Röportajın önceki bölümlerini
- Özelleştirmeden 15 Ay Sonra Türk Telekom – 1
- Dr.Doany : 1.Tip Personele Zam Mart Ayında – 2
- Dr.Doany : Oger Telecom Personeli TT’ye Yardımcı Olmak için Burada – 3
- Dr.Doany : Başka Bir GM Atama Planımız Yok – 4
- Dr.Doany : TT, Yatırımlarında Türk Şirketleri Tercih Edecek – 5
- Dr.Doany : 2007 Yatırım Planı 1,3 Milyar YTL – 6
- Dr.Doany : Yeni Toptan
- Dr.Doany : Bizim Gerçek Rakibimiz Mobil – 8
- Dr.Doany : Tatlıya Bağlayalım’ın Hedefi % 35-40 – 9
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Bu bölümde son kullanıcıya yönelik sorularımız ve Dr.Doany’nin cevaplarını okuyacaksınız.
Soru – 27 : Yeni tarifeleriniz hakkında, özellikle de abonelere getirdikleri açısından ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? Tarife değişikliğini neden “tarife yeniden dengelemesi” olarak adlandırıyorsunuz?
Dr.Paul Doany : Türk Telekom’un sunduğu tarifenin ana hedefi, çeşitli hizmetlerin “fiyat unsurlarını”, bu hizmetleri verme maliyetlerine daha yakın hale getirmektir. Bu yaklaşım, regülasyon çerçevesine uygundur ve özellikle “hizmet esaslı” rekabetle ilgili olarak adil rekabetin esasını oluşturur.
Bizim fiyat planlarımız aşağıdaki unsurları içerir:
- ‘Sabit ücret’: Erişim maliyetini karşılamak için aylık olarak ödenir. Bu erişim maliyeti, bir hattaki arama trafiğinden bağımsız olarak (yani, hattı çalışır durumda tutmanın maliyeti) Türk Telekom’un sahip olduğu maliyettir; bu ücret bazen birleşik kullanım dakikalarını (sabit ücret dâhilinde ücretsiz konuşma imkânının verilmesi anlamına gelir ve kati erişim ücretlerini hesaplarken düşülmelidir) içerir.
- ‘Görüşme ücretleri’: Müşterilerin yaptıkları aramalar için ödedikleri ücretlerdir ve şehir içi aramaları, şehirlerarası uzak mesafe aramalarını, uluslararası arama ücretlerini ve mobil aramaları içerir.
Buradaki sorunu göstermek için bir “terazi” kullanabiliriz (Şekil 1: Çapraz Sübvansiyon): Aşağıdaki şekilde, sabit ücretimizin maliyetimizin çok altında olduğunu ve şehir içi aramalardaki kâr marjımızın çok düşük olduğunu (yoğun olmayan saatler için geçerli ücretler de dâhil) görebilirsiniz. Ancak diğer tüm arama ücretlerinde kâr marjımız çok yüksek ve bu, bizim erişim açığından kaynaklanan zararımızı telafi ediyor ve genel şirket kârını dengeliyor. Bu bir çeşit çapraz sübvansiyondur ve şehirlerarası uzak mesafe aramaları aslında erişim açığını sübvanse eder.

Şunu da belirtmek isterim ki, ses tarifesinin yeniden dengelenmesi, Türk Telekom hisselerinin yüzde 55’inin blok satışına ilişkin ihale sürecinde Oger Telecom tarafından hazırlanan iş planının temel varsayımıdır. Bunun, niyeti ciddi olan diğer istekliler için de geçerli olduğundan eminim. Esas alınan nokta, en son yeniden dengeleme öncesi yüzde 28 olan, şimdi ise yüzde 36’ya çıkmasını umut ettiğimiz, sabit ücretin ses gelirleri içindeki payıdır. Burada, Avrupa’daki operatörlerde bu oranın yüzde 40 ilâ 50 seviyesine çıktığını vurgulamak gerekir ve zaman içinde bizim de bu seviyelere ulaşmamız çok önemlidir.
ŞirketHATT müşterileri hariç, Türk Telekom’un ev ve iş telefonu hizmetlerinden faydalanan tüm aboneler bir erişim hattının aylık maliyetinin çok altında aylık sabit ücret ödüyorlar.
