Bugünkü elektrik kesintisi konusunda belirsizlik sürüyor. Hükümet ya da ilgili Bakan olan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanından duyduğumuz tek şey “araştırıldığı” yönünde. Konuyu anlatması için TV’lara çıkan uzmanlar ise, TV spikerlerinin sürekli “yani neden kesilmiş”, “yani kötü yönetim mi?” gibi sorularla nedeni aydınlatmaya çalışmalarına karşın, uzmanlar ser veriyor, sır vermiyorlar.
Duyduğumuz tek şey “frekans”. İyi de frekansa ne olmuş? Ya da durup dururken mi bozulmuş !!!!
Sabah olayın meydana geldiği saatlerde, biz de frekansa daha doğrusu “senkronizasyon bozulması”na işaret etmiştik. Hem de daha kimsenin açıklama yapmadığı saatlerde. Ama acaba bu “frekansların senkronizasyonu” ya da bir frekans neden bozulur?
Herkesin anlayabileceği basitlikte anlatalım; Elektrik sistemini şudur;
- Evlerde 220 Volt kullanırız
- İşyerlerinde 380 volt
- Trafolar 10.000 ya da 34.500 volt
- Şehirler arası iletimde 384.000 ya da 400.000 volt taşınır.
Santrallar ise voltundan bağımsız olarak 50 Hertz frekansta salınırlar. 1 Santralın 1 derece bile değişmesi, sistemi bozar. Enerjinin birbirini yok etmesine neden olur. Faturamızdaki “kayıp/kaçak” satırının “kayıp”ı budur.
Ama 2 birbirine bağlı santral düşünelim; senkronizasyonları bozulduğunda, büyük olan küçük olanı yakar. Bu nedenle tüm santrallar adeta “horon teper” gibi 50 Hertzde salınırlar.
Senkronizasyonun GPS Uydularından Yapılması Ucuz ama Güvenli mi?
Enterkonnekte sistem ise, çok kaynaklı ve çok taşıyıcılı sistemdir. Merkezi otomatik olarak yönetilir. Santralların senkronizasyonu GPS uydularından clock alınarak sağlanır. Hangi sinyal ne kadar zamanda gelmiş bulunarak hesaplama yapılır. Bu ucuz olan yöntemdir (GPS anteni ucuzdur).
Daha pahalı ve daha güvenli olan yöntem ise fiber kablodur (ve ülkemizde eksik olan yöntem). Dışarıdan müdahelenin daha sınırlı olduğu bir yöntemdir.
Ama GPS’den gelen saat bilgisi bozulursa, santralın senkronizasyonu bozulur. Şöyle bir şey anlatalım; savaş zamanında GPS uydularının bilgileri, düşmanın füzeleri yanlış yere gitsin diye bozulur. Mesela Körfez Savaşında GPS kaydırması yapılmıştı. Dost ülkelere değişiklik miktarı bildirilir. Herkes hesaplarını ona göre yapar ama düşman olanlar bilmez.
Yani clock ile oynayan bütün sistemi darmadağan edebilir. GPS’den alınan clock saniyede 50 kere salınan 220 voltluk bir sinüs dalgası yaratır.
Bunu da bozmak ya da sistemi hacklemek mümkündür. Sisteme girmek ya da verici kullanmak yoluyla saat bilgisini bozmanız mümkündür. Offset çeperleri değiştirilirse, enterconnekte sistemin senkronizasyonu da bozulur.
Bu da frekansı bozulmuş santralın ürettiği enerjinin, enterkonnekte sistem tarafından baskılanmasına neden olur, eğer koruma sistemleri (santralın kendi koruması ya da entegre sistemin koruması) yoksa santralın yanmasına kadar gider. Türkiye’de bu tür korumayı sağlayan 14 indirme merkezi bulunuyor.
Tabi bir de mühendislik tasarımında hata olabilir. Ama olsaydı sistemde irili ufaklı kaynaklar var. Mesela Çırağan Sarayı kendi elektriğini 620 KW olarak üretir ve bunu ısıtma, soğuk su ve sıcak su için kullanır. Ama bu üretimi önce enterkonnekte sisteme verir, sonra geri alır. Eğer mühendislik hatası olsaydı, buna benzer küçük kaynakların patır patır yanması gerekirdi ama biz bunu değil, sistemin tamamının çöktüğünü gördük.
Scada Sisteminden Giriş Yapılıp mi Hacklendi?
Bu arada gayri resmi bir duyuma göre, Scada sistemlerindeki dışa açık bir panelden giriş yapılıp, şebekenin shutdown yapıldığı bildiriliyor. Ancak kaynağımız konuyu daha çok araştırdıktan sonra
Zaten bizim anladığımız, 4-5 tane üretim noktasından saldırı olmuş olabileceği. bir santralın koruma sistemlerini devre dışı bırakmış olabnilir. koruma sistemi çalışmıyorsa, iş büyüyerek diğer santralları indirebilir. Buna da “avalange effect (çığ etkisi)” deniliyor.
Sonuç olarak
Hepimizin uyanık olması ve soru sorması gereken bir çağdayız. Bugün olay bir siber saldırı değilse, yarın olacak. Bunun örnekleri önümüzde.

Kaynak : 