olması lazım. Tam bu noktada, bilenlerin bileyenlere zaman ayırarak bildiklerini anlatması çok değerli.
turk-internet.com; ‘Dijital Uçurum’un, aşılmasına BBBÖ gibi girişimlerin ne gibi bir katkısı söz konusu?
Daron Yöndem; Sadece bilgi değil, hemen her anlamda bir uçurumla karşı karşıyayız. Bu, daha çok eğitim sistemimizle alakalı bir şey. Bunun bir de ekonomik boyutu var.
Evine bilgisayar alamayan, ya da okulunda bilgisayar göremeyen öğrenci sonuç itibariyla bu dijital uçurumun dibinde bulunuyor. Peki bu nasıl aşılabilir? Eğer, bu ekonomik nedenlerle yapılamıyorsa, ekonomik kaygılar taşımadan gönüllü hareketlerle ve BBBÖ gibi inisiyatiflerle aşılabilir.
Buraya iştirak edenler, evde televizyon izlemeye ayıracakları zamanı birilerine bilgisayar öğretmeye adayarak topluma katkıda bulunuyorlar. Birileri, BBBÖ ile öğretirken, birileri de daha fazla kalifiye programcılara duydukları taleple ortaya çıkabiliyor. Bu ihtiyacı karşılayabilecek gücünüz yoksa, işin bir ucundan gönüllülük esasıyla tutmakta fayda var.
turk-internet.com; BBBÖ etkinliklerinde tanıştığınız kişilerden ne gibi sorular alabiliyorsunuz?
Daron Yöndem; Çok güzel sorular geliyor ve bunları cevaplandırıyoruz. Tabii, bu arada soru değil, ama sorununu çözmemizi bekleyenler de çıkabiliyor. Özellikle, üniversite öğrencisi seviyesinde ödevini doğrudan size yaptırmak isteyenler çıkabiliyor. Yardımcı olmak isterim, ama eğer ben çözersem bunun bir anlamı olmayacak ve ayrıca bunlar için ayırabileceğim zamanım yok.
Aldığım ilginç maillerden birinde, mobil bir telefonun flaşını açıp kapatacak bir yazılım yazma konusunda benden yardım isteniyordu. Bahsi geçen modeli görmedim bile. Bu nasıl olacak?
Bunun dışında, örneğin bir seminerde her hangi bir sunum yaptığınızda isminiz ‘uzman’ gibi yansıdığında hemen her konuda uzmanmışsınız gibi algılanıyorsunuz. Sonrasında, neredeyse her konuyla ilgili soruyla karşılaşabiliyorsunuz. O gibi durumlarda eğer tanıdığım varsa ilgili kişilere yönlendiriyorum.
turk-internet.com; Bir sunumunuzda; “Türkiye’de yazılım geliştirip yurt dışına satmak istiyorsanız şirket merkezi için tespit edebileceğiniz en kötü seçenek İstanbul olurdu” dediniz. Neden?
Daron Yöndem; Evet, ticari anlamda en kötü seçim İstanbul olur. Niye? Çünkü, siz bu yazılımı sonuçta yurt dışına satacaksınız. O kişi için sizin Adana’da, Gaziantep’te, Samsun’da ya da İstanbul’da bulunmanızın bir farkı yok. Siz, eğer İstanbul’da yazılım üretirseniz bunun masrafı da haliyle yüksek olacaktır.
Zira, burası büyük bir şehir. Kira, ulaşım, iaşe ve daha bir çok kalem diğer şehirlere nazaran burada çok daha pahalı. Netice itibariyle fiziksel sınırlar aşılmış durumda. Eğitim dahi internet üzerinden aktarılabilir bir hale geldi.
O nedenle, Anadolu’nun belli yerlerinde yazılım üretiyor olmak bence, maddi olarak avantajlı. Buna ilave olarak, stresten uzak, havası daha temiz olması bakımından Anadolu’da böyle bir çalışmayı gerçekleştiriyor olmanın büyük avantajları var diyebilirim.
turk-internet.com; Yazılım geliştirmede nasılız diye sorsam?
Daron Yöndem; Yazılım geliştirme konusunda tembeliz diyebilirim. Ama, sadece yazılım geliştirmede değildir heralde. Günde kaç saat çalışıyoruz diye üniversitelilere sorduğumda, cevap olarak 4 ya da 6 saat oluyor. Dünyanın, hiç bir yerinde 4-6 saat çalışılan bir mesai türü yok.