Özellikle, HesaplıHATT’ta dengelemeden önceki aylık sabit ücret Avrupa’da bireysel müşterilerin ödedikleri aylık sabit ücretlere göre yaklaşık yüzde 74, StandartHATT’ta ise yaklaşık yüzde 58 daha azdır. Tarife planlarının çoğunda, şehir içi telefon hizmetlerinin mevcut fiyatı da Türk Telekom maliyetlerinin ve diğer Avrupa ülkelerinde uygulanan fiyatların altındadır (yalnızca fiyat açısından değil, aynı zamanda ortalama müşteri harcaması yüzdesi olarak da).
Erişimde ve şehir içi ücretlerde fiyat unsurlarının “maliyetinin altında” olma durumu, şehir içi ücretlerin diğer hizmetlerle çapraz sübvanse edildiği “tarihi” tekel durumunda yerleşik ev ve iş telefonu operatörleri için olağandışı değildir. Ancak bu durum, piyasaya yeni giren operatörlerin yerleşik operatörün altyapısını (maliyetimizin altında ücretlerle) kullandığı ve böylelikle yerleşik operatörün erişim maliyetlerini çıkarmak için yüksek tuttuğu fiyatları kırabildiği rekabetçi bir ortamda sürdürülemez. Tarifeler dengelenmemiş olduğunda, fiyat kırmak çok kolaydır ve perakende fiyatları aşırı yüksek olacaktır (çünkü erişim açığı maliyetlerini karşılamaları gerekir). Rakipler yalnızca en çok kâr getiren tüketicilere odaklanıyor ve Türk Telekom’un düşük sonlandırma maliyetlerinden faydalanıyorlar. Böylece, şehirlerarası ve uluslararası uzak mesafe ile ev ve iş telefonlarından cep telefonunu arama ücretlerinde belirgin indirimler sunabiliyorlar.
Böyle rekabetçi bir ortamda, yerleşik operatörün erişim açığını ve düşük marjlı şehir içi aramaları, şehirlerarası uzak mesafe ve cep telefonuna yapılan aramalara daha yüksek fiyat uygulayarak sübvanse etmeye devam etmesi maddi açıdan mümkün değildir. Bu nedenle sabit telekomünikasyon hizmetleri için pazarlarını serbestleştiren Avrupa ülkelerindeki muadillerinin yaptığı gibi, Türk Telekom da tarifelerini, aylık sabit ücreti (erişim açığını kapatmak için) ve şehir içi arama ücretlerini (“adil bir kâr marjı” elde etmek için) artırarak dengeleme hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir. Bir kere daha belirtmekte fayda var: Fiyat unsurlarımızın maliyetlerimize uygun olması ve çapraz sübvansiyon yapılmaması gereği nedeniyle tarifelerimizi yeniden dengelemek bizim için bir yükümlülüktür ve ayrıca bu bizim müşterilerimize borcumuzdur.
Türk Telekom’un piyasaya yeni giren sabit operatörlerle rekabet ettiği pazarlar olan şehirlerarası uzak mesafe, uluslararası ve ev ve iş telefonundan cep telefonuna yapılan aramalar için daha düşük yeni tarifeler belirlenirken, mevcut ara bağlantı ücretleri (ev ve iş telefonu ve mobil), uluslararası operatörlerin yurtdışında sonlanan trafik için talep ettiği ücretler, alternatif operatörlerin bu hizmetleri sunmak için Türk Telekom’dan kiraladığı kiralık hatların maliyeti ve yanı sıra pazarlama, satış ve personel maliyetleri ve buna ek olarak makul kâr marjı dikkate alınmıştır. Dolayısıyla, bir alternatif operatörün bu hizmetleri sunmak için yaptığı masrafların hepsi karşılanmış olur ve Türk Telekom’un teklif ettiği ücretler ilgili pazarlardaki rekabete zarar verecek veya adil olmayan rekabete sebep olacak bir “marj sıkıştırması”na sebep olmaz. Bu kolayca ispat edilebilir bir durumdur ve başvurumuzu takiben her türlü detayı bizlerle görüşen ve şu an itibariyle, yapması gerektiği gibi, tarifeleri onaylamış olan Telekomünikasyon Kurumu ile de aslında tartışılmıştır.
