İnsanların çevrimiçi davranışlarına dayalı hedefli reklamcılık, uzun zamandır internetin en cazip iş modelidir. En önemli örnek Cambridge Analytica olayıdır. İnsanların dini inanışı, politik görüşü, cinselliği ya da sağlık ile ilgili olarak hedeflenmesi, hepsinden daha çok para getiren alanlardır. Meta (Facebook), Google ve diğer teknoloji şirketleri tarafından toplanan kişisel veriler, on binlerce detaylı spesifik kategoriye ayırarak kullanıcılara güya en uygun reklam sunmayı mümkün kılar.
Ocak ayında Avrupa Birliği Parlamentosu, internet firmalarının insanlara hedefli reklam göstermek için hangi verileri kullanabileceğini sınırlamayı amaçlayan kurallar yayınladı. Parlamento 19 Ocak’ta oylama yaptı. Reşit olmayanları hedef alan reklamlara yönelik ve din, siyasi bağlantı veya cinsel yönelim gibi hassas kategorilerin izlenmesine ilişkin yasaklar oylandı. Tasarıda ayrıca, “insanları normal koşullar altında vermemiş olabilecekleri kararlara yönlendiren tasarım seçimleri” – örneğin birçok web sitesinde çerezler tarafından izlenmeyi devre dışı bırakmak için gereken sonsuz tıklamalar gibi – karanlık kalıplar olarak adlandırılan bir yasağı da içeriyor.
Zaten davranışsal reklamcılık da tartışmalı bir konu. Eleştirmenler, uygulamanın ayrımcılığa olanak tanıdığını ve potansiyel olarak yalnızca belirli insan gruplarına ekonomik fırsatlar sunduğunu savunuyor. Ayrıca, büyük teknoloji şirketlerinin ilgilendiklerini varsaydıkları şeylere dayalı olarak insanlara reklam sunmanın, insanları dolandırıcılık ve dezenformasyona karşı savunmasız bıraktığını söylüyorlar.
Parlamentonun İç Pazar ve Tüketicinin Korunmasına ilişkin çok önemli Komitesi için çevrimiçi reklamcılık üzerine bir çalışmada, de Streel ve yaklaşık bir düzine başka uzman, “karanlık kalıpların”, web siteleri ve platformlar tarafından kullanıcıları izin vermeye ikna etmek için nasıl önemli bir araç haline geldiğini belgeledi. GDPR’nin daha sağlam bir şekilde uygulanması, izin alma konusunda daha katı kurallar ve karanlık kalıp yasağını içeren DSA için önerileri, nihai tasarıya dahil edildi.
Avrupa Parlamentosu’nu geçmesine rağmen, DSA henüz yürürlüğe girmedi. AB’nin benzersiz yasa yapma süreci nedeniyle, yasanın şimdi Avrupa Komisyonu ve bloğun 27 ülkesi ile müzakere edilmesi gerekiyor. Avrupa Konseyi tarafından temsil edildiği şekliyle üye devletler, önemli ölçüde daha az agresif resmi bir pozisyon benimsediler – yalnızca hedefli reklamcılıkta daha fazla şeffaflığı tercih ederek – ve Breyer’e göre, “geleneksel olarak endüstri lobiciliğine çok açıklar”.
Büyük Teknoloji şirketleri, AB’nin hedefli reklamcılığı sınırlamak için gösterdği çabalara yanıt olarak halka propoganda yapıyor. Son iki yılda Google, Facebook, Amazon, Apple ve Microsoft , Brüksel’deki lobicilik çabalarını artırdı ve 2020’de 20 milyon dolardan fazla harcadılar.
Bu arada reklam endüstrisi de bu lobbyciliğe katılıyor. Interactive Advertising Bureau (IAB) Europe kamu politikası direktörü Greg Mroczkowski, son oylama hakkında yaptığı açıklamada, politika yapıcıları yeniden gözden geçirmeye çağırdı.
Buna karşılık, Belçika Veri Koruma Kurumu, şirketlerin GDPR’ye uyarken davranışsal reklamcılık için izin almaları için sistemi geliştiren ve yöneten IAB Europe’u bu yasayı ihlal ettiğini belirtti. Yetkili makam, özellikle, web sitelerini ziyaret eden kişilerin verilerini işlemek için onaylarını isteyen açılır pencerelerin GDPR’nin şeffaflık ve izin standartlarını karşılamadığını tespit etti. Karar, pop-up’ın Avrupalıların ” temel hakları için büyük riskler ” oluşturduğunu söyledi. Yetkili, IAB’ye Şeffaflık ve Rıza Çerçevesi kapsamında toplanan verileri silmesini emretti ve buna uymak için altı ayı var.
Google, ırk gibi hassas kategorileri hariç tutarken, kullanıcının tarayıcısında genel ilgi alanlarını depolayan, sözde daha az müdahaleci bir hedefli reklamcılık sistemi geliştiriyor. Meta, izleme çerezleri kullanmadan kullanıcıları hedeflemek için bir protokolü test ediyor.
Kar amacı gütmeyen Electronic Frontier Foundation gibi birçok ABD’li dijital hak aktivisti, Avrupa’daki yeni kuralların GDPR’den sonra olduğu gibi küresel değişiklikleri zorunlu kılacağından umutlu. EFF’nin uluslararası politika direktörü Christopher Schmon, “AB Parlamentosu’nun tutumu, yasalaşırsa oyunun kurallarını tüm platformlar için değiştirebilir” diye dedi.



Kaynak : 