2005 yılında hatırlayacaksınız, Telekomünikasyon Kurumu’nun cep telefonlarına yönelik başarılı bir çalışması olmuştu. Bu çalışma özellikle, kaçak cep telefonlarına karşı düzenlenmişti. Amacı da, devletin vergi kaybının engellenmesi kadar, cep telefonu sektörünün haksız rekabete maruz kalmasının engellenmesi ve tüketicilerin de garantisiz cihaz almasının önüne geçmek, yani tüketici haklarının korunmasıydı.
Gerçi işlemler bazı tüketicileri üzdü ama çıkan kaçak getirilen telefon sayısı konuya ilgi duyan herkesi şaşırtan boyutta oldu. O günkü rakamlarla Türkiye’ye giren 35 milyon cep telefonu cihazının 19 milyon adedinin kaçak olduğu ortaya çıktı.
Dediğimiz gibi bu perakende cep telefonu sektörü –ki bugün sayılarının bütün Türkiye çapında 12.000 bayiden oluştuğu düşünülüyor—açısından büyük bir rekabet sorunu teşkil ediyordu. Sektörün derneği Mobisad’ın Başkanı Murat Dursun bu konuyu şöyle ifade ediyordu :
Bir tarafta gümrük vergisi ödenmiş ve yasal telefonları olması gereken fiyatlarla satan bayiler. Diğer tarafta vergisi ödenmemiş, yasal olmayan yollarla ülkemize sokulması nedeniyle daha ucuz olan telefonlar. Tüketiciler 2 farklı bayideki rakamların farkına bakınca, yasal çalışan bayiyi “kazıklıyor” şeklinde yorumluyordu. Rekabet bozuluyordu.
Gerçi, bu telefonların garantilerinin olmaması problemdi ama maalesef ucuz telefon alan tüketicinin bu konuya ilgisi ve önemini anlaması, ancak telefonu bozulması durumunda, başına gelince oluyordu.
Olay 2005 sonunda ve 2006 boyunca süren bir takım işlemlerle kontrol altına alındı. Ama cep telefonu sektörünün tatlı karları hala bu konunun yasal boşluklarını arayanları motive ediyor gibi gözüküyor. İşte bu yazımızda size farklı bir kaçakçılık yöntemini anlatacağız.
Biliyorsunuz, Telekomünikasyon Kurumu’nun veri tabanına kayıt olmayan cep telefonları (yani gümrük vergisi ödenmemiş ve yasal olmayan), operatör tarafından belli bir süre sonunda bloke ediliyor. Bunun istisnası 2006 yılında, yurtdışından gelen kişinin yanında getirilen ya da postayla gönderilen “hediyelik eşya” kapsamındaki telefonlardı ve 1 adet getirilebilirdi.
300 Euro’nun üstünde olması durumunda % 10 vergi ödenen, aksi takdirde vergisiz ülkemize sokulan bu cihazlar gümrüğe kayıt ettiriliyordu. 2006 yılında bu şekilde Türkiye’ye gelen cihaz sayısı 114.000 olarak bildirildi. Bu sayının azalması amacıyla 1/1/2007’den itibaren kapsam daraltıldı ve yolcu yanında getirilebilen cep telefonları “Zati Eşya” olarak tanımlandı. Kayıt edildiği yer de artık gümrük değil Telekomünikasyon Kurumu (TK) oldu.
Zati eşya kapsamında ülkemize giren cihaz sayısının daha az olacağı sanılırken, eylül sonu itibariyle 9 ayda bu kapsamdaki cihaz sayısı 500.000 olarak raporlanıyor. Aynı hızla gittiği takdirde, sene sonuna kadar bu rakamın 700.000’e ulaşacağı da tahmin ediliyor.
Peki ama neden?
Aslında kaçakçıların bulduğu yeni yöntem son derece basit. Malum Kıbrıs seyahatlerinde pasaport kullanılmıyor. Bunun yerine bir giriş formu kullanılıyor. Bu form nüfus cüzdanı ile geçerli oluyor ve böylece Türkiye’ye kaçak cep telefonları, yasal gibi sokuluyor.
Pasaport temini daha zor olmasına karşın, nüfus cüzdanları çok daha kolay bulunabiliyor. Hatta bazı durumlardan nüfus cüzdanı sahibinin bu durumdan haberi bile olmayabiliyor. Nitekim Mobisad Başkanı Murat Dursun, böyle bir olayın Antakya’da meydana geldiğini bildiriyor.
Bu kişinin nüfus cüzdanı kullanılarak, Kıbrıs’tan gelmiş ve yanında bir cep telefonu getirmiş gibi kayıt yapılmış. Sonra cihaz çalınmış. Konu emniyete gidince, veri tabanına girilmiş ve bu kişinin nüfus kayıtlarına ulaşılmış. Ama kendisinin böule bir konudan haberi yok. Derneğimize başvurunca konu anlaşıldı.
Bu şekilde ülkeye sokulan cihazlar genellikle “High End” olarak adlandırılan çok fonksiyonlu ve dolayısıyla pahalı telefonlar.
Mobisad Başkanı Murat Dursun, bu şekildeki kaçakçılığın katlanarak arttığını ve önlem alınması gerektiğini söylüyor ve önerisini “Zati Eşya kapsamında ülkeye getirilecek telefonların 1 yılda 1 adet yerine 3 yılda 1 cihaz olması ve böylece düzenlemenin maksadına da uygun hale getirilmesi lazım” şeklinde özetliyor ve “her yıl cep telefonu mu değiştiriyoruz ki böyle bir hak tanınıyor” diye soruyor. Zati Eşya kapsamında getirilen telefonlara vergi alınmıyor.
Bu röportajın devamını Dursun ; Klonlama Hala Devam Ediyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 