TelecityGroup Türkiye Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Narin ile söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Önceki bölümleri;
- Emre Narin : Sadece Hosting’i Satın Alan Telecity Group 3,5 Milyar Pazar Değeri olan Bir Firma – 1
- Emre Narin : Çok Uluslu Veri Merkezi Firmalarının Dünya Yatırımları Milyar $ Düzeyinde – 2
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Telecity Group veri merkezi konusunda çalışan bir grup olduğu için, sektörde 5-6 aydır tartışılan “ortak veri merkezi” projesi konusuna nasıl bakıyorlar merak ettik.
turk.internet.com: Emre Bey daha önceki bölümlerde hem şirketinizi hem de Türkiye’deki durumu konuştuk. Benim sormak istediğim bir konu şu; geçen yıldan başlayarak kamu şirketlerinin ortak bir veri merkezinde toplanması konuşulmaya başlandı. Tabi ortak toplanması tasarruf açısından harika bir durum ama bunu yine kamunun kendisinin yapacağı konuşuluyor. Burada bir sorun gören birçok kişi var, siz nasıl görüyorsunuz?
Emre Narin: Şimdi, kamunun hem gösterdiği hizmet faaliyetleri hem de bilgilerinin gizliliği açısından iyi bir veri merkezi, dünya standartlarında bir veri merkezi olması fikri fikir olarak güzel. Ama kamudaki faaliyet alanlarına baktığınızda ve ihtiyaçlara baktığınız zaman aslında kamudaki farklı kurumların çok farklı veri merkezi ihtiyaçları olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla aslında bunu bir bütün olarak değerlendirmek yerine ihtiyaçların belirlenip buna göre de birden fazla veri merkezinin birden fazla farklı yapılara hizmet ediyor olması bana kişisel olarak çok daha mantıklı geliyor açıkçası.
Ama bütün bunlardan önce şunu söylemek lazım, bunun stratejisinin çok doğru ortaya konulması lazım. Veri merkezi aslında işin sonucunu ifade ediyor. Şunu demek istiyorum; İrlanda’da mesela bir ‘Goverment CIO’ diye bir kavram var. Yani bildiğiniz ülkenin veya devletin ihtiyaç duyduğu bilişim teknolojileri, stratejilerini belirleyen bir departman, bir yapı var.
Önce benzer bir yapıyı kurup, o yapının ihtiyaçları doğru belirlenmesini sağladıktan sonra o ihtiyaçlara göre, yani one-size-fit-all mantığını bir kenara bırakıp, ihtiyaçlara göre zaman çizelgesine göre farklı veri merkezleriyle bu ihtiyacı gidermek mümkün. Ben SGK’nın ihtiyaçlarıyla Maliye Bakanlığı’nın ihtiyaçlarının, Başbakanlıkla Polis Teşkilatı’nın ihtiyaçlarının çok farklı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bunun tek bir merkezde birleşmesinin açıkçası biraz ‘hayalcilik’ olduğunu düşünüyorum. Olması gereken yapının da bu olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Veri merkezinden sağlanacak tasarruf onun tek bir veri merkezi yapılıp yapılmamasından bağımsız bir şey. Aslında dünyada veri merkezlerinin tasarruf bileşenleri çok belli. Dolayısıyla siz o veri merkezini çok küçük de dizayn etseniz çok büyük bir veri merkezi de dizayn etseniz aynı tasarruf bileşenlerine ulaşma şansınız var, yeter ki dediğim gibi bu ihtiyaçlara göre belirlensin.
Çok kaba bir örnek vereyim, siz 30 MW’lık bir veri merkezi dizayn edebilirsiniz. Bunu bütün sertifikasyon standartlarıyla yapabilirsiniz ve günün sonunda bunu yüz milyon dolara mal edebilirsiniz. Ama acaba her kurum aynı sertifikasyon yapısına ihtiyaç duyuyor mu? Her kurum aynı güvenlik yapısına ihtiyaç duyuyor mu? Her kurum aynı yedeklik yapısına ihtiyaç duyuyor mu? Bence bu çok büyük bir soru işareti. Siz kurumları klasifikasyona sokup güvenlik boyutları üst düzeyde ihtiyacı olanlar için başka bir dizayn, güvenlik ihtiyacı değil ama hız ihtiyacı olanlar için başka bir dizayn yapabilirsiniz.
Aslında Telecity Group’un İngiltere’deki yapısı buna çok güzel bir örnek teşkil ediyor olabilir. Çok farklı bir noktadan gireyim olaya, Londra’da Telecity Group’un toplam yedi tane data center’ı var. Bir tanesi finansal merkezde yer alıyor. Çok daha fazla telko operatörünü içinde barındırıyor. Çünkü bütün bankalar ve finansal kurumlar için bağlantı çok çok önemli bir durumda. İki, erişilebilirlik çok önemli bir durumda. Dolayısıyla siz bankaların head quarterlarına merkezlerine çok yakın bir yerde veri merkezi kurarsanız bunun arsa değeri yapı değeri çok daha üst boyuttadır ama siz o kurumlara ona göre hizmet verip ona göre fiyatlandırma yapabilirsiniz.
Oysa başka bir kurumun çok daha fazla yere, data saklamaya ihtiyacı vardır ama ulaşılabilirlik ve erişim onlar için ikinci plandadır. Güvenlik çok daha önemlidir. Dolayısıyla siz çok daha güvenliği üst boyuta çıkarılmış ama erişilebilirliği çok daha düşük olan şehrin yarım saat arama mesafesinde bir yere kurarsınız bu data centerı. Ama bu data centerı maliyetleri çok daha az bir şekilde yapabilirsiniz.
Dolayısıyla Telecity de bunu çeşitlendirerek farklı kurumlara, farklı segmentlere farklı verticallara farklı hizmetleri farklı fiyatlarda sunmak lüksüne sahip oluyor. Aslında bence devletin veya kamu kurularının yapması gereken strateji de bir miktar bununla paralellik gösterebilir. Şunun anlaşılması çok önemli, bir metrekare maliyetli bir veri merkezini atıyorum, bin dolara da yapabilirsiniz beş bin dolara da yapabilirsiniz.
Yedekleme ihtiyacını N+2 diye tanımladığınız zaman, o veri merkezinin maliyeti standart bir veri merkezinin üç katına çıkıyor olabilir. Ama sizin buna ihtiyacınız var mı yok mu bu önemli bir kriter. Çünkü sadece veri merkezini yapmaktan bahsetmiyoruz. Veri merkezini operate etmekten bahsediyoruz. Bu çok önemli bir şey.
Yani size önümüzdeki yirmi yıl boyunca bir veri merkezinin maliyeti yapı maliyetinin çok daha üstünde bir şekilde operasyon maliyeti olarak geri dönecektir. Dolayısıyla bunu iyi hesaplamak lazım. Atıl kapasitelere fazla yer vermemek lazım. Bir şeyi çok büyük düşünebilirsiniz ama yirmi senede dolduramayabilirsiniz. Ama bu size standart costları aynı kalacaktır veri merkezinin ve bu çok ciddi bir boyut getirebilir. Çok yönlü.
Söyleşinin son bölümünü ve videosunu yarın yayınlayacağız.

Kaynak : 