Microsoft bir süre önce BKB platformu adlı bir oluşuma destek vererek, sektörün yerli bilgisayar yapımcılarından tepki toplamıştı. Kendilerini “Ismarlama Bilgisayar” yapımcıları olarak adlandıran yerel firmalar, o günlerde Microsoft’un “Bilinçli Kullanıcı Platformu (BKB)” adını taşıyan ve özellikle bu tür ısmarlama makineların kopya yazılımı arttırdığı düşüncesiyle desteklediği düşünülen platformu protesto etmişlerdi.
Ancak Microsoft’cuların “kopya yazılım” sorunu bitmiyor. Bu konuda BSA ile öncülük ettikleri çalışmalara ek olarak, bilgisayar üreticilerine yönelik de bir proje ürettiler. 2 ay önce açıkladıkları ve “Geleceğin markaları” adını taşıyan bu proje ile Microsoft, yerel markaları destekleme kararı aldı. Eğitim, pazarlama gibi alanlarda destek anlamına gelen bu proje ile ilgili olarak Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Selim Ellialtı ile görüştük.
Turk-internet.com : Microsoft’un “Geleceğin Markaları” Projesini ilginç bulduk. Projenizin amacı neydi?
Selim Ellialtı : Dinamiklere bakınca bilgisayar pazarı markalar bazında gelişiyor. İsimsiz markaların şansı azaldı.
2001 krizi sonrası maliyet endişeleri ile sistem dışına taşmalar oldu. “Ne kadar ucuza mal edersen o kadar iyi” düşüncesi egemen oldu. Ancak toplama bilgisayarların sektörde artması haksız rekabete neden oluyor. Markalı bilgisayarın faturası, KDVsi, lisans fiyatları düşünülürse ne demek istediğim anlaşılır.
turk-internet.com : 2001 kriz dönemini mi kastediyorsunuz? O dönem özellikle çok uluslu firmaların bilgisayar satışlarında esnekliği kaldırmaları nedeniyle, biliyoruz ki, Türkiye çapında bilgisayar toplayan firma sayısı 7500’lere kadar yükseldi. Sistem dışına taşma ile kastettiğiniz bu mudur?
Selim Ellialtı : Eskiye göre, bir dönem masaüstünde fiyat, esneklik gibi nedenlerle markasız bilgisayarlara doğru yönelme oldu.
Ancak notebookların yaygınlaşması ve regülasyonun artması ile yeniden markalıya doğru bir gidiş var. Türkiye’deki Türk markalarının ciddi avanatjaları var. Türkiye’de Türk markaları daha büyük. Casper, Exper, Vestel, Beko gibi markalar iyi işler yapıyorlar. Ciddi ve modern üretim yapıyorlar. Ciddi pazarlama gücü ve finansman gücüne sahip oldular. Hergün boy boy reklamlar ve kredi kartına uzun taksitler yapabiliyorlar. Pazarda teknoloji mağazacılığının artması da buna katkıda bulundu.
Tedarik zincirinde artık bir değişiklik var. İnsanlar görerek almayı tercih ediyorlar. Güvendiği yerden alıyor. Mali imkanlar yani çok uzun vadeli taksitler yapılıyor. Dolayısıyla markalı ürünlerin Pazar payları artıyor.
turk-internet.com : Kaç firmayı destekliyorsunuz? Şu anda Türkiye’de kaç bilgisayar üretici markası var?
Selim Ellialtı : Türkiye’de akredite olmuş, uluslar arası kontratla çalıştığımız 9 marka var. Yeni gelişmeye aday 17 markayı ise destekliyoruz. Bunlar yarının büyük markaları olmaya aday firmalar.
turk-internet.com : Uluslar arası kontrat ne demek? Kimlerle bu tür kontrat yapıyorsunuz?
Selim Ellialtı : Belirli bir iş hacmi olan ve yaygın kanal yapısına sahip, düzenli büyüyen, bilinirliği olan markalarla bu tür kontratlar yapıyoruz.
Geleceğin markasında aradığımız özellik ise, niyet yani uzun vadede bu işe yatırım yapmayı düşünmek. Vizyoner bir yönetim kadrosuna ve yaklaşıma sahip olmak.
Bu tür firmalarla biraya gelip, pazarı büyütmeye çalışıyoruz.
turk-internet.com : Sonuç olarak bu tür marka olabilecek sadece 17 firma mı var?
Selim Ellialtı : 17 değil, daha fazla firma var ama bazıları platformda rakibi yer alıyor düşüncesiyle girmek istemedi. Çünkü bu 17 firma, reklamlara birlikte çıkıyor.
turk-internet.com : Ne tür destekler veriyorsunuz, reklam desteği dışında?
Selim Ellialtı :
Bilinirlik, daha profesyone iş yapmak gibi konularda destek oluyoruz özetle.
Bilgisayar sektörünü bir üçgen gibi düşünelim. Biz bu üçgeni katmanlara ayırıyoruz. En üstte IBM, HP gibi büyük çok ululu firmalar var. Bunların altında OEM işortağı olan büyük Türk firmaları yer alıyor. Onun altında da irili-ufaklı yapımcılar var. Biz bunlar da katmanlara ayırıyoruz. aylık 5-10 üreten, 10-50, 50-100 ya da 150-250 üretenler var.
Biz herhangi bir tercih yapmıyoruz. Tüm dünyada iş yapmaktayız. Niyetimiz pazarı büyütmek. Kanalın regüle olmasını istiyoruz. Haksız rekabetin engellenmesini istiyoruz. Şu anda pazarda % 82-90 gibi lisansız satış yapan firma var.
Türkiye’de PC satmak için Sanayi Bakanlığı’ndan üretici belgesi almak lazım. Bu da kendi markanız olması, garanti kartı filan vermeniz anlamına geliyor. Bunun için yapılan masraflar var. Bunları yerine getirmeden Pc yapımcısı olmak haksız rekabet anlamına geliyor.
Bu tür firmalar biz sipariş üzerine makine yapıyoruz diyerek işin içinden sıyırılıyorlar. Böylece “garanti veriyoruz” da diyorlar ama aslında makine başına değil, parça başına garanti veriyorlar. Buna neden olarak da müşterinin siparişini gösteriyorlar. Belli bir konfigürasyon yerine müşteri şu şu parçaları istiyorum diyor.
Eğer tek makineyı bir kişi kendisi için yapıyorsa tamam ama yılda 800-1000 makine yapıyorsa bu artık sipariş usülü çalışmak anlamına gelmiyor.
Bu üretimi yaparken de maliyeti aşağı çekmek için hem KDV kesmiyor, hem de yazılımı kopya kullanıyor. Yani bu şartlarda müşteriye sağladığı avantaj, kanunlara uygun değil. BKB reklamları da bunu anlatıyordu.
turk-internet.com : Bu yeni projenize katılan 17 firmaya, pazarlama ve tanıtım desteği dışında başka olanaklar mesela daha indirimli Windows ya da Ofis yazılımı veriyor musunuz?
Selim Ellialtı : Pazarlama desteği veriyoruz ama indirim vermiyoruz. Zaten veremeyiz çünkü Pazar lideri olduğumuz için haksız rekabete girer. Tüm dünyada işletim sistemi fiyatımız sabittir. Özel fiyat uygulaması yok.
Türk pazarında daha fazla PC markası olsun, çeşitlilik artsın istiyoruz. Türk firmalarının etkinliklerini arttırmalarına katkıda bulunacağız. Firmaların kendilerini sürekli geliştirerek bir üst lige çıkmasını sağlamayı istiyoruz.

Kaynak : 