En basitinden bir dönerciyi ele alsanız, sabah 10:00’da başlayıp gece 01:00’e kadar çalışabiliyor. Şimdi, bu adam bu kadar emek harcıyorsa, biz nasıl oluyor 5-6 saat çalışarak yaşayabileceğimizi düşünüyoruz.
Veya niye daha az çalışma lüksümüz olabilir ki? Oradaki insandan ne gibi bir farkımız var? Bu konuda tembeliz. Gençlerin, oturup konsantre bir biçimde 8 saat çalışmaları hem kendilerini, hem de toplumu farklı noktalara getirebilir.
Ben, bazen yurt dışında okuduğumu söylemiyorum. Çünkü, kimi zaman insanlar bundan yanlış anlamlar çıkartabiliyorlar. “Hmm! Bu adam yurt dışında okuduysa başarılı olur.” gibi bir değerlendirme yapabiliyorlar. İyi de hiç alakası yok. Benim şansıma öyle geldi ve okudum. Böyle yorumlanmaması için bazen özellikle bu tür detayları vermediğim bile oluyor. Bence, üniversite eğitiminde önemli olan gerçekten almak istediğiniz eğitimi almanız. Zorla bir şey öğretemezsiniz.
Siz, öğrenmek istedikten sonra öğretmek istemeseler de siz öğreniyorsunuz. İstediğiniz bir şey olduktan sonra sabah 09:00 akşam 20:00’de deseler siz akşam 20’de de okuldan çıkmayabiliyorsunuz. Hala uğraşıyorsunuz, çünkü seviyorsunuz. Sevmek, istemek üniversite tercihinde çok önemli. Ben, karakter olarak sevmediği bir şeyi yapamayan biriyim. Bu nedenle de sevdiğim bir işi buldum.
turk-internet.com; Bir blogunuz olduğundan bahsetmiştiniz. Bunu iş amaçlı mı değerlendiriyorsunuz?
Daron Yöndem; Daron.yondem.com adresinde bir blogum var. Ben, özellikle yurt dışı kaynaklı bloglardan ve yazarlarının deneyimlerinden çok faydalandım. Bir noktadan sonra, bulduğum, öğrendiğim bilgiyi paylaşmamın geektiğine inanıyorum. Eğer paylaşmıyorsanız, bu bencillik. Bu da, bildiğim şeyleri paylaşayım diye kurduğum bir blogdu. Hem İngilizce, hem de Türkçe yazmaya çalışıyorum. Bazen, buraya ufak tefek yorumla karışık yazılar da ekliyorum.
turk-internet.com; Bize Microsoft ile ilginizden bahsedebilir misiniz?
Daron Yöndem; Microsoft’ta, iki farklı program var. Bir tanesi MVP yani En Değerli Profesyoneller’ programı. Son 2 yıldır benim de aldığım bir ödül. Onun dışında, Microsoft’ta, ‘Regional Director’ yani Bölge Direktörü olarak bulunuyorum.
Bu programda, sektörü yönlendiren insanlara 2 yıllık bir dönem için veriliyor. Şu anda Türkiye’de 3, dünyada ise 120 kadar bölge direktörü var. MVP’deki amaç; yazılımcılara gönüllü olarak yardımcı olmak; bölge direktörlüğünde ise amaç; kurumsal manada şirketlere karar verme süreçlerinde yol göstermek.
Bizler, Microsoft çalışanı olmadığımız için konulara çok farklı bir bakış açısıyla yaklaşabiliyoruz. Yani, yeri geldiğinde ben bir Microsoft ürününü eleştirebiliyorum ve ya yeri geldiğinde onun kullanılmamasını tavsiye edebiliyorum. Oysa, baktığınızda bir Microsoft çalışanının böyle bir şansı yok.
Bizim, bu pozisyonumuz Microsoft için de faydalı. Çünkü, onlar da sonuç itibariyle objektif birilerinin güveninin ortada olmasını istiyorlar. Ürünleri kullanan, satmaya çalışmayan birilerinden tarafsız bir değerlendirme alabilme şansları oluyor. Bu programların özüne baktığınızda amaçları da bu zaten. Ben, yaptığım işleri aylık olarak Microsoft’a raporluyorum. Tüm dünyada gerçekleştirilen puanlama sonucuna göre, dünya birinciliği ödülünü (Gold Global Impact Award) aldım. Bu şekilde bir dünya birinciliğine Türkiye, en son 4-5 yıl kadar önce sahip olmuştu. Türkiye’den, böyle bir şeyin çıkıyor ve Amerika’da ses getiriyor olması beni gururlandırıyor.

Kaynak : 