Dünya ekonomik Forumu ‘Avrupa ve Orta Asya’ toplantısı dün İstanbul Swissotel’de start aldı. Dünya çapında etkileri görülen küresel finansal krizin ele alındığı, Avrupa ve Asya’dan bir çok devlet adamı ile ekonomistin katıldığı toplantılar daha ilk günden bir takım aksaklıklarla başladı. Toplantıları izlemek isteyen bazı basın mensupları ‘önceden kayıt yaptırmadıkları’ gerekçesiyle yer olduğu halde oturumlara alınmadılar.
Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile kabineden önemli isimlerin katılıyor olmaları sebebiyle geniş güvenlik önlemlerinin alınması dikkati çekti. Toplantılarda, ‘Krizden doğan iş olanakları’, ‘jeopolitik hareketler ve siyasi işbirliğinde güveni yeniden inşa etme’, ‘enerji ve kaynak güvenliği’, ‘Orta Asya: işbirliği çerçevesini ve dünyadaki yerini yeniden tanımlamak’, ‘Türkiye ve ülkenin bölgedeki liderlik rolü: Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasında köprü olması’ konuları gerçekleştirilecek paralel oturumlarla ele alınacak.
Öte yandan, aynı saatlerde İstanbul’un, bir başka noktasında KAGİDER Kadın Girişimciler Derneği tarafından düzenlenen “Küresel Kriz Türkiye’yi Nasıl Etkileyecek? Bankacılık Sektörünü Gelecekte Ne Gibi Gelişmeler Bekliyor?” konulu toplantıya konuk olarak katılan Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ekonomide yaşanan gelişmeler konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Bankacılık sisteminin sağlıklı çalışmasının önemli olduğunu belirten Ersin Özince, bu açıdan asgari müşterekte buluşulması gerektiğini söyledi. Özince, bankaların, mevduat sahiplerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerektiğini ifade ederken, bankaların birincil görevlerinin kaynak aktarmak olduğunu ve öncelikle mevduat sahiplerine paralarını ödemeleri gerektiğini de hatırlattı.
Bankaların, kendilerine uzun vadeli mevduat gelmesi durumunda uzun vadeli kaynak kullandırabileceğine işaret eden Özince, şu an için böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledi ve “Konut kredilerinde taşıma suyla değirmen dönmez, çünkü uzun vadeli kredi yok” diyen Özince, tasarrufların vadelerinin uzatılması konusunda ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.
Sermaye piyasası oluşturulması konusunda da ciddi sıkıntılar olduğunu belirten Özince, bu sürecin tamamlanmasını beklemek gerektiğini söyledi.
“Krize ne yapmalı” sorusuna, Özince, mali sistemin büyük bölümünü bankacılık sektörünün oluşturduğunu ve psikolojik olarak sektörün itibarının korunması gerektiğini belirterek karşılık verdi. Bankacılığın enkaza dönüştürülmesi durumunda bir daha kurtarılamayabileceğini ifade eden Özince, piyasalarda ‘yapıcılığın’ sadece Merkez Bankası’ndan beklenmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’de, çok ciddi bir dış ticaret açığı olduğuna işaret eden Özince, bunun, alışveriş merkezi inşa edilerek değil, üretime odaklanılarak aşılabileceğini söyledi.
“İstikrara mutlaka katkıda bulunmamız lazım” diyen Özince, bankacılık sektörü olarak devlet ile temas halinde olduklarını ifade etti. Bankacılık otoriteleri tarafından ‘Yüzyılın en önemli ekonomi olayı’ olarak adlandırılan BASEL’in, kabul edilmesiyle bankacılıkta güçsüz olanların ayıklanması yolunun açıldığını belirten Özince, yeniden düzenlenen bankacılık kanunları gereği devletin, el koyduğu bankaların sahiplerine çok ciddi sorumluluklar getirdiğini söyledi.
“Krize çareyi sadece Türkiye değil, dünya arıyor” diyen Ersin Özince, ‘özelcilik’ten ‘devletçilik’e doğru bir kaymanın görüldüğüne işaret etti ve krizin etkilerinin dalga dalga kurumsal firmalara geleceğini belirtti. Özince, bunun, piyasalarda güven oluşmasının ardından biteceğini ve şirketlerin itibarlarını geri alacaklarını düşündüğünü söyledi.
İş Bankası olarak ciddi birikimi olan bir sermaye grubu olduklarına işaret eden Özince, önceliklerinin finans sektörü olduğunu söyledi.
‘Tüketicilere kapılar açık mı’ sorusuna; “kapılar henüz kapanmadı, ancak, likiditeye paralel olarak tüketici kredileri daralabilir” şeklinde karşılık veren Özince, ‘IMF ile birlikte olursak başarılı oluruz’ şeklindeki yaklaşımın çok iddialı olduğunu söyledi.
Kuruluşunda emeği olan bir ülke olarak Türkiye’nin, IMF’den talepte bulunma hakkının bulunduğunu belirten Özince, yaklaşan seçimler dolayısıyla harcanacak paranın bizzat halk tarafından takip edilmesi gerektiğine işaret etti.
Konut finansmanının Türkiye için çok akıllı bir girişim olduğunu belirten Özince, Türkiye’nin göreceli olarak iyi bir konumda olduğunu söyledi. Türkiye’de, çok ciddi bir ‘girişimcilik ruhu’ bulunduğunu belirten Özince, yabancı bankacılık sermayesinin korkuyla baktığı alanlara taşıdıkları güven dolayısıyla girebileceklerini ifade etti.
“Biz burada şikayet ediyoruz, ancak dışarıdaki durum bundan bin kat daha kötü” diyen Özince, ciddi politikalar uygulanması durumunda Türkiye’nin, krizden çok güçlü çıkabileceğini söyledi.
Toplumda, kadın girişimcilerin rolünü, etkinliğini artırmak gerektiğine işaret eden Özince, bunun için sermaye piyasasının kullanılması gerektiğini belirtti. Özellikle, iyi girişimcilerin kredi dışında sermaye piyasası uygulamalarıyla da desteklenmesi gerektiğini ifade eden Ersin Özince, belediyelerin, kömür ve gıda gibi yardımlar yerine girişimcilere destek olmalarının çok daha makul olacağını sözlerine ekledi.



Kaynak : 