Garanti Bankası Dijital Kanallar Başkan Yardımcısı Deniz Güven, IDC Finans Çözümleri Konferansına “Cebinde Parası Olmayan Adam” başlıklı bir sunum ile katıldı. Güven bu sunumunu turk-internet.com okuyucuları için anlattı :
turk-internet.com : Deniz Bey, bugün IDC’de ilginç bir sunuma imza attınız. “Cebinde Parası Olmayan Adam”. Bize bunu anlatır mısınız?
Deniz Güven : Tabii ki! Ben Garanti Bankası’nda şubesiz bankacılıktan sorumluyum. Şubesiz Bankacılık Garanti Bankası’nın tüm dijital kanalları ve dijital servislerini içeriyor. Bu kanallara bakacak olursak, Garanti Bankası’ndan, –yani aslında bugünkü sunumumun da izdüşümü de bu– beslenerek yaptık.
Garanti Bankası 1997 yılından beri internet bankacılığına çok ciddi anlamda yatırım yapan, Türkiye’nin ilk internet bankacılığını kuran bankalarından bir tanesi. 1997 yılından bugüne kadar baktığımız zaman, yapılan yatırımların uzantısında, Garanti Bankası bugün 2.7 milyon adet aktif internet bankacılığı müşterisine ulaşmış durumda.
Buna paralel olarak da, –aynı zamanda hepimizin bildiği gibi–, hayatlarımızı ciddi anlamda farklılaştıran, deneyimleri değiştiren ve müşterinin hayatını değiştiren bir de mobil gerçeği var. Mobil, bankacılık alanında da farklılaşmamızı ve müşteriye daha rahat ulaşabilmemizi ve müşterilerimizin çok daha rahat işlemler yapabilmesini sağlayan bir platform olmaya başladı.
Garanti Bankası 2004 yılından beri mobil bankacılığa çok ciddi anlamda yatırım yapıyor. 2004 yılında Cep Bank denilen, tek taraflı para transferi servisi ile başlayan işler, daha sonra browser tabanlı, çeşitli mobil bankacılık uygulamalarına dönüştü ve 2012 yılında gerçek client base IPhone ve Android uygulamalarına döndü ve bugün hayatımızın içerisinde. Garanti Bankası’nda bir tek IPhone ve Android’de değil, şu anda Türkiye’de kullanılabilen her türlü platformda – bunun içerisinde Windows Phone’lar da dahil- hizmet vermeye gayret gösteriyor.
Garanti Bankası’nın mobil bankacılık kullanıcı sayısı bugün itibariyle 2.1 milyon’a ulaşmış durumda ki, bu rakam 2012 yılında yaklaşık 450 bin adet’ten, bugün 2.1 milyon’a ulaşmış. Bu, şunu ifade ediyor: Garanti Bankası’nın mobil bankacılık müşteri adedi, her ay 70 bin artıyor. 70 bin adet müşteriye, yeni müşteriye ulaşabildiğiniz bir platformu konumlandırabilmek ve bunu yönetebilmek, bizim için hem gurur verici, hem de birçok zorluğu ve yapılması gereken şeyi beraberinde getiriyor.
Bugünkü sunumda “cebinde parası olmayan adam”, mobil bankacılık ve mobilin etrafında oluşan bir çok dijital servisin hayatımızı nasıl değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü anlatmak için kullanılmış bir metafor. Cebinde parası olmayan adam gerçekten cebinde parası olmadığından dolayı değil, cebindeki paraya elini hiç uzatmadan, hayatını geçirebilen yeni bir müşteri kitlesinin gelmesinden dolayı kullandığımız bir metaforik yaklaşım.
Bunu bir örnek ile anlatmak gerekir ise, etrafımızdaki birçok insana baktığımızda, dostlarımıza, yakınlarımıza baktığımızda gördüğümüz durum bu. Mesela sabahleyin kalktığımızda kahvaltıyı dışarıdan herhangi bir alışveriş sitesinden bir uygulama üzerinden söyleyelim, sabah kahvaltımızda yiyebileceğimiz her şeyin siparişini verip, evden çıktıktan sonra karşı taraftan veya buradan karşı tarafa geçerken kullanacağımız herhangi bir ulaşım servisinde kullanacağımız bir mobil uygulama ile karşı tarafa geçip gün içerisinde verdiğimiz yemek siparişinden, gitmek istediğimiz yere yine kullandığımız taksi servislerinden, o gün içerisinde planlayacağımız herhangi bir tatil planına kadar hepsini mobil servisler üzerinden yapabiliyoruz ve bu mobil servisler üzerinden yaparken, herhangi bir şekilde cebimizdeki paraya dokunmadan, arkada bağlı olan kredi kartı ile işlemlerimizi gerçekleştirip, hiç paraya dokunmadan bu işlemleri yapabiliyoruz. İşte bu da bizim cebinde parası olmayan adam hikayemizin çok önemli parçalarından bir tanesi.
Peki, tüm bunlar oluşurken, hayatımızda bunlar oluşurken, bankacılık bunun neresinde duruyor, buna çok dikkat etmek gerekiyor.
Biz bankacılık servisleri olarak müşterilerimizin hayatını kolaylaştıracak uygulamalara bakıyoruz. Özellikle Garanti Bankası içerisindeki 200’den fazla farklı işlem ile müşterilerimize hizmet sağlamaya çalışıyoruz. Fakat önemli olan müşterinin hayatının bu döngüsü içerisinde –yani sabah uyandığından gece yatana kadarki dönem içerisinde– müşterinin hayatına sağlanan düzgün servisler ve farklı faydalar ile işin içerisine girebilmek gerekiyor.
Mesela yıllardır konuşulan akıllı servisler var. Bunlar, hayatımızın çoğu yerinde var. Ama şimdi akıllı servisleri konuşurken yeni bir olgu daha geliyor, ona da yaşayan servisler, İngilizce tanımı ile, “ living services” diyoruz.
Living Services’in en büyük örneklerinden bir tanesi, bundan 3 yıl önce çıkmış bir uyandırma servisi. Normalde biz sabahları uyanırken ne yapıyoruz, alarm saatimizi kuruyoruz, sabahleyin hava durumunun ne kadar olacağına bakmak için bir hava durumu uygulamasından bakıyoruz; bunların hepsi akıllı uygulamalar. Ama normalde ben sabah 6.30’da uyanacakken, eğer bir yaşayan servis, kar yağacağını otomatik olarak görüp arkadan kontrol edip beni saat 6.00’da uyandırabiliyor ise, işte biz buna “ yaşayan servisler” diyoruz.
Yaşayan servisler hayatımızın bir çok alanında – bu kolay, en basit örneğinden, daha bir çok komplike örneğine kadar- hayatımızın içerisine girmeye başladı. Peki bankacılıkta bu yaşayan servisleri oluşturmak nasıl olacak, birazcık da bunlara konsantre olarak, önümüzdeki dönemde hem müşterilerimize daha iyi servis verebilmek, hem de servislerimizi geliştirebilmek için çalışmaya devam ediyor olacağız.
turk-internet.com : Bir de son olarak sizin bu yeni 6493 sayılı Kanun’la ilgili düşüncelerinizi öğrenmek istiyoruz.
Deniz Güven : Bu Kanun ile ilgili birçok çalışma var. Hala çalışmaların üzerinde de devam ediliyor. Hem özel sektörde, hem kamuda, hem de regülatörler tarafında bu konuda çalışmalar devam ediyor.
Bu konu ile ilgili olarak bizim bakış açımız şu: Kanun ile ilgili gelişime açık bir çok nokta olmasına rağmen, özellikle hem bankaların, hem de bankalar dışında finansal sektörde hizmet vermek isteyen bir çok sağlayıcı, partner ve bunun gibi birçok şirketin önünü açıp beraber farklı değerler yaratabileceği bir kanun olduğunu düşünüyoruz.
Bunun örneklerini vermekte büyük fayda var çünkü bu Kanun’u incelediğimizde, Türkiye’de ve dünyada aslında startuplar yani yeni kurulmuş küçük şirketler, küçük boyutlu ama güzel fikirleri olan küçük şirketlere birçok imkân sağlanabilir. Distrupter denilen yani “oyun bozanlar” dediğimiz yeni gelen servisler Türkiye’de özellikle finansal sektörde sayısının çok da fazla olmadığını görüyoruz. Bu yüzden özellikle bu tür kurumların, bu tür firmaların yeni kurulmuş fikirleri bankalar ile beraber, ortaklaşa hareket edip müşteriler için son noktada daha büyük değerler yaratabilmesi için bu Kanun’un çok da değerli olduğunu ve daha da ilerleyerek, daha büyük değerler katacağını düşünüyoruz.

Kaynak : 