Wall Street Institute Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Uçar, Türkiye’de ekonomide çıkışın cari dengeyi sağlamak olduğunu herkesin söylediğini ancak çözüm yollarını net olarak belirtmeden konunun farklı yönlere çekildiğini söyledi. Uçar, “Dış ticareti arttırmada sürekli unutulan ve gözardı edilen fakat sürekli ihtiyaç duyulan yabancı dildir. Yabancı dile yatırım yapmayan ülkeler ticaretlerini nasıl geliştirecekler? Türkiye’nin dış ticareti dışarıdan tercüman getirilip yabancı ellere teslim edilemeyecek kadar önemli” dedi.
Türkiye’de yabancı dil eğitimi ve eğitimin hayata etkileri konusunda AS Haber Ajansı’na (asha) açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Uçar, yabancı dile özel önem verilmeyen eğitim sistemlerinde dil öğrenmenin güç olduğunu bildirdi. Dil eğitiminde ilk yapılacak işin “Dili öğrenmek mutlak bir zorunluluktur” anlayışının olması gerektiğine dikkat çeken Dündar Uçar, “Maalesef Türkiye’de bu anlayış yok. Böyle bir anlayış olmadan nasıl dil öğrenilebilir?” diye sordu.
Almanya’da dahi kurulan sağlıklı altyapı sayesinde WSI çalışmalarında kursa başlayanların başlangıç seviyesinin 5 olduğunu belirten Dündar Uçar, Türkiye’de bu seviyesinin yıllardır 1-2 düzeyini geçemediğinin altını çizdi. Uçar, “Ülkemizde dil eğitiminin iç zaafları var. Üç beş ayda haftada 5-6 saat ile dil öğrenilmez. Kolejlerde haftada 30 saat dil eğitimi veriliyor. O bile eğitimi sürdürmelerinde zorluyor. Dil öğrenme zaman ve programa dayalı kaliteli bir eğitim ister” dedi.
“Okullardaki anlayış ticarete de yansıyor”
Dış ticaretin arttırılması için bir dönem küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) eğitim için fon ayrıldığını, bu eğitim içinde yabancı dil eğitiminin de bulunduğunu hatırlatan Dündar Uçar, KOSGEB’e gidip özellikle ihracatta dilin önemini anlattıklarını, bunun üzerine OSTİM yönetiminin eğitim konusuna müspet yaklaşım sergilediğini belirtti. KOBİ’lere yönelik dil eğitimine ayrılması planlanan fonun bir müddet sonra kaldırılmasının aslında dış ticarete vurulan bir kelepçe olduğunu öne süren Dündar Uçar, Milli Eğitim’de uzun yıllar kökleşen dil anlayışının ticarette de yaşandığını ve bu durumun normal yapılması gereken ihracatı engellediğini kaydetti.
Dış ticarette istenilen seviyeye gelebilmek için dil eğitimine acilen ihtiyaç bulunduğuna vurgu yapan Dündar Uçar, “Sanayinin yükünü çeken KOBİ’lerimiz ihracat yapıyor. KOBİ’ler potansiyelleri doğrultusunda dış ticarette rol alabiliyorlar mı, hayır. KOBİ’ler için bu tür çalışmalar bir olmazsa olmaz sorunu olmalıdır. Ülkesini seven her kurum KOBİ’lere yabancı dil desteği için kolları sıvamalıdır. Türkiye’nin dış ticareti dışarıdan tercüman getirilip yabancı ellere teslim edilemeyecek kadar önemli” diye konuştu.
“Dil kriterimiz AB’ye engel”
Avrupa Birliği (AB) eşiğindeki Türkiye’nin dil bilirlilik konusunda çok eksiklerinin bulunduğunu da kaydeden Dündar Uçar, Cambridge’nin BULATS adındaki sınavının ‘AB Dil Standartları’nı ölçen bir sınav olduğunu ve bugün uygulansa özellikle bürokratlarımızın dil seviyelerinin çok düşük çıkacağını bildirdi. Uçar, AB’ye girildiğinde en az 50 bin kişinin tam manasıyla dil bilmesinin gerekliliğini dile getirirken devletin uluslar arası ölçülere göre bir tavır belirlemesinin şart olduğunu vurguladı.

Kaynak : 