27’nci Ulusal Bilişim Kurultayı, geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da Rixos Oteli’nde tamamlandı. Kurultayı organize eden Türkiye Bilişim Derneği’nin Başkanı Doç. Dr. Turhan Menteş ile etkinliği değerlendiren bir söyleşi gerçekleştirdik.
Doç. Dr. Turhan Menteş: TBD’nin, 27’ncisini gerçekleştirdiği kurultayı, bu sene diğer etkinliklerden daha farklı bir katılımla gerçekleşiyor. Daha farklıdan şunu kastediyorum: teknolojik dönüşümün sosyal etkileri üzerine odaklandık. Bunun sonucunda çok farklı konuları, günlük yaşantımızı ilgilendiren teknolojinin etkilediği alanları görme imkanına sahip olduk. Doğru seçim olduğunu katılımdaki değişimi görünce anladık. Şu anda etkinliğe katılımın yüzde 100’den fazlası bu etkinliğe ilk defa katılıyor. Ve bu profilin değişmesi çok enteresan. Çünkü, teknolojinin dönüşümünün ele alınması sanıyorum ilgi odağını artırdı. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bütün oturumlarımız hedef odaklı, yani izleyeceği oturumu seçerek gelen bugüne kadar pek alışık olmadığımız bir izleyici kitlesine sahip olduk. Sanıyorum bu, bundan sonraki senelerde de devam edecek.
Şu anda genel değerlendirme olarak şunu söyleyebilirim: etkinliğimiz, daha öncxeki yıllarda olduğu gibi, geniş katılımla gerçekleşti. Kamunun, özel sektörün, akademyanın, üniversitelerin ve günlük yaşantısında bunu kullanan her kes oturumlarda yer aldı: görüş bildirme imkanına sahip oldu.
Biz, Türkiye’de makro konuların bu düzeyde ele alındığı tek platform olarak bunu gördüğümüzü hep söylüyoruz. Bütün katılımcılar da bunu paylaşacaklardır. Bu düzeyde Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren makro konuların ele alındığı tek platform burası. Dolayısıyla bunun yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu, önümüzdeki süreci değerlendirmek açısından da iyi bir fırsat oldu. BUndan sonra bu platformun bu gözle değerlendirileceğini ve bu ilginin giderek artacağını düşünüyorum.
turk-internet.com: Hocam, arkada ilginç bir sergi var. Bundan da bahsedebilir misiniz?
Doç. Dr. Turhan Menteş: Sanıyorum, arkadaki bilgisayarın 3 parçası burada. Türkiye’de, kullanılan ilk bilgisayarının parçaları. Bu ilk bilgisayarın disklerinin 1.7 kilobyte olduğunu düşünürseniz, karşıdaki cihaz içerisinde yer aldığına bakarsanız sistemin ne olduğunu görürsünüz.
Ama bunun en önemli tarafı: her kesin bilmediği bir şeyi burada sergiledik. “Hardware”, “software” denir hep. İlk üretimde bilgisayarın her parçası katı metallerden yapıldığı için hardware olarak nitelendirilmiş. Ama, bilgisayarda programlanan birim, bir panel üzerinde esnek kabloların yerleştirilmesiyle programlama yapılıyormuş. Ve bu esneklik nedeniyle programlama yapılan bu parçasına “software” denmiş. Yani software nerden geliyor, hardware nereden geliyor bunu göstermek şansına sahip olduk.
Bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğü(KGM)’ne çok teşekkür ediyoruz. Bu, 1960 yılında KGM’ne gelen bilgisayarın parçaları. Bu da daha sonra programlama işlemlerine geçen bizim neslimizin bildiği, ama genç nesilin hiç bilmediği bizim kullandığımız kart okuyucu sistemi. O zamanlar programlar kart üzerine delinir ve bilgisayara yüklenirdi. Bu da kart ünitelerinin yükleme ünitesi zaten.
Böyle bir programlama, yani bilgisayar teknolojisin 1960 yılındaki ilk durumu ile bugün geldiğimiz noktayı karşılaştırdığımızda toplamı tonlarca olan cihazdan bugün cebimize giren bilgisayarlara ulaşmış oluyoruz. Bu hızlı ilerleme sonucunda ekonomik, sosyal, kültürel yapı gelişiyor. Bu süreçleri çok iyi değerlendirmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

Kaynak : 