Yükümlülüklerimiz gereği biz maliyetlerimizi TK’ya sunduk ve bu konuda önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: yalnızca yeniden dengeleme açısından bakıldığında sabit ücretlerimizi şu anda artırdığımızdan daha fazla artırmamız gerekiyordu ama biz söz konusu artışı, 2004 yılında yapılan son artışlardan bu yana geçen dönemde gerçekleşen enflasyon oranıyla sınırlamayı tercih ettik. Buna ek olarak, StandartHATT paketinde, müşterilerimize sabit ücret için biraz telafi imkânı sunabilmek amacıyla ücretsiz 100 kontör de veriyoruz. Bu ücretsiz kontörlerin değeri 8 YTL’dir ancak yaptığımız artış 3 YTL’nin altındadır. Bu ücretsiz kontörler akşam saat 10’dan sonra kullanılabiliyor ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şu: bir mobil telefonda kullanılan ortalama dakika ayda 100 ilâ 140 dakikadır; dolayısıyla aslında aynı miktarda dakika sunuyoruz. Ücretsiz kontörlerin saat 22.00’den sonra kullanılabilmesine ilişkin kısıtlamanın müşterilerimiz için sorun teşkil ettiğine inanmıyoruz.
Türkiye’de ev ve iş telefonu pazarlarının serbestleştirilme tarihi olan 2004 yılının başından 2005 yılına kadar Türk Telekom’un ara bağlantı ücretlerinde meydana gelen azalma, Batı Avrupa pazarlarında 1998 ile 2005 yılı arasında uygulanan azalma ile karşılaştırıldığında bile çok belirgindir. Dahası, Türk Telekom Avrupa’daki muadillerine kıyasla alternatif operatörlere kiralık devreleri daha rekabetçi tarifeler üzerinden sunmaktadır.
Bu nedenle ev ve iş telefonu pazarlarında rekabetin gelişmesine ilişkin koşullar hem adil hem de tutarlıdır. Türkiye’de ev ve iş telefonu müşterisi sayısı İtalya’daki ev ve iş telefonu müşterisi sayısının çok altında olmasına rağmen, Türkiye pazarındaki alternatif operatörlerin sayısı İtalya’daki operatörlerin sayısına yakındır.
Özetle yeni fiyat unsurlarını tekrar belirtmek isterim:
- Sabit ücretleri erişim açığını azaltmak ve Avrupa’daki seviyelere (gelir yüzdesinde, ideal oran yüzde 40 ilâ 50 iken Türkiye’de yaklaşık yüzde 28’dir) ulaşmak için enflasyon oranında artırdık; StandartHATT müşterilerimize telafi imkânı sunmak için değeri 8 YTL’nin üzerinde olan ücretsiz 100 kontör verdik.
- Şehiriçi arama ücretlerini “adil bir kâr marjı” elde edecek şekilde enflasyon oranında artırdık.
- Şehirlerarası uzak mesafe, uluslar arası ve mobil arama ücretlerini rekabet etmemize imkân verecek şekilde yüzde 50 ilâ 60 düşürdük.
Rekabeti destekleyici tavrımızı alternatif operatörlerle sözleşme imzalanması sürecinde gecikmelere sebep olmayarak, onların piyasaya ilk girdikleri dönemde yüksek fiyatlarımızı koruyarak ve uyguladıkları indirimlere cevap vermek yerine tarifelerimizde genel bir dengeleme yaparak gösterdik. Bu, alternatif operatörlere, Türk Telekom’un fiyatlarını çok fazla kırarak çok kolay pazar payı kapma imkânı verdi.
Şimdi rekabet daha da kızışacak.
“Adil” rekabetin “kolay” rekabet anlamına gelmediği anlaşılmalıdır. Alternatif operatörler bu mesajı anlamalıdır.
Bir sonraki bölümde Dr.Doany : Sabit ve Mobil Uluslararası Genişleme Fırsatlarına Bakıyoruz – 11 başlığı altında Türk Telekom’un bayi, Avea, British Telecom, Telecom Italia ilişkileri ve yurtdışı genişleme konusundaki planları okuyacaksınız.
Not : Röportaj ingilizce yapılmış ve Türkçe’ye bizzat Dr.Doany’nin ekibi tarafından çevrilmiştir. Bu bölümün İngilizce versiyonunu Dr.Doany : Voice Tariff Rebalancing was a Fundamental Assumption of the Business Plan – 10 başlığı altında okuyabilirsiniz
Bu röportajı toplu olarak Dr.Paul Doany ile Özelleştirmeden 15 Ay Sonra Türk Telekom’u Konuştuk dosyasında bulabilirsiniz.




Kaynak : 