Çok değil 6 ay öncesine kadar gerçekleştirdikleri ekonomik performansla tüm dünyayı imrendiren Asya’da büyük bir ekonomik kriz yaşanıyor.
Bölgede yaşanan en büyük huzursuzluk, hiç kuşkusuz ki ABD’de yaşanan krizin seri üretim ve ihracat yapan Asya ülkelerini etkilemesi olasılığıydı. Talepte kümülatif olarak meydana gelebilecek bir azalmanın Asya’da fiyat istikrarını bozacağı önceden beri biliniyor.
Örneğin, Endonezya’da, enflasyonu indirmeye yönelik bir girişim olarak geçtiğimiz Aralık ayında faiz oranlarında yapılan indirim bir işe yaramadı. Zira, Amerika’da, tüketici alışkanlıklarında son bir yıldır yaşanan değişiklik, daha doğrusu satın alma trendlerinde yaşanan şok edici azalma Asya ülkelerini tahminlerin ötesinde etkiliyor. Tabii, bunda ne yapacağını bilmeyen hükümetlerin de payı büyük.
Asya’yı etkileyen ekonomik sarsıntı öylesine etkin ki, örneğin bir Hindistan’da halkın artan gıda fiyatlarındaki artışı protesto etmek için sokaklara dökülmesinden, kimi ülkelerde üst düzey siyasetçilerin politika sahnesinden çekilmelerine kadar uzanan çetrefilli bir yol olarak karşımıza çıkabiliyor.
Dünyanın batısına paralel olarak enflasyonda yaşanan yükselme, kim ne derse desin, Asya’yı derinden etkileyen bir sorun olarak yaşanmaya devam ediyor. Batıda, enflasyon ile mücadelede başvurulan, büyüme hızını düşürme ve buna paralel olarak ücretlerde daha muhafazakar bir politika izlenmesi metodu Asya hükümetlerini kara kara düşündürüyor. Zira, artan ihracata paralel olarak artan refah seviyesi, Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, bu ülke insanlarını elde ettikleri bir takım yaşam standartlarından feragat edemez bir pozisyona getirmiş bir durumda.
1994 yılından bu yana ciddi şekilde petrol ithal eden ülkelerden biri konumuna gelen, dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de, enflasyon ile mücadele eden hükümet aylardan beri sürdürdüğü çabalarına karşın tüketici fiyatlarında oldukça küçük oranda gerçekleşen düşüş ile avunmak durumunda. Aynı şekilde, bölge ülkeleri Hindistan ve Pakistan’da, ekonomik belirsizliklere paralel olarak yaşanan enflasyon, çok yakın bir tarihte ücretlerde herhangi bir yükselmenin yaşanmayacağını gösteriyor.
Asya ülkelerinde yaşanan enflasyon baskısı Frankfurt’tan Washington’a kadar uzanan geniş bir mecrada ciddi yankılar buluyor. Tüm bunlara paralel olarak Brezilya Merkez Bankası faiz oranlarını yükselttiğini açıklarken, Türkiye Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminlerinin daha şimdiden aşıldığını tüm dünyaya ilan etti.
Tüm dünya, ekonomik krizin en önemli etkenlerinden olan petrol ve gıda fiyatlarında yaşanan artışın sancısını yaşarken, bazı ülkeler bunu iliklerine kadar hissediyorlar. Örneğin, gıda fiyatlarında yaşanan artış bir Güney Korel için tüketici fiyatlarınıi % 14 etkilerken, bu oran Çin’de % 33, Hindistan’da ise % 57 ile dayanılmaz düzeylere erişebiliyor.
Asya ülkelerinde yaşanan sıkıntının bir ayağını, yıllardan beri istikrarsız bir şekilde yürütülen döviz değişim oranları ile açıklayan ekonomistler, ayrıca hükümetlerin, devamlılık arz etmeyen ekonomi politikalarının etkilerinin de yaşanan sıkıntılarda göz ardı edilemeyeceğini belirtiyorlar.
Soğan fiyatlarında yaşanan yükselme dolayısıyla politikacıların koltuklarından olduğu Hindistan’da halk, onlarca yıl sonra yeniden başgösteren bu boyuttaki bir kriz ile beraber sesini yükseltmeye devam ediyor. Kamuya ait araçlarla sadece 1 memurun bir yerden bir yere gitmesinin lüks olduğunu düşünen halk, aynı aracın bir kaç memur tarafından ortak kullanım ile değerlendirilmesini istiyor. Aslına bakılırsa, yaşanan ekonomik kaybın yanında karbonmonoksit salımını artırması dolayısıyla ‘fayda’yı büyük ölçüde maksimize edebilecek bir yaklaşım Hindistanlılarınki. Pek çok devlet ve halkının örnek alması gereken modern bir yaklaşım.
Her ne kadar sembolik görülse de ekonomide gerçekleştirilebilecek bir takım değişikliklerle bir takım etkin ve faydalı uygulamalar sağlanabilir. Sadece kamuya ait araçların efektif kullanılmalarının dışında, örneğin, İstanbul gibi insanlara saçlarını başlarını yoldurtabilecek bir trafikten, yine insanların tek başlarına kendi araçları ile seyahatleri yerine toplu taşım araçlarının kullanımları özendirilerek çok büyük tasarruflar gerçekleştirilebilir.
İş dünyası için konuşursak, özellikle şehirlerarası çok sık seyahat ederek hem zaman hem de büyük ekonomik kayıp yaşamak yerine video konferans benzeri internet seçenekleri değerlendirilerek döviz, enflasyon, faiz kıskacındaki ekonomiyi biraz ferahlatmış oluruz. Ne dersiniz?

Kaynak : 