Röportajın önceki bölümlerini
- Özelleştirmeden 15 Ay Sonra Türk Telekom – 1
- Dr.Doany : 1.Tip Personele Zam Mart Ayında – 2
- Dr.Doany : Oger Telecom Personeli TT’ye Yardımcı Olmak için Burada – 3
- Dr.Doany : Başka Bir GM Atama Planımız Yok – 4
- Dr.Doany : TT, Yatırımlarında Türk Şirketleri Tercih Edecek – 5
- Dr.Doany : 2007 Yatırım Planı 1,3 Milyar YTL – 6
- Dr.Doany : Yeni Toptan
- Dr.Doany : Bizim Gerçek Rakibimiz Mobil – 8
- Dr.Doany : Tatlıya Bağlayalım’ın Hedefi % 35-40 – 9
- Dr.Doany : Ses Tarifelerinin Dengelenmesi Özelleştirme Öncesi İş Planının Temel Varsayımıydı – 10
- Dr.Doany : Sabit ve Mobil Uluslararası Genişleme Fırsatlarına Bakıyoruz – 11
- Dr.Doany : 2006 için Tahmini Net Gelir 2.92 Milyar YTL – 12
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Son bölümde Alternatif Telekom Operatörleri ile ilişkileri sorduk:
Soru – 41 : Son olarak Türk Telekom ile Telkoder arasında geçen haftalarda yaşanan tartışmalar hakkında ne söylemek istersiniz?
Dr.Paul Doany : Öncelikle bu meseleyi değerlendirirken dikkate alınması gereken üç kamu menfaati testinden bahsetmek istiyorum.
Kamu menfaati açısından yapılması gereken birinci test şirket hisselerinin bir kısmının devlete ait olmasıyla ilişkilidir. Hepinizin bildiği gibi, bu şirketin hisselerinin yüzde 45’i devlete aittir. Devlete ait demek, belirli bir hükümete değil, Türk insanına ait olması anlamına gelir. Tarifelerimizi dengelememiş olsaydık Türk Telekom’un toplam değeri yüzde 20 oranında azalacaktı ve tabii ki bu, Türk Telekom’un halka arz edilmesi üzerinde belirgin bir olumsuz etki yaratacaktı. Dolayısıyla, biz bu şirketin değerini muhafaza etmeli ve mümkünse artırmalıyız. Bizim görevimiz şirketin değerinin düşmesine engel olmak ve mümkünse de artırmaktır.
Kamu menfaati açısından yapılması gereken ikinci test, Türk Telekom’un müşterilerine sunduğu hizmetlerin ücretlendirilmesi ile ilgilidir. Telekomünikasyon Kurumu tarifeleri kontrol etmekle (kesin rakamlar, sepetler ve tavan fiyat sınırlamaları açısından) yükümlü olan kurumdur. Telekomünikasyon Kurumu yapması gerektiği gibi bu tarifeleri doğru bir şekilde onayladı. Yeni tarifelerimizle, müşteriler daha düşük şehirlerarası ve uluslar arası görüşme ücretlerinden yararlanacaklar.
Biz bu bağlamda şehir içi ve şehirlerarası görüşme ücretlerini eşitleyerek bir rüyanın gerçek olmasını sağladık. Burada amacımız, mobil ile daha iyi rekabet edebilmektir. Türk Telekom 2004 yılından beri tarifelerinde değişikliğe gitmemişti ve şimdi de aylık sabit ücreti ve şehir içi arama ücretlerini son 2,5 yılın toplam enflasyon oranının altında artırdı. Genel toplama baktığınızda, tüm müşteri tabanında ortalama fiyat değişikliği 2006 enflasyon oranının altındadır (yani %9’un altındadır). Kontörlü mobil hizmetlerde aynı dönemde yapılan zamlarla karşılaştırın; toplam ücretlerde aynı dönemde %48’lik bir artış olduğunu göreceksiniz.
Kamu menfaati açısından yapılması gereken üçüncü test ise rakiplerimize adil davranıp davranmadığımızla ilişkilidir yani yıkıcı fiyatlandırma yapılıp yapılmadığıyla. Tarife yeniden dengelemesine kadar, alternatif operatörler bizim dengelenmemiş tarifelerimiz üzerinden çok yüksek indirimler sundular. Çünkü bizim şehirlerarası uzak mesafede kâr marjımız çok yüksekti.
Biz şimdi şehirlerarası fiyatlarımızı onların seviyesine düşürdük. Yeni tarifelerle bile, brüt marjları kabul edilebilir seviyelerde olacak. Dolayısıyla iddia edildiğinin aksine, Türk Telekom’un yeni fiyatları alternatif operatörler için marj sıkıştırmasına sebep olmaz. Türk Telekom’un rekabeti öldürdüğünü iddia edenler, müracaatımız üzerine gerekli tüm testleri yapan ve yapması gerektiği gibi doğru bir şekilde tarifelerimizi onaylayan Telekomünikasyon Kurumu’nun kararını ve karar verme yetisini de sorgulamaktadırlar.
TELKODER rekabetle karşılaştığımız yerlerde fiyatlarımızı düşürebilmek için rekabetin olmadığı alanlarda fiyatlarımızı artırdığımızı iddia ediyor. Tabii ki sabit ücreti ve şehir içi görüşme ücretlerimizi, artırmamız gerektiği için (erişim açığı nedeniyle) artırdık ve bunu çok sorumlu bir şekilde (yani enflasyona uygun olarak) yaptık. Dolayısıyla onların yaptıkları yorumlar yersizdir. Zaten yeni çıkan Yerel Ağın Paylaşıma Açılması regülasyonu artık bizimle şehir içinde de rekabet etmelerine imkan veriyor; böylece buyursunlar, fiyat artışlarımızdan faydalansınlar. Ancak yatırım yapmaları lazım ve çok iyi biliyoruz ki yatırım yapmak istemiyorlar.
Çok açıkça söylemek isterim ki biz rekabeti her zaman destekledik. Fakat biz gerçek ve “adil” rekabeti destekledik. Bundan böyle “kolay” rekabet yok.
TELKODER ayrıca Türk Telekom’un gelirlerinin yaklaşık 900 milyon YTL artacağını iddia ediyor. Bu, doğru değil. Bir de, bu meblağın yarısının Oger Telecom’a gideceğini ve özelleştirmenin bir sonraki taksitinin Türk insanlarının cebinden çıkacağını söylüyor. Öncelikle, daha önce belirttiğim gibi, biz tarifelerimizi gelirlerimizi artırmak için dengelemiyoruz; düşüşü durdurmak ve şirketin değerini korumak için dengeliyoruz. Türk Telekom 2005 yılına kıyasla 2006 yılında 500 milyon YTL kaybetti. Şimdi yeni tarifelerle, hâlâ alternatif operatörlerin fiyatlarının altında olmayan yeni rekabetçi fiyatlarımızla şehirlerarası uzak mesafe trafiğini yeniden kazanarak gelirlerimizi korumayı amaçlıyoruz. Bütçemizde, görüşme trafiğimiz artarsa gelirlerimizde 150 milyon YTL’lik bir artış olacağını varsaydık. En iyi durumda, gelirlerimiz 250 milyon YTL artabilir. İkincisi, özelleştirme ihalesi bedelini Türk insanı ödeyecek diyerek TELKODER meseleyi siyasi zemine taşıyor. Politika bizim işimiz değil ve bu tarife dengelemesi rekabet kanunu, Telekomünikasyon Kurumu’nun çıkardığı regülasyonlar ve dünyadaki en iyi uygulamalar esasında tartışılmalı.
Türk Telekom alternatif operatörlere yardımcı olmak ve rekabet ortamını desteklemek için büyük çaba sarf etti. Avrupa’daki yerleşik operatörlerin aksine Türk Telekom lisans anlaşmalarının imzalanmasını geciktirmedi. Biz belli başlı alternatif operatörlerle A Tipi lisans sözleşmelerini tarifelerimizi dengelemeden önce imzaladık. Dünyada bunu yapan başka hiçbir operatör yok. Çünkü riskli ve aslında adil de değil. Ama bizim hedefimiz rekabeti desteklemek olduğu için büyük bir risk aldık ve rakiplerimizin bizimle belirli bir süre “kolay rekabet” etmesine izin verdik.
TELKODER ticari sır niteliğinde olan bilgileri ifşa etti. Bunları kamuya yanlış aksettirdi ve Türk Telekom’un itibarına saldırıda bulundu. Bu, bizim açımızdan kabul edilemez bir durumdur ve haklarımızı korumak için gerekli tüm yasal önlemleri alacağız.
Özetle TELKODER eski tarifelerin yürürlükte kalmasını istiyor. Yani, yalnızca kendi menfaatlerinin önemli olduğunu söylüyor: Türk Telekom değer kaybedebilir ve müşterilerimiz bizim yeni tarifelerimizden hiçbir şekilde faydalanmamalıdır.
Bu, az önce bahsettiğim üç açıdan da kamunun menfaatine değildir.
Bu 2 haftadan bu yana süren ve özelleştirmeden “15 ay sonra Türk Telekom” başlığı altında, bizzat şirketin en üst yöneticisi ile yapılmış röportaj dizimizin son bölümüdür.




Kaynak